Güneşe çıktığımızda çoğumuz ağlayarak toprağa kapandık, öptük onu. Bir peri masalı kadar inanılmaz bir şeydi bu. Evet, yenik düşen toprağı öptük, dağı öptük. O gün, kendimi her zamandan daha yakın buldum toprağa, bey; insanın bir kadını sevmesi gibi sevdim toprağı.
Finlandiyanın ünlü ressamları, çok sevdikleri ülkelerinin güzel doğasını çiziyorlardı. Fakat onlar bile izleyicinin dikkatini çekebilecek görüntü bulamıyorlar.
Avula varıncaya kadar ağzımızı açıp tek kelime konuşmadık. Hem konuşmaya ne gerek vardı? İnsan her şeyi anlatamaz, zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez...
Çuval taşırken her karşılaşmamızda, Danyar; Cemile’ye hep böyle ve sanki ilk defa görüyormuş gibi bakardı ama Cemile onu görmezlikten gelmeye devam ederdi.