• "LEYLİM" bir insan sevdiğine en güzel nasıl seslenebilir? Hem onun adından uzaklaşmadan hem de kendi kalbini katarak nasıl çağırabilir ki? Bir Ahmed Arif'in Leylim'i olmak nasıl bir duygu? Peki ya, Leylim'in Arif'i olamamak? Böyle diyordu Leyla Erbil'e, Leyla'sına Leylim, Sevgili Canım, Canım Leylâm, Ömrüm diye başladı mektuplarında böylesine içten böylesine yürekten, böylesine sıcak, böylesine samimi bir dille.

    Bıkmadı usanmadı canı Leylim'ine yazmaktan ne kadar zor durumda olsa da. "kahrolası boşluğunda, ben garip, ben duyan, ben yirmi dört saatte, yirmi dört bin parça olan, ne yapardım?" dediğinde Ahmed Arif o boşluğu ben hissettim buz gibi ve karanlık içimde sanki. Yapma Leyla, Ahmed Arif böyle söylerken yokluğunla onu bin parçaya ayırma :(

    Her mektubun sonunda gözlerinden öptü sevdiğinin. Yanlış hatırlamıyorsam bir mektubunda yazmıştı gözlerinden öpmeyeceğim birine yazmam diye. Ah! Bu nasıl bir duyarlılık, güzelliktir böyle?
    "Gözlerinden öperim cânım. En çok da burnundan. Gülme, ciddi söylüyorum. Yarı parçan" sen en tatliş şair cümlesi olabilirsin mesela.

    Sonra "Hal, yani şimdiki zaman seninle başlar" diyen bir adama "Yazma! Sevme! ne demek?" Hakikaten ne demek bu?Leyla farkında mısın öl diyorsun ona hatta öl deseydin daha iyiydi ama yazma, sevme demeyecektin, kelimeleriyle sana tutunan bu insana. Koparamazsın ki onu ne kendinden ne de her defasında seni anan ve anlatan tüm o sözcüklerinden. Biliyor musun? Ahmed Arif duysaydı beni, çok kızardı bu söylediklerime eminim, Leylim'e bunu söylemeye hakkın yok derdi. Seni incitecek ufacık bir kelimeye dahi katiyen izin vermezdi. Bu kadar "delin divanenken" o böyle diyordu ya sana, sen ona karşılık veremedin.
    "Hep, yaz diyorum ama hiç yazmıyorsun."
    "ister dostum ol ister sevgilim, yeter ki hayatımda ol."
    "İhtiyarlayacak olsam bile, seni bekleyeceğim."
    Üzdün Ahmed Arif'i o böyle bir şeyi her ne kadar kabul etmese de tam aksine senle yücelmiş sade. Beni de üzdün :/
    Gittin evlendin başka biri ile
    "Evleneceksin demek? Herhal çocuğu sevdin! İnşallah mesut olursun canım. Ama müstakbel kocan bana yazdığına kızmayacak cinstendir inşallah. Yoksa seni kaybetmek, sesini duymamaktansa gebereyim daha iyi olur."
    Ağlanmaz mı bu cümlelerde sen söyle Leylim, bunu yazan kalem kırılmış mıdır bu cümlede?
    "Anlat bana. Senden bir şeyler ummak... Umutların en olmazı da bu belki."
    Offf umutsuzluk en sevmediğim şey benim. Bu cümle umutsuzken bile umutla göz kırpıyor buna. Ne ettin sen Ahmed Arif'e Leylim şair ettin, viran ettin, mafettin :((
    "Ne güzel şey, sana inanmak! Bunu bir anlatabilsem." dedin çok güzel anlattın o kadar güzel anlattın ki ben de ona inandım. Ama bilir misin Leylim'e senin gözünle asla bakamadım, bakamazdım zira ben sen gibi kalp ateşiyle bu şiirleri, mektupları yazamazdım.
    "Sana mahkûm kalmak güzel." dedin sen;
    "Kalbindeki yerim en güzel esaretim. Bilirim sonsuza kadar kalsam yüreğinde, sevginin sıcaklığı bu kadar güzelken, ordan hiç çıkmak istemem ki. Sensiz özgürlükse zindan bana. Tıpkı kanatsız bir kuşu, soğuk ve karanlık bir gökyüzüne terk etmek gibi." demiştim ben de, aynı anlamlarda farklı satırlarda buluştuk bak gördün mü seninle? :)
    "Hasret ile gözlerini öpeyim. Orası öyle ya, bu hasret böyle biter mi?"
    Bitmez, bitmedi
    "Canım Benim,
    Bilir misin, “canım” dediğimde içimden canımın çıkıp sana koştuğunu duyarım hep."
    Bundan mıydı Leylim'e bu denli çok "Canım" demen mektuplarında?
    Araya gönderdiğin şiirler de iliştirilmişti kitapta:
    "Bilsinler!
    Sana nasıl yandığımı..." diyor Ahmed Arif.
    Bildik, bilmeyen kaldı mı daha, sanmam. Kalmasın da :)
    "Müthîş özledim seni." Sen müthişsin asıl biliyor musun? Hayır şair olarak zaten öylesin ama onu demiyorum ben insan olarak, kalbin işte çok müthiş diyorum. Bu zamanlarda kimse kimseyi müthiş özlemiyor. :/
    "Evrenin seninle ilgili olmayan hiçbir neni beni sarmıyor zaten."
    "Şiirse içimde uyur. Sen gibi, içimde büyür."
    Evren=sen, şiir=sen. Her şey sade sen, sen olmayan tüm nenler hiç. Bunu diyor Arif, anla be Leylim.

    "Ya, sensiz edebilmeğe mahkûm eder misin beni?"
    "korkuyorum, sen uzakken. Gitme!"
    "Söyle yittin mi? Söyle! Yitebilir misin?"

    Senin de suçun yok elinde değildi belki ama Leyla mahkum ettin onu, üzgünüm gittin belki de yittin :(
    Oysa seni sevdiğini haykırmıştı, sana rağmen defalarca
    "Seni seviyor, seviyor, seviyorum."
    "SEVİYORUM. Başkaca da yokum." demişti.

    "Kazağın sırtımı, canımı, sevdan evrenimi sarmışken böyle nasıl üşürüm?"
    Neden bilmem, ben üşüdüm bu satırlarında...

    "Seni öper, öper, öper, öperim."
    Senin yalnız senin diye mektupları bitirişlerin, yandırdı içimi benim.
    "Gözlerinden, gözlerinden öperim -Bir umudum sende- Anlıyor musun?"
    Anlaşılmak istedi hep sevenler anlamadı kimi zaman sevilenler ve en iyi şairler böyle yetişti inanır mısınız? En çok acı çekenlerdi zira gerçekten sevenler...

    Son olarak en sevdiğim alıntılardan
    "Ne güzel şey senden gayrisini tanımamak, takmamak!"
    "Ve seni, canımın gizlisindeki candan aziz sakınır, düşünürüm."
    "Zaten, senden gayrı güzel düşün olur mu ki."
    "Ne zaman bu düşüne kapılsam, aklıma hep senden açmak gelir."
    "Seni anlamak, seni sevmek mühim ve aziz bir iştir."
    ...

    Yazacak o kadar çok şey, söylenecek nice cümlelerim var da ellerim varmıyor devamını yazmaya ben susayım, siz daha da fazlasını anlayın olur mu?

    Kitapta küfürlü kısımlar vardı, keşke olmasaydı bunun dışında çok sevdim.
    Ahmed Arif Ve Leylim'ine ithafen bu incelemem. Okuyan ve hisseden güzel yüreğinize sağlık.
    Sevgilerimle,
    Şiirle kalın...
    Üzdüysem sizi affola.
    "Nasıl bitireyim, umutlu mu, sevdalı mı, yoksa ağlamaklı mı?"
    Benimki hepsinden biraz oldu işte :)

    NOT: Kitap linki aşağıda mevcuttur, okumak isterseniz oradan indirebilirsiniz :)
    Bu arada kitaptan epey alıntı yapmam rahatsız ettiyse üzgünüm gerçekten. Kendi cümlelerimle anlatsam da onları eklemem kitabın güzelliğini gerçekten görebilmeniz içindi o yüzden onlar olmadan benim satırlarım eksikti :)
  • Ey canım, güzel yüzlüm
    suyunda denizleri bulduğum
    bilmediğim yerlerimdeki sancı
    bana bir şey söyle güleyim
    bir şey daha söyle
    inandır

    bir şey daha söyle istersen
    beyaz olabilir
    suya falan benzeyebilir
    bir adaya benzeyebilir.
  • Seni, acundan yüce tek 'var' saymışım Tanrı'm
    Göğe değen başımı, yere eğmişim Tanrı'm
    Ve gönlümde yanına çiçek koymuşum Tanrı'm
    Bu sevgiyi sen verdin, bu da benim nazımdır
    Korkak kullarca değil, erkekçe niyazımdır

    Ey Tanrı'm, yüce Tanrı'm
    Kat, gücü güce Tanrı'm
    Bölük bölük bölündük
    Sonumuz nice Tanrı'm

    Sensin derdi yaratan, derman olan yine sen
    Sensin Türk'ü yaratan, ayrı kılan yine sen
    Yüce dağlar birleşir, eğer ki sen 'ol' desen
    Dilersen kes hakkımı ekmeğimden, suyumdan
    Bu birlik, varlık demek esirgeme soyumdan

    Kapına durdum Tanrı'm
    Yere diz vurdum Tanrı'm
    Çek şu kızıl perdeyi
    Bir olsun yurdum Tanrı'm

    Tanrı'm, şerefim için, namusum, dinim için
    Şerefsize bilenen şerefli kinim için
    'Ben' dedim ya, andolsun, sanma ki benim için
    Ahlaksız çarklar için, saklanmaz farklar için
    Şu çakal insancıklar, şu bozkurt Türkler için

    Açtım elimi Tanrı'm
    Çözdüm dilimi Tanrı'm
    Kabul et bu duamı
    Arz-ı halimi Tanrı'm

    Bir gece, ağlar gibi kurtlar uludu dağdan
    Gözlerime kan değdi, dokuz yaralı tuğdan
    Bir türkü, bir de ağıt kopardım eski çağdan
    Türküm umudum olsun, ağıdım yaram olsun
    Türküsüz ve ağıtsız gün bana haram olsun

    Bu acı beter Tanrı'm
    Sanmam ki biter Tanrı'm
    Belki benden artar da
    Neslime yeter Tanrı'm

    Bizi zulme bileyen bu kutlu güç senindir
    Haklı ve yiğit kılan terefli taç senindir
    Türk olmaksa suçumuz, bu soylu suç senindir
    Sanma ki bu sorgudur, sen Tanrı'sın, ben kulum
    Sen sabırda zenginsin, bense işte yoksulum

    Dört yanım soru, Tanrı'm
    Hepsi en zoru Tanrı'm
    Soruların zorundan
    Soyumu koru Tanrı'm

    Sen Tanrı değil misin, adını yargılatma
    Sana Tanrı deyince, dinimi sorgulatma
    Ya adam et bunları, ya beraber yaşatma
    Kanı bozuk olanlar 'Türk'üm' diyemesinler
    Ve Türk'ün dik başını yere eğemesinler

    Gökçek Tanrı'm, gök Tanrı'm
    Sevgisi büyük Tanrı'm
    İti kurda baş kılma
    Bu ne ağır yük Tanrı'm

    Şimdi beni ezenler, demek soyumu bilmez
    Bozgunun ardındaki mutlak toyumu bilmez
    Demek beni bilir de, deli huyumu bilmez
    Çin'de kırkbir çeriyle ihtilal yapan kimdi? 
    Peki o uslanmaz kan hangi bedende şimdi?

    Şükür ki bende, Tanrı'm
    'Niçin'i, sende Tanrı'm
    Bugünü de kutlu kıl
    Gözlerim dünde Tanrı'm

    Türkiye benim yurdum, canım kurban bu yurda
    Fakat bir dağ az gelir mayası hür bozkurda
    Kıralım şu zenciri artık ferman buyur da
    Sınırları bozalım, yeni baştan çizelim
    Kendi toprağımızda hesapsızca gezelim

    Bir ferman buyur Tanrı'm
    Dünyaya duyur Tanrı'm
    Türk'ü Türk'e kavuştur
    Var beni ayır Tanrı'm
    Çünkü o gün her ölen
    Sadece uyur Tanrı'm
  • Kendi öz yurdumda ben miyim garip? 
    Beni bir köşeye atan utansın
    Eğilmiyor diye,kurdu hor görüp,
    İti el üstünde tutan utansın! ..
    Oğlumuz sokağa itiliyorken,
    Ve kanına zehir katılıyorken
    Yolda kızlarımız satılıyorken
    Yatağında rahat yatan utansın! ..
    Ne canım mühimdi,ne de rahatım
    Ne kanım kıymetli,ne de hayatım
    Ne bedelim vardı,ne de fiyatım
    Beni üç kuruşa satan utansın! ..
    Ben asiydim,ıslah edemezlerdi
    Kurtların üstüne gidemezlerdi
    Böyle koyun gibi güdemezlerdi
    Beni bu sürüye katan utansın! ..
    Namusumuza el uzatan varsa,
    Böyle durur muyduk,dünyalar dursa
    Şu bayrak yerlerde çiğneniyorsa
    Ayağa kalkmayan vatan utansın
    “Bu devri yıkmayan vatan utansın! ..”
  • Hasretin yangınında cism ü cânım kalmadı
    Sultan idim; devletim, kehkeşânım kalmadı
    Yayan kaldım çölünde, küheylânım kalmadı
    Unutuldu varlığım ünüm, şânım kalmadı
    Mezar taşım yıkıldı bir nişânım kalmadı
    Şu feryâd u zârımı ne olur duysan dedim
    ●Âşık olan derdini içine atar dedi
    Bu sırrı fâş eylemek ölümden beter dedi
    *AHMET EFE....
  • Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna,
    Adın gelmeli.
    Adın kurtuluştur; ama söylememeliyim.
    Can kuşum, umudum, canım sevgilim…

    Erdem Bayazıt