îman da üç dürlüdür: Biri ilm'ül-Yakıyn'dir ve biri Ayn'ül-Yakıyn'dir ve biri Hakk'ul-Yakıyn' k'ul-Yakıyn'dir. Amma ol îma'n ki ilm'ül-Yakıyn'dir, akılda yerlidir ve ol iman ki Ayn'ül-Yakıyn'dir, gönülde yerlidir ve ol îman ki Hakk'ul-Yakıyn'dir, canda yerlidir. Can ile olan îman canla bile gider.
Bir beklemedir yoksa bu dünya dediğin ne
Hep erteleyiş başkaca hülya dediğin ne
Gün batması bir levha kızıl uſka asılmış
Gel sen oku ey mağrib-i gūyā dediğin ne
Hiç gizleme fânīsin eyå nakş-ı nigâr ki
Îma ile her çizgide āyā dediğin ne
Bin nâz ile anlatmadan anlatması var ya
Yok öyle değil böyle değil ya dediğin ne
Dön sırtını her zerresi gam âleme kalbim
Hiç bilme serâdan be-süreyya dediğin ne
Kün emrini seyret kömür elmāsa döner mi
Calnüs dediğin kim ve de kimya dediğin ne
Bir uyku bu dünya uyanış dostadır ey can
Tabiri visal olmasa rü'ya dediğin ne
Görseydi bir anlık seni ey hüsnüne kurban
Mecnûn'a sorardım ki o Leyla dediğin ne
Süleyman Numan'ım viziteye girmeden evvel ve viziteden sonra asistanlarıyla yaptığı münakaşaları cidden nefisti. Yeni ve güzel fikirler verir, çalışma yollarını gösterir, asistanın yaptığı küçük büyük her ışın hakkını verir, teşvik eder ve bunu diğer asistanlarla öğrencilerin önünde yapmaktan zevk alırdı. Derslerinde Türk âlimlerini anmaya önem verir, asistanlarının yaptığı bir muayeneyi, bulduğu bir şeyi mutlaka onun ismiyle anar ve bir yolunu bulup birçok şeyi asistanlarının kendisinden iyi bildiklerini söylerdi. Zekileri çok sever, fakat çalışkanları daha çok takdir eder ve çalışkanlığı zekâdan üstün tutardı.
Süleyman Numan Bey hastayı gayet detaylı ve metodik muayene eder, çok titiz davranırdı. Asistanın perküsyon için parmaklarını nasıl tutacağıyla, stetoskobu hastayı rahatsız etmeden nasıl tutmak gerektiğiyle uzun uzun uğraşırdı. Muayenede hastayı incitmemeye dikkat eder, hastanın rahatsız bir vaziyetini görse hemen kendisini düzelterek asistanlara örnek olurdu. Gülhane'de çok iyi bir hasta bakımı vardı. Süleyman Numan Bey, bir hastanın yüzünün silinmemiş, ağzının temizlenmemiş veya yatağının biraz kirlenmiş olmasına tahammül edemezdi. Hastalara daima ümit verir, morallerini yükseltirdi. Hasta dalgın, hatta can çekişiyor bile olsa, yanında durumunun ağır olduğunu ima eden bir söz söylenmesine müsaade etmezdi.
İnsanlar değişimle ilgili gerçekle ilgilenmezler. Sıkı çalışmak veya yorgunluk, can sıkıntısı ya da depresyon gibi sıradan bir şeyden kaynaklandığını duymak istemezler; daha romantik, öteki dünyayla ilgili bir şeyler duymak için çıldırırlar. Melekler ve bedendışı deneyimlerle ilgili bir şeyler duymak isterler. Onlara istediklerini verin. Kişisel değişimin mistik kaynağını ima edin, ruhani renkler katın ve etrafınızda kültvari bir takip oluşacaktır. İnsanların ihtiyaçlarına uyun.