Kinyas ve Kayra’yı henüz bitirmedim. Hatta yarılamadım bile.Birazdan ilk bölümün sonunu okuyacağım. Bu benim ilk incelemem, başkaları için kitaba dair ilk yazdığım yazı olacak.
İlk kez Hakan Günday okuyorum, ilk kez yer altı edebiyatı türünde romanım diyebileceğim bu kitaba önyargısız başladım.
Çok merak ettiğim ve ertelediğim bir kitaptı. İlk sayfalarda beklentimi karşılamadığını, aradığımı bulamadığımı ve aslında yarım bıraksam hoşuma bile gideceğini düşündüm. Ama yine de devam ettim. Kitabın içeriği oldukça rahatsız edici geldi, karakterler,olaylar…Günlük hayatımda bu tarz olayları duymamak için kafasını kuma gömen beni, kitapla tekrar bu durumlarda karşı karşıya kalmak rahatsız etti. Belki de kitabın amacı zaten buydu. Sonrasında devam ettim. Karakterleri anladım, onayladım,okudukça aslında yazarın arka planda karakterler üzerinden vermeye devam ettiği fikirler çok hoşuma gitmeye başladı. Üzerine düşündüm. Kitaba hem okur gözüyle hem yazar gözüyle bakmaya çalıştım. Yazar bunları nasıl biriktirmişti? Fikirleri hep bize sunulan kabuklu hallerinden sıyırıp nasıl özünü bulmuştu? Haliyle kitapla ilgili okumaya başladığımdaki fikirlerim tamamen değişti. Kayra ve Kinyas’ın hem kendisini hem birbirini anlattığı aynı zamanda okura tanıştırdığı ilk bölümü bitimeyi hevesle bekliyorum. Bakalım diğer iki bölümde okurumuzu neler bekliyor..