mahmut yiğiter, bir alıntı ekledi.
56 dk. · Kitabı okuyor

Bu gözler, bir kere bile faka basmadı
Çığ bekleyen boğazların kıyametini
Karlı, yumuşacık hıyanetini
Uçurumların,
Önceden bilen gözleri…
Çaresiz
Vurulacaktı,
Buyruk kesindi,
Gayrı gözlerini kör sürüngenler
Yüreğini leş kuşları yesindi…

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 111 - Metis yayınları)Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 111 - Metis yayınları)
mahmut yiğiter, bir alıntı ekledi.
57 dk. · Kitabı okuyor

Şimdi, böyle çaresiz ve bağlı,
Böyle arkasında bir soğuk namlu
Bulunmayaydı,
Sığınabilirdi yüceltilere…
Bu dağlar, kardeş dağlar, kadrini bilir,
Evvel Allah bu eller utandırmaz adamı,
Yanan cıgaranın külünü,
Güneşlerde çatal kıvılcımlanan
Engereğin dilini,
İlk atımda uçuran
Usta elleri…

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 110 - Metis yayınları)Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 110 - Metis yayınları)
Meltem Tekeli, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bir Hastalık
Benzerlerine pek yakında rastlanacağına göre, demek daha virüsüne antibiyotikler tesir etmiyor. O halde bu korkunç hastalık insan nesillerinden binde birine çaresiz yapışacak. Korkunç sıfatıyla sıfatladığıma bakmayın! Bu hastalık yalnız tutulmayanlar için Öyledir. Tutulanlar için tadına varılamaz, korkunç surette zevkli bir hastalıktır. Evet, pek zevklidir. O kadar zevklidir ki, bir dakika bu hastalığa tutulduğunuzu düşünseniz artık tramvaylara, otobüslere, trenlere bedava binersiniz. Söylev üstüne söylev verirsiniz, gündem müzakere edersiniz, encümenlere girip çıkarsınız, bakanlarla merhabalaşır, kartvizitler gönderir, kartvizitler alırsınız. Hülasa bir dakika bir milletvekilinin yerine kendinizi koyar, rahat edersiniz. Artık bu hastalığın ismi anlaşıldı: Milletvekili hastalığı.

Alemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 107 - Türkiye İş Bankası)Alemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 107 - Türkiye İş Bankası)

Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin,
Sevilen gözlerin erişilmezliğini.
O hiç beklenmeyen saat geldi mi?
Düşer saçların önüne, ama bembeyaz.
Uzanır gökyüzüne ellerin,
Ama çaresiz,
Ama yorgun,
Ama bitkin.
Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın,
Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı.
Sevmek ne imiş, bir gün anlarsın..

Ümit Yaşar Oğuzcan

"Her Ölüm Erken Ölümdür"
Bu ileti vesilesiyle sueda reyyan hanıma ve bütün vicdanlı doktorlara selam olsun..


YERİ DOLMAYAN ADAM (Çok Seneler Önce)

Bir arefe günüydü. Sabahtı. Telefon insafsızca çaldı. “Enişten kalp krizi geçirmiş, hastanede.”

Yorgun bir günün sabahına böyle bir telefonla uyanmak. Pek nadir ve pek sarsıcı sabahlardan biriydi.Hastaneye koştum.Yol boyunca iyi düşünüp sakinleşmeye çalışıyordum.

Halam ve çocukları yanındaydı. Evinden çıkmış ve birkaç adım sonra yere yığılmıştı. Önce başka bir hastaneye sonra da buraya getirmişlerdi.
Bitkin,dalgın ve çaresiz bekleyiş, gözler karanlık. Saatler geçiyor, yoğun bakımdan haber yok. Doktorlar kral, bizler kapıkulu. Hastane denilen organizmaya dahil oluyoruz. Bekliyoruz..

Ertesi gün geliyor kasvetli gecenin ardından. Ramazan bayramının birinci günü. Bayram namazına gidiyoruz, dua edip ferahlık umuyoruz. Aklımız ve yüreğimiz hastanede.

İyi bir haber, küçücük bir umut için bekliyoruz. Eşi,kızları,kız kardeşleri. Kadınların derin hüznü yüzlerinde. Zaman bizi umursamıyor,kıskacına aldı. Kıvrandırıyor.

Bir ara bu uğursuz hastanenin uğursuz camından dışarı bakıyorum. Gözüme bir yol tabelası takılıyor. Okla gösterilen yer adına dikkat kesiliyorum. Gardım düşmek üzere. Eğer ölürse diyorum içimden, bu semtteki mezarlıkta yeri hazır. Tabela beynimi kemiriyor. Oraya mı gidecek evine mi? “Yeterrrr!” diye bağırıyorum içimden. Kafamı süratle camdan uzaklaştırıp iyi şeyler düşünmeye çalışıyorum bütün gayretimle.

Bir gün daha geçiyor. Bayramın ikinci günü, hastanede üçüncü gün. Herkesin gözü uzaklara dalmış gidiyor.Çaresizlik öyle sarmış ki ruhlarımızı, uzaklardan gelecek bir haberciyi bekliyoruz sanki, bir umut arıyoruz.

Eniştem uyuyor, yanına yaklaşamıyoruz.Artık orada olduğunu hissedemiyorum. Sanki evine gitmiş ya da başka bir yerlerdeymiş gibi geliyor. Bekliyoruz.

Bayramın üçüncü günü, hastanede dördüncü gün.Doktorlar başından beri, “durumu kritik elimizden geleni yapıyoruz” gibi klasik ama bize bir faydası olmayan cümleler kurup durdular.

O gece sabaha karşı tamamen yumdu gözlerini. Dayanacak gücü kalmamıştı anlaşılan. Bizlerin de gücü tükenmişti, hele ev halkı perişandı. Koca bir dağın gözlerinin önünde paramparça olduğuna şahit olmak dayanılır şey değildi.

Sabah oldu; hastaneden gasılhaneye, oradan camiye ve nihayete kabristana varan kısa yolculuk da tamamlandı.

Geriye hoş bir sada, kulaklarımızda çınlayan neşe dolu bir kahkaha ve gönüllere girmiş bir gönül adamının aziz hatırası kaldı..

Hayat çürük bir gemi ha battı ha batacak
Ben ortasında çaresiz, yerim yok sığınacak

ALİ LİDAR

Nikos, bir alıntı ekledi.
16 saat önce

Önünü alamıyorum bu kör gidişlerin yollarda 
Herkes bir yere gidiyor önünü alamıyorum 
Çaresiz direniyorum bu dönüm noktalarında kimse 
elini uzatmıyor 
Bir gürültülü yaşamağa gidiyor dünya boşalan 
bir deniz gibi 
Bu sesler ormanında kaybolan bir çağ bu.

Şiirler, Erdem Bayazıt (Sayfa 50 - İz yayıncılık)Şiirler, Erdem Bayazıt (Sayfa 50 - İz yayıncılık)
Selman Akalan, bir alıntı ekledi.
16 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Son darbe kırıcıydı
Çaresiz kaldığım zamanlarda gider, bir taş ustası bulur, onu seyrederim. Adam belki yüz kere vurur taşa ama değil kırmak, küçücük bir çatlak bile oluşturamaz. Sonra birden yüz birinci vuruşta taş ikiye ayrılıverir. İşte o zaman anlarım ki, taşı ikiye bölen o son vuruş değil, ondan öncekilerdir.

Her Şey Seninle Başlar, Mümin Sekman (Sayfa 181 - Alfa yayınları)Her Şey Seninle Başlar, Mümin Sekman (Sayfa 181 - Alfa yayınları)