İnsan suretine bürüneli beri korkmadan geçirdiğim bir an anımsamıyorum: Daha yüreğimin ilk atışını duyuşumda bile. Aynı anda hem yaşama hem ölüme olan uzaklığı sayan o keskin, yüksek tık sesi, Beni daha önce hiç duymadığım bir ürküntü ve telaşla sarsmıştı. İnsanlar her yanı ölçüp saymayı severler anladım da, yaşamın yitip giden her bir saniyesine sihirbaz titizliğiyle eşlik eden bu sayacı bağırlarında nasıl taşıyabilirler?
Sayfa 11 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Dünya vaktiyle canlı bir yaratıkmış, büyük bir günah işlemiş, Tanrı da mahvetsin diye insanları yaratarak dünyayı cezalandırmış. (…) Tanrı dünyayı insandan korumalıydı.
Kuralları sorgulamak, farklılığı seçmek, başkalarının düşüncelerine ve özgürlüklerine içtenlikle saygı göstermek, herkes gibi olmayanı kabullenmek akıllarının alacağı mevzular değil.
İstanbul onun için açıl susam açıl gibi bir şey. Bir kapıdan geçiyorsun, bir anda zaman da zemin de değişiyor. (…)
Gerçi İstanbul’u beklediği gibi bulmadı pek. Evet, zaman başka, daha doğrusu birkaç zaman iç içe bu ülkede. Bir sokak Orta Çağ’ı yaşarken bir diğeri eh, biraz gayret ederse gerçek zamanın paçasına yapışabilir.