• Yarı otobiyografi, yarı kitap incelemesi.
    Buram buram 90'lar kokan bir kitap...
    Kitabın tanıtımında yazdığından tekrar saymayacağım ama ‘İşler Güçler’ ‘Çalgı Çengi’ gibi yapımların altında imzası olan Selçuk Aydemir’den tam bekleyebileceğim bir kitaptı. Son derece samimi ve o kadar tanıdık bir yanı var ki kitabın... Anlatamam... Yok aslında anlatırım ya. Bir deneyeyim en azından.
    90 doğumlu olarak sokakta çocukluğunu yaşayan tüm kuşağa sesleniyorum: Bu kitabı tereddütsüz okuyun eminim ki beğeneceksiniz. Kitap okumak sadece okuma eylemi ile kısıtlandırılamaz, aynı zamanda bir yolculuktur. Ve bu kitap sizi nostaljik tramvayla teee çocukluğunuza götürecek net.

    Okurken bir yandan da düşünmedim değil. Daha 9 yaşında bir çocuğun aklına bunların gelmesi normal mi? Sonra kendi çocukluğum aklıma geldi. Ben de yaşımdan ve tabii ki boyumda büyük işlere kalkışırdım her zaman. Evin en küçüğü olmam sebebiyle ben çabuk büyümek zorunda kaldım. Sanırım bu zorunluluk aynı yaş aralığında (testlerde yaşınızı sorarken genelde 25-34 tür bu aralık) olan herkes için geçerli. Biz çocukken bir başkaydık be! Büyümüş de küçülmüş bir nesildik. Şimdiki nesil 12 yaşında bile küçük muamelesi görüyor. Biz öyle miydik? Misal bizim komşu, çocuğunu 7. Sınıfa kadar okula kendi getirip götürdü. Tamam zaman kötü ancak okul yolu çok güvenli, mesafe maksimum 10 dk. öğrenci seline kapılıp güvenle gidersin okuluna. Hep takılırdım komşuya ben 2. sınıftan itibaren kendim gidip gelirim, hem de benim okulun olduğu sokak kamyondan geçilmez her hafta kaza olan mimlenmiş yollardan biriydi, burası daha güvenli, bırak çocuğu diye. Biraz da zamane çocuklarına iş düşüyor sanki burada. Ben 2. Sınıf diye hatırlasam da anneme göre 1. sınıfın 3. günü 'kendim giderim ben büyüdüm yolu biliyorum' diye basmışım isyanı. Şimdi ise ablam çocukları evin altındaki markete gönderirken iki kere düşünüp pencereden takip yürütüyor. İşin komiği ben de öyle davranıyorum.

    Kitabı okurken çocukluğumda hüplettiğim o macunlar, meybuzlar, göz yaşartan sakızların tadı ağzıma ağzıma geldi. Al sana Nihat Hoca’ya sorulacak 10 numara 5 yıldız soru: Hocam kitap okurken çocukluğuma döndüm ve yediğim meybuz gibi gıdaların tadı ağzıma geldi. Orucum bozulur mu?
    Yazarla aramdaki yaş farkından olsa gerek kitapta geçen bazı şeyler bana yabancı olsa da (for example:Amiga ney la?) kendi çocukluğumdan da bir kuple parçacıklar bulmadım değil.
    Sanırım küçükken ben de baya kafa yorduğumdan en hoşuma giden kısımlar da para kazanmak için bulunan yöntemler oldu. 9 yaşında değil de 10-11 yaşlarında ticarete atılmıştım.(Biraz iddialı bir laf oldu bu, kabul) Bir arkadaşla artık oynamadığımız oyuncakları parkta satalım demiş ve yapmıştık da. Sonraki yıllarda baktım tam bizim köşede başka birileri oyuncaklarını satıyor. Resmen bir akım başlatmışım, ben de mi yazsam bi kitap?

    Son olarak seni sevdim Selçuk Aydemir. Kuzenini de pek severdim zaten:)
  • Doksanları sevenler ve özleyenler, çocukluklarını ya da gençliklerini doksanlarda yaşayanlar bu kitapta çok şey bulacaklar. Selçuk Aydemir takipçileri aşağı yukarı nasıl bir üslupla karşılaşacaklarını tahmin edebilirler. Yaptığı sinema filmleri (Çalgı Çengi 1-2, Düğün Dernek 1-2), dizileri (İşler Güçler, Kardeş Payı) yapacaklarının teminatı, bir de böyle düşünün :))
    http://www.bumesele.com/...slar-selcuk-aydemir/