Bir kırık ayna tuttu güldü halime zaman
Bak dedi işte bu senden geriye kalan
Bir gölge gördüm solgun yılların yorgun izi
Ah dedim hayatın elinde bi’ çare insan.
Günay Çoban
Bir yanında münzevi hıçkıran Leylâ kuşu
Sen henüz tanımadın sevda denen yokuşu
Sen henüz yorulmadın yokuşta devler gibi
Yıkılmak üzre olan çaresiz evler gibi
Sen henüz vurulmadın uçarken göklerinde
Sen henüz bir oltaya takılmadan derinde
Karalar bağlamadın; beni anlayamazsın
O kalp sende oldukça gülüm, ağlayamazsın.
İçimde bir çocuk,
yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru,
binlerce kez yenilmiş umut ölülerini çiğneyerek.
Sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş,
yanılmış bir çocukluk olmasın Ömür hanım?