• https://www.youtube.com/watch?v=3tq5TLpHtzQ
    Beethoven'ın "Ay ışığı sonatı" eşliğinde başlayalım.

    Önemli bir tiyatro oyununu izlemeye gittikten sonra eğer oyunu anlayamadıysam, oyunun kitabını okur bir daha giderim tiyatrosuna. Ya da tam tersi; kitabı okur, tiyatroya gider bir daha kitabını okurum :) Ay ışığında şamata da benim için öyle bir kitap oldu. Yıllar önce, çocukluğumda oyununu izlemiştim ama hatırımda kalmadı doğal olarak, çok zaman geçti. Yakın zamanda kitabını okudum ama kişiler, karakterler, konu, iki perde geçişi -ara oyun-, olaylar bende çok oturmamıştı ve beğenmemiştim kitabı (Hatta kitabı okuduktan sonra da kitaba 5 puan vermişim). Sonunda Şehir Tiyatroları'nda oyunu izledim. Bu kez anladım ve çok beğendim. Bugün kitabı da bir kez daha okuyunca kitabı da beğendim tabi :)

    Çalışkur Apartmanı'nda yaşayan apartman sakinlerinin ilişkilerini, aile içi hayatlarını ve diğer kişilere eleştirisel bakışlarını gözler önüne seren bir oyun/kitap. Haldun Taner iki perde ve bir ara oyun şeklinde yazmış bu oyunu. İlk perdede apartman sakinlerinin asıl yaşamıyla ilgili bölümü görüyoruz ve ilk perde sonu... Seyirciler arasındaki dört kişi oyunun kısalığından ve oyundan memnuniyetsizliklerinden bahsederken; oyun ve oyuncular ile ilgili eleştiriler yaparlar. Kürtajdan zengin olan doktor, aşırı disiplinli apartman yöneticisi, eniştesiyle ilişki yaşayan kadın, mahalle bekçisiyle ilişkisi olan dul kadın, her şeyi rüşvetle halleden Bay Çalışkur, yurt dışında yaşayıp Türkiye'nin kötü yönlerini vurgulayan karı-koca çift eleştirilerin odağındadır ara oyunda... Seyirci rolündeki kişilerin eleştirileri dikkate alınarak ikinci perde o şekilde oynanıyor ve öncesi-sonrası gibi düşündüğünüzde gayet komik bir hal alıyor.

    Öncelikle tiyatrosuna gitmenizi tavsiye ederim (bu biraz imkan meselesi, her yerde oynanmıyor tabi ki), akabinde de zaman kaybetmeden kitabını okuyunuz efenim. Her ne kadar Şehir Tiyatroları'nda metnin bir iki bölümü kaldırılmış olsa da gayet güzel bir oyun olmuş. :)
  • "Bizimkinin adı da 'Alınteri' apartmanı. Ama temelinde bir damla alın teri varsa kellemi keserim. Olsa olsa, korku teriyle kurulmuştur."
  • Ayışığında Çalışkur'uTürk Öykü geleneğinin dışına çıkılarak kaleme alınmış,bir öykü olarak tanımlamak hiç de yanlış olmaz sanırım.Teknik açıdan ve kullanılan dil bakımından oldukça farklı bir yerde durur.Öyle ki;bu duruş nedeniyle dönemin Edebiyat çevrelerinden ve öykü okurlarından çoğunlukla olumsuz olmakla birlikte ciddi tepkiler alır.
    Öykü,tema ve olay örgüsü bakımından örnekleriyle nisbeten ayrışsa da,bu yönüyle diğer yazın örneklerinden çok büyük farklılık göstermez aslında.Kitabın ilk kısmında Çalışkur Apartmanı sakinlerinden,rüşvetçi işadamı, kürtajcı doktor,ahlaksız bekçi,kocasını hemşehrileri olan bu bekçi ile aldatan kapıcı kadın,sevgilisinin mahrem sırlarını gülmece uğruna pazarlayan sporcu,ablasını eniştesiyle aldatan kız,sübyancı yaşlı adam karakterleri üzerinden,saygın ve belli bir seviyenin üzerinde olan birçok insanın iç dünyalarındaki ahlaksızlığı,yüzsüzlüğü,bozulmuşluğu anlatılır...Bir de fakir mahallerinden ,o gece apartmanın yakınlarına gelip, mehtaba karşı güzel hayaller kuran genç bir çift vardır.Namuslu(!)bekçimiz onları yakalar ve ve ahlak abidesi(!)apartman sakinlerinin olaya el atmasıyla karakolun yolu tutulur.Öykü o gece başlar ve biter.
    Ana fikir olarak,toplumsal değerlerimizin dejenere olmuş resmi ve ikiyüzlü insan portrelerinin eleştirisi çok yerinde ve büyük bir ustalıkla gözler önüne serilir...
    Kitabın ikinci bölümüne öyküye dair hayali kişilerden gelen birçok mektup,inceleme ve eleştiri yerleştirildiğinizi görürsünüz.Üçüncü bölümde ise,bu hayali tepkilere istinaden öykü yeniden düzenlenerek kaleme alınır.(bir sayfada eski metin,hemen yan sayfada yeni metin şeklinde)
    Kitabın son kısmında ise,yapılan bu düzenleme sonrasında gelen olumlu mektupları bulacaksınız.Yazar bu iki bölümde toplumsal önyargılarımıza mizahi bir üslupla ,eleştirel göndermeler yapar bana göre.
    Neticede özellikle biçim açısından dönemin öykü kitaplarında hiç denenmemiş bir yöntem ile kaleme alnmış olması bakımından çok özel bir eser olduğu inancındayım...
    Benim için ayrı bir özelliği de,Sait Faik'in Mahalle Kahvesinden sonra okuduğum ikinci öykü kitabı olması.Kitabın sonuna 07.01.1993 tarihini notlamışım:)
    Yeniden okumak büyük bir keyif verdi bana.Okursanız sizlerin de keyif alacağınıza eminim.