İnsanın en büyük trajedisi öleceğini bilerek yaşamaktır. Bu bilgi bizi, ikisi de birbirinden yıkıcı bir yol ayrımına getirir bırakır. Ya hayatı reddederek, dünyaya gelmiş olma "cezasını" ölümcül bir inziva içinde tamamlarız ya da ölecek olmanın çaresizliği ile intikam alır gibi dünyaya saldırırız. İki yaşama biçiminin de kapıları çürümeye açılır, çürümeye kapanır. Oysa dünyayı sevmek ve yüceltmek tutkusunu bize belki de ölüm veriyordur. Bunu bilseydik nasıl bir hayat kurardık, bu da bir başka bilinemez.
Toplumsal hayat, sevmediklerimizi sever gibi yaptığımız iki yüzlü bir yaşama alanıdır. Varoluşun trajedisi şudur ki, içine girdiğimizde de dışında kaldığımızda da acı çekeriz.
Bir boşluk yontucusuyum senden sonra Hatice.
Dünyanın yanlışını adını yazarak düzeltiyorum
Çiçeklerin kokularını değiştirdim, çoğalttım
Çocukların sevinçlerini değiştirdim, çoğalttım
Bıraktığın yalnızlığı bile seninle yeniden kurdum
Yolların iki ucundan da ayrılığı kaldırdım.
Tanrıya dedim ki
"Ben de halimce Bedreddinem"
Sen Hatice'yi götürmeseydin ben getirmeyecektim
Hangimizin yaptığı aşk sence
Hangimizin yaptığı ölüm?