Bu yüzyıl uyuşturulmuş kitleler ve iğdiş edilmiş beyinler yüzyılıdır. Yirmi birinci yüzyıla karşı durmayan insan,insan değildir!
Batan kavimleri kurtarmaya gelen gemiler bitip tükenmiş değildir. Bu yüzyılda da kurtarıcı gemiler vardır, ama bu kez kaptanlar şeytandır. Evet,yine bir gemideyiz,ama yelkenlerimiz kurtuluşa değil karanlığa açılmıştır.
Söğüt faniliktir. Geçiciliktir. "Bir gün buralardan gitcem abi" demenin en kısa biçimidir. Cümle göze ve kulağa hitap eder. Söğütle başlayan Osmanlı Beyliği,imparatorluğunu çınar ile devam ettirmiştir. Cumhuriyetimizin ağacı da kavaktır. Tekrar ülkemize güçlü ağaçlar dikebileceğimiz günleri beklemekten nasıl yorgunum anlatamam. Çınar,söğütle anlattığım tüm davranış ve anlatış biçimlerinin ters çevrilmiş halidir. Söğüdün faniliğine karşı,çınar iddiadır. Zor büyür,güç yok olur. Çınarı diktiğiniz yerde güven ortamı vardır. Çınarla ortaya atılan kendine güven, başkalarını da derinden etkiler.
At üstünde bin beş yüz sene koşturmaktan yorgun düşmüş milletimize büyük bir miskinlik hâsıl olmuştur. Zaferden de yenilgiden de yılgınlığa düşmüş bu millet, fırsatı bulduğundan bugüne nerede bir ağaç bulsa,gölgesine oturup suya bakar.
Felsefe yaparken o fikirler çürütülene kadar direnirsin ve çürütüldükten sonra geri adım atarsın. Biz de filozof olduğunu söylenemez ama olsaydı değiştikleri an biterlerdi. Belki de,büyük filozoflar çıkartamıyorsak bu yüzdendir. Körü körüne bir fikre kapılıp,sanrılarında diretenlere saygı duyuyoruz. Evrime açık sol fikir bile en küçük değişime toleransını yitirmiş şekilde yobazlaşıyor. Her gün biraz daha sertleşip kemikleşiyor.