1000Kitap Logosu
꧁ Hz. Corona ve 2039 ꧂
TAKİP ET
꧁ Hz. Corona ve 2039 ꧂
@cebelislam
Yürek vurgunuyum, katil değilim. Gönül çalarım lakin hırsız değilim. Dik başlıyım belki, asi değilim. Bırakın kebeleğimi bırakın. Ruhuma can katan meleğimi bırakın. (Ben hakimim Masum bey)
120 syf.
·
4 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Vesvese şeytanın kalbe ektiği bir tohumdur. Sulamayın ki yeşerip büyümesin.
Euzübillahimineşşeydanirracim Bismillahirrahmanirrahim. Şeytan önce kalbe bir tohum atar. İlgilenilirse (yani sulanır, bakılırsa) hayalde yeşerir suret bulmaya başlar. Eğer daha da ilgilenilirse suret (zihnimizde) gerçeğe dönüşür. Vesvese yüzde çıkan çiban gibidir. İlgilenirsen büyür azar seni rahatsız eder. İlgilenmezsen gelir geçer. İtibar etme ki istenmediği yerde durmasın. Özetle; Algını değiştir, hayatın değişsin. Aziz Üstadım; Vesvesenin muhtevasını, nasıl geliştiğini ve çaresini, kur'an ve sünnet ışığında aklı delillerle en derin tafsilatlı bir şekilde gönüllere şifa ile sunuyor. Ekstra olarak bir takım imani meselelere ışık tutması da çok güzeldi. Bil hassa vesveseli kardeşlerim olmak üzere herkese okumalarını tavsiye eder, kalplere şifalar dilerim. Saygılar...
Vesvese Risalesi
Okuyacaklarıma Ekle
600 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Biraz ihtiyatlı olunması kaydı ile Mükemmel Bir Eser. :)
Öncelikle Allahın selamı ve resulünün(sav) şefaati üzerinize olsun. Bu güzel eseri okurken kendimi içinde gerçekten yaşıyor gibi hissettim. Kesinlikle hiç sıkılmayacağınız ve yaşayarak sevkle okuyabileceğiniz akıcı mükemmel bir eser. Yalnız kitapta verilen bilgiler arasında yazarın sık sık yorumlar yapması rahatsızlık vermedi değil. Hiç gerek de yoktu. Yazarın kendisini biraz da radikal buldum. Fikirlerinde pek orta yolda yürümediği hissini bana verse de haklı olarak hissiyatlarına katılmamak da elimde olmadı diyebilirim. Fakat olayları anlatırken kahramanların kötü yanlarının yanında iyi yanlarını da yansıtması kendisinde ki bu yanlı tutumu bir nebze yumuşatıyor aktardığı izlenimlerle dengeyi okuruna bulduruyor ve daha sağlıklı düşünüp hareket etmesinde yardımcı olmuyor değil. Bu açıdan yazarı tebrik ediyor, Yüce Rahmanın ondan ebeden razı olmasını diliyorum. Sonuç olarak; Ehlibeyt yanlısı bir tarafgirliğin zarar vermeyeceği kanaatine vararak, Bu sürükleyici sıkılmadan, yaşayaraka okuyabileceğiniz yazarımızın bu güzel eserini kesinlikle tavsiye eder, istifadelerinize sunarım. Sıhat ve afiyette kalmanız dileği ile... Selam ederim. Saygılarımla...
223 syf.
·
72 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Okuyun sıkılmayacaksınız inş. İlla Spohiler içerir mi demem lazım. :))
Hayırlı günler arkadaşlar… İbretlik ve derslerle dolu ve ısrarla tavsiye edebileceğim, akıcı çok güzel ve sıkılmadan okuyabileceğiniz bir kitap diyebilirim. Ben çok yorum yapmayı düşünmüyorum size kitabı özetleyecek birkaç alıntı yapmak istiyorum. Buyurun; 1.) Öncelikle insanlar ne der korkusundan kurtulup Allah ne der korkusuna yönelmemiz gerektiği gerçeğini en canlı yansıtan bir eser buyurun. — Kızım gitti elden Ahmet, gitti. Bir kara el görünmeden aldı yavrumu. Ben de anne ceylan gibi uzaktan bakıyorum avcılara. Gece gündüz uyumaz oldum. Ne yapacağımı şaşırdım. Benim sunduğum hayat tarzının cazibesi o dünyada, onların sunduğu hayat tarzının cazibesi de bu dünyada. Peşinen gördükleri hayat gençleri cezbediyor. Bu dinsiz akım bizi yıkıyor Ahmet, yıkıyor. Aileler içten içe bitiyor ama toplum bunun farkında değil. — Kızınla yüzgöz olmadın mı hocam? Hala daha çenesini dağıtmadın mı? Caminin önündeki sandalyeye oturarak bir müddet boşluğa baktı. — Ne yararı olur ki kızımı içten fethedemedikten sonra? yanlış yaptım Ahmet kardeşim, yanlış. Ben kızıma çiçek sundum, ama kapkara bir paketle sundum. Onlar ise zehiri, çok güzel bir paketle sundular. O güzel, şirin ve kaliteyi temsil eden görünümün altından zehir çıkabileceğine ihtimal vermedi evlatlarımız. Ahmet, imamın bu açıklamasına çok sinirlenmişti. — İnan bana hocam sana kızıyorum. Bu kadar da kendini suçlama. Ben senin ne kadar güzel bir baba olduğunu gözlerimle gördüm. Dinsizlik senin kızının ruhundan geliyor, hocam. Vazgeç artık kendine zulmetmekten. — İşler senin bildiğin gibi değil Ahmet. — Peki hocam neydi senin suçun günahın, neydi söyle bakalım? — Suçlarımızın hepsini bilemiyorum. Bildiğim kadarıyla Allah'ın izin verdiklerine ben izin vermedim. Allah ve Rasu-lunun önüne geçmek bu olsa gerek. Hiç unutmam, Fatma daha dokuz-on yaşındaydı. Lunaparktan geçiyorduk. Yalvardı "baba ben de bineyim" dedi. İzin vermedim. Ağladı, ağladı, dakikalarca ağladı. Yavrumun gözleri, burnu bile şişti ağlamaktan, ama izin vermedim. Neden vermedim Ahmet kardeşim, neden? — Peki sence neden vermedin? — Kışın kartopu yapmıştım da, elimde birileri görmesin diye onu cebime koymuştum. Onu cebime koyduran unsur neydiyse, kızımı orada sallandırmaya bıraktırmayan unsurlada aynı şeydi. 2.) Peki insanlar ne der korkusu, islamdan uzaklaşmak için bir mazaret sayılabilir miydi? Toplumun hatası islama neden fatura edilmeliydi? Yoksa bir bahanemiydi — O kursta Allah ve Rasulu yoktu sanki. O kursta Allah'tan başka herkesten korkuyorduk. Kime ne zaman zuhurat görünecek, hangi konuda ne zaman yeni hüküm çıkacak, korkuyla onu bekliyorduk. Şimdi de kursa verdim diye övünüyorsunuz. Hazır okuma aşkımı da öldürdüler... Beni de... Yakup İmam, mahcup mahcup sordu: — Peki, ilk kurs öyleydi. Sonraki kursta ne vardı da çıktın? O kurs güzel değil miydi? Fatma duraklamıştı. — Hangi kursmuş o hatırlayamadım. — Hani Zehra'yla beraber gitmiştiniz ya. Orası çok güzel değil miydi? — Oradan ben çıkmadım. Onlar beni kovdu... — Neden kovdular? İyi talebeyi niye kovsunlar ki? — Çok soru soruyormuşum. Mutlaka birisi beni casus olarak göndermişmiş... — Sonra da sana güzel kurslar bulmuştum kızım ama sen gitmedini — Tabi gitmedim. Bende ben kalmamıştı ki artık. Bir düşünürün dediği gibi, "madem ki düşünüyorum, o halde varım." Madem ki varım, o halde düşünmeliydim. Düşünen beyin sorar. Soru sorandan korkmamalıydılar. Ben o kursu çok sevmiştim. Kendimden gitmeme sebep oldular. — Şimdi kendine geldin mi kızım? Fatma bir an ne diyeceğini şaşırmıştı. Gül Hanım kızının durumuna dayanamamıştı. — Dinden çıkmak isteyen Fravun, "Hakk'tan gelen kitabın sayfalarını beğenmedim" diye bahane edermiş. Şansına kötü kurs rastladıysa, dine mi küsmen gerekir? Senin canın bir güzel dayak istiyor kızım. Seni başka bir şey paklamaz. Biz de okuduk, hem de ne zahmetlerle. Jandarmalar gelecek korkusu yetmiyormuş gibi, bir de muhtardan ve korucudan korkardık, ihbar eder diye. Buz gibi evlerde okurduk ama babamız vardı başımızda. Ondan cesaret alamazdık ki. Senin başında adı baba var ama babadan eser yok. Tabi böyle yaparsın. — Anne! — Annesi mannesi yok. Beni sinirlendirme, ben baban Değilim ha!.. Alırsam seni elime Allah'tan başkası kurtaramaz. Fatma iyice inatlaşıyordu: — Yok ya. Senin karşında eski Fatma yok. Yakup İmam titrek sesle sordu: — Eski Fatma nereye gitti kızım? Fatma cevap vermiyor, bir noktaya bakıyordu. Gül Hanım kızını dövmek için fırladığında, Yakup İmam onu güçlükle durdurmuştu. — Sakın ha! Kızıma vurma! Bırak içindekileri döksün. Bize derdini anlatmayacak da kime anlatacak? — Bu kız derdini anlatmıyor bey! Aklını başına al! Bu kız bize isyan bayrağını çekiyor. Kurslar kötüymüş de o yüzden çıkmış. Peki kibar annenin kursundan neden ayrıldı? O kursta her şey mükemmel değil miydi? Dersler hiç aksamaz, talebe istediğini sorar, fikri tartışmalar yapılır. Haftada bir dergi, kitap okumaya izin verilir, hurafesiz İslâm öğretilirdi. Hocalar da çok bilinçliydi. Ben bile okumak isterdim orada ama bu kız ordan da ayrıldı. Fatma hemen müdahale etmişti: — Doğru o kursu seviyordum ama dersleri güzel veremeyince ayrıldım. — Ayrılmasaydın. İlk zamanlar tabi ki güzel ders verilemezdi. Sabretseydin. Ama sen sabredemezdin. Kurstan gelirdin, duvarlara manken resimleri yapıştırırdın. Gözün hep onlardaydı. 3.) Mankenlerin namus anlayışı ve edebiyatı: Fatma, ertesi sabah Hilton Otelinin defile salonuna doğru inmeye başladı. Birkaç merdiven indikten sonra onlarca genç kızın acaip giysiler içinde podyumda gezindiklerini gördü. Kendisi de girmişti aralarına. Güngör Bey, hemen Fatma'nın eline bir kıyafet vermiş, izah ediyordu: — Bu elbiseyi al, iç çamaşırı giymeden bu elbiseyi giy. Defile çok seksi görünmeli. Fatma ilk defa böyle bir teklifle karşılaşmış, çok da utanmıştı... Hırsından titriyordu: — Hayır! Ben bu kıyafeti söylediğiniz şartlarda ölsem de giymem. Müşteri bizi mi beğenecek, elbiseleri mi? Bu defa Güngör Bey adamakıllı sinirlenmişti. Gözleri dönmüştü sinirden: — Bize nutuk atmayı bırak da defol git burdan. Seni bir daha gözüm görmesin. Bu defa Fatma bağırarak cevap veriyordu. — Siz istemeseniz de gideceğim zaten. Sizin satışınız fazla olsun diye kendimi pazarlayacak değilim. Güngör Bey biraz sakinleşmiş gibi alaylı alaylı cevap veriyordu. — Sen mini etek giyerek ne yaptığını sanıyorsun, kuş beyinli kız. Çağdaş ol, çağdaş… ---------------- — Bak Turan, senin için bu kızı uygun gördüm. Necmi'ye de Banu iyi gider. Bu gece eğleniriz. Fatma'nın birdenbire beyni sarsılmıştı sanki. Kızlar da hep beraber Fatma'ya dönmüşler, onun çok bozulduğunu anlamışlardı. Fatma hışımla ayağa kalkıp bağırmaya başladı: — Bu ne demek oluyor böyle? Bizler şey miyiz be? İyice azıttınız artık. Defolun hemen bu evden, defolun!... Terbiyesiz, şerefsizler! Her kadını kendinize eğlence aracı mı sanıyorsunuz? Herkesin kendine göre namusu, şerefi vardır. Siz hâlâ bunu bilmiyor musunuz? Fikri bozuntuya vermeden gülüyor, etrafına bakarak sorular soruyordu: — Ne diyor bu be? Siz anladınız mı? Akşama kadar herkese bacak gösterir, yüzlerce erkeği tahrik eder. Şimdi de namustan bahseder. Kim yutar ulan senin namusunu? Mankenlerden namuslu mu çıkarmış? Bu soruya Nejla da çok bozulmuştu: — Bu ne anlama geliyor Fikri? Biz namussuz muyuz? Fikri bu soruya daha çok şaşırmıştı: — Sen de mi, sen de mi Necla! Kız sen de mi namuslusun? — Tabi namusluyum. Hiç değilse para için bir erkekle olmadım. — Yani sen parasızlardansın! Alıştınız kızım, yılda on erkek değiştiriyorsunuz, hâlâ hayat kadını olmadığınızı söylüyorsunuz. Tabi yılda on erkek olursa, namuslusunuz ama hayat kadını namussuz... Namusun ne demek olduğunu mu bil-miyorsunuz,yoksa namusun ne olduğunu unuttunuz mu? 4.) İyi niyet başka bir şey, Düşünememek, Ahmaklık çok başka bir şey ve son: — Necla'yı anladık. Sen hani tevbe etmiştin? — Ben vücudumu satmadım ki: Fatma günlerin verdiği stresin de etkisiyle bağırarak tepkisini dile getirdi: — Bıktım bu sözden, bıktım! Hayat kadını illa kendisini satanlar mı olur? Parasız olarak aynı işi yapan ve hala tevbe etmeyen hayat kadını değil midir? Ama bende suç. Allah'a inancı bile olmayan insanın tevbesine inanıp onunla arkadaş oldum… ---------------------- Sevgi gittikten sonra Fatma ile Özlem başbaşa kalmışlardı? Özlem'e Nedim Beyin konuşmasından söz açmak istiyor, ona soruyordu: — Seninle özel konuşacağım, dedi. Sence bu ne anlama geliyor? . — Yemeğe davettir. Zaten patronların çoğu yanında çalışan kızları, özellikle mankenleri ellerinin altında modern hayat kadını gibi görüyorlar. Canım biz çağa uyum sağladık diye onların sermayesi olmadık ya. Bu konu onuruma dokunuyor. İmkanım olsa, patronların eğlencesi (!) olan tüm mankenlere, oyuna gelen tüm sekreterlere, bütün kadınlara, "sermaye olmayın" derdim. Onların eğlence aracı olmayın. Zengin erkekler, istedikleri her kadını elde edebileceklerine ait güvenlerinden vazgeçmeliler. Ama, "bu onurlu davranışı, onurlu kadınlar yaparlar" derdim. Fatma, Özlem'e akıl sır erdiremiyordu. Mayo ile gazetelere çıktığı halde, bu giyimin bile erkeklerin zevklerine ve ceplerine yaradığını acaba hesaba katmıyor muydu? Onun görüşlerini öğrenmek istiyordu. Kafasındaki soruyu sorarsa, verdiği cevaptan anlardı Öz-lem'i: — Özlem, sana birşey sormak istiyorum. Sence bikiniyi, iç mayoyu kadınlar giydiği halde neden defilelere erkekler geliyorlar? Neden erkeklerin arzularına göre hazırlanıyor her şey? Kadınlar plajlarda bile erkeklerin zevklerine göre mayo giymeye itiliyorlar. Sence bunun sebebi nedir? — Hiç düşünmedim ama doğru söylüyorsun. Moda mafyası, erkeklerin zevklerini kullanarak ve kadınların aptallığından yararlanarak köşeyi dönüyorlar ama ne yapalım. Bu alem böyle gelmiş, böyle gider. ----------------- Birkaç gün sonra yine gazetede resmi çıkmıştı Özlem'in. Resminin çıkacağını biliyordu, ama neler yazılacağını bilmiyordu. Gazeteyi alıp Fatma'nın yanına gitmiş isyan halinde derdini döküyordu: — Şunu okur musunuz lütfen. Fatma dikkatlice okumuştu yazıyı: — Okudum ne var? — Ne var olur mu? Erkeklerin yüreklerini hoplatmışım. Bunlar nasıl söz böyle? Fatma şaşırıyordu: — Zaten arabanın üzerine mayolu manken oturtmalarının sebebi de erkeklerin yüreklerini hoplatmak değil mi? Yoksa neden kadın çıkarsınlar ki arabaya? Üstelik mayo ile. Araba ile ne alakası var mayonun? — Anlayamadım, bizim mayo giymemizin sebebi, erkeklere şirin görünmek midir? — Aaa! Özlem sen bunu bilmiyor musun? — İnan ki ben hiç bu şekilde düşünmemiştim. Doğrusunu istersen ben çok fazla üzüldüm. Boy boy resimlerim çıktı ama ben konuya cinsel yönden hiç bakmadım. Ben ne böyle bir şöhret, ne de böyle bir para isterim. Ben bu işi sanat diye düşünüyordum. — Ya da öyle düşündürüldün. Sen değil, feminist mankenlerin bile çoğu erkeklerin arzularına hizmet ettiklerinin farkında değiller… :))) İyi okumalar...
İmamın Manken Kızı
Okuyacaklarıma Ekle
160 syf.
·
4 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Ülkemiz üzerinde oyun oynayan karanlık güçlere para sağlayan bir şirketin sahibi, Türkiye'nin ünlü iş adamlarından birinin kızının hayatını ele alan bu kitapta; - Dinsiz laik bir ailede yetişen mütevazı bir kızın, Üniversiteyi Anadoluda okumak istemesiyle başlayan ve kaldığı kız yurdunda yangın çıkması ve sonrasında sığındığı bir gecekondu evinde sıcak ve şefkatle karşılanması ve evin çocuğu olan mustafayı görmesiy değişen hayatını, ve sonrasında İslama ısınması ve kalpten bağlanıp islama hizmetlerini ele alan ve bu süreçte yaşadıkları engeller ve olağan üstü olaylar zinciri - İslama hizmetlerine vesile olan Edepli Ahlaklı ve Yüksek ihtisas yapmış, yurt içi ve yurt dışından teklifler alan kendi alanında çok başarılı Mustafaya karşı duyduğu muhabbet ve sevgisi işlenmiştir. Mutlaka tavsiye edebileceğim, sürükleyici sıkılmadan zevkle okuyabileceğiniz bir kitap diyebilirim. Hem dini hem aşk içeren bu kitap aynı zamanda; Ülkemiz üzerinde oynanan oyunları ve para kaynaklarını sergilemesi ve çözümler sunması açısından dikkat çekici olduğunu da söyleyebilirim. Saygılar...
Secdede Son Nefes
9.2/10 · 1.102 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
212 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Emine ŞENLİKOĞLU'ndan Allah ebeden razı olsun. Öncelikle şunu belirtmem gerekir ki; ben daha öncesinden bu kitabı biliyordum. Belgesel tarzında çinlilere has işkence yöntemlerinden bahsediliyor anlatılıyor sanıyordum. Gördüm ki Kominizmin doğuşu ve yükselişi yıllarında yaşanmış gerçek bir hayat hikayesi. Aslında işkence metot ve yöntemleri benim beklentilerimi karşılayamadı. Belki okuyan için konuşması kolay o bakımdandır, belki de ben daha fazla sadistimdir :) bilemiyorum. Fakat bu konuda hayal kırıklığı yaşadığımı söyleyebilirim. Belki de vardı da kitaptaki kahramanlarımızdan yaşayan olmadı, bilemiyorum. Bununla birlikte kitap çok akıcı, sürükleyici ve etkileyiciydi. Hiç sıkılmadım. Yer yer gözlerim yaşardı ve beni kendime getirdiği ve rahatlattığı da doğrudur. Hani açılmak için ağlarda rahatlarsınızya onun gibi... Neyse gelelim Kitabımızın içeriğine; "1946 yılında başladı her şey. Gerçeke bağlı bir köyde, annem, babam, benden bir yaş büyük olan Turgut ve üç yaş büyük olan ablam Çiçekle birlikte mutlu bir hayat yaşıyorduk." Diye başlayan Ailenin üyesi Kaan, Abisi turgut ile okuma aşkı ve şehirleşme sevdasıyla, Babalarından uyarı mahiyetinde aldıkları nasihatlerden sonra birlikte şehre doğru yola çıkmalarıyla başladı her şey. 3 yıla yakın süren okul serüvenlerinde Kominizmle tanışmaları ve dinsizleşmeleriyle devam eden bir süreç... Sonrasında Kaanın dönmesi ve Abisi turgutun Ailesini ihbar etmesiyle başlayan acı dolu yıllar... Kaanın 21.5 yıllık işkencelerle dolu hapishane yılları ve iyi kötü yaşadıkları... Kitabı çok anlatmak istemedim. Okumanızı ısrarla tavsiye ederim. Günümüze de ışık tuttuğu kanaatindeyim. İstifade edebilmeniz ümidi ile... Saygılar...
Çin İşkencesi
8.3/10 · 4.096 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
218 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
İnceleme yapmayı pek beceremem idare edin. :)) 2017 Yılında Yılın Yazarı ve Öğretmeni seçilen Halit ERTUĞRUL Hocamın her kitabı mükemmeldir. Uçurumdan dönüş kitabında; Birden fazla acıklı, mücadeleli, ibretlik ve ders niteliğinde hayat hikayeleri yer almaktadır. Babasızlığın verdiği çaresizliklerle, Hasta yatağında Anneler ve okuyan kardeşlere bakma gibi ağır sorumlulukları küçücük bedenlerinde taşımak zorunda kalan çocuklar. Ailesinin ihmarkarlığı ve ilgisizliği ile küçük yaşta kötü yollara düşen sahip çıkılmayan kız çocukları ve dönüşleri kısa ve öz olarak anlatılmaktadır. İnsanlara çok merhametli çoğu zaman paranın hesabını yapmayan sevilen ve sayılan bir doktor olan Şefik Beyin Rüyasında Hz. Ali efendimizi görmesi ile başlayan soru cevap silsilesi en dikkatimi çeken bölümü olmuştur, Halit ERTUĞRUL Hocamızın okurları ile olan bir takım yaşadığı olaylara yer verilmiş, okurları ile sıcak temasları dikkatimi çekmiştir diyebilirim. Uyuşturucu kullanımının yaygın olduğu ve satışının yapıldığı gençlerin oluşturduğu bir hapishane ve bu hapishane yönetiminin hapishanedeki gençleri dizginlemenin uslandırmanın yollarını aramaya çalıştıkları ve bulamadıkları, ve hapishanelerden birine düşen bir müslümanın Risale-i nurlar ile başlattığı huzur ortamının keşgedilmesi ve sonrası da kitapta beni en çok etkileyen bölümdü diyebilirim. Saygılar...
Uçurumdan Dönüş
Okuyacaklarıma Ekle
225 syf.
·
12 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Ruhumuzun hapsolmuş bedende canının sıkılmasına çareler sunması hasebiyle, Psikoloji alanında yer aldığı konuları ile mükemmel izahlarla okuyanı doyuran bir kitap diyebilirim. Ruhumuzun bu hapsinde çıkana kadar canı sıkılmasın diye ve canını sıkan şeylerden kurtulmak için meşkuliyetinin öneminden bahsetmekte. Başa gelen müsibetlerinde ahvalini kime arzedeceği, içinde bulunduğu durumun üstesinden nasıl geleceği... Yaşadığımız kötü hadiseleri güzel karşılamasını bilmemiz gerektiği, Biz güzel karşılarsak bu hadiselerinde bize güzel görünecekleri... Kabulleniş ve farkındalığın önemi... ... Öyle işte... :)
Mevlana
9.3/10 · 52 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
144 syf.
·
14 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Kitap gerçekten mükemmel. Kendini arayan kadın kitabinin devamı niteliğinde olup, gercekten ötelerle etkileşim sözkonusu olağan üstü mukemmel olaylara şahit olabileceğiniz bir kitap. Bazen beni duygulandırıp ağlattığınıda söylemeden geçmeyi murad etmedim. Özellikle Ateist arkadaşların okumalarinı israrla tavsiye ederim. Gönlü aç dimağların, susuz kalmış topraklarin yağmuru arzulamaları gibi hakikatleri arzular olmaları istifadelerini kolaylaştıracaktır. Saygılarımla...
Kendini Bulan Kadın
Okuyacaklarıma Ekle
32 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.