cemil emin

cemil emin
Arkadaşlar ; yorumlarım paylaşımı yapan kişilere değil, alıntılara, incelemelere ,şiirledir yani ''edebiyata'' lütfen kimse üstüne alınmasın zaman zaman kendime bile tahammül edemiyorum ben.
Cemil Emin Erdoğan
Cemil Emin Erdoğan
Hayıra Evet
Hayıra Evet
136 okur puanı
Eylül 2022 tarihinde katıldı
Seninle cekilecek fotograflar seninle ıslanacak yağmurlar seninle gidilecek yollar seninle olacak gülümsemeler seninle bakılacak gökyüzü. ve seninle kurduğumuz hayalleri gerçekleştirmeden beni bırakıp gitmek yok sevgilim. .Biliyoruz ki bütün acılar geçer, fotoğraflar sararır. Yara kabuk tutar, kapanır. Sokakta mevsimi fark edersin, aynada kendini. Önce belirli belirsiz, sonra gamzene kadar gülersin. Kuşlar konar dallarına. Kırıldığın yerden çiçek açarsın; bütün acılar bir gün geçer.. ya da alışırsın
Bazen bir şarkıya yenik düşer güçlü bildiğin her yanın.
Eda şarkılar eşliğinde sakinleşip hayaller alemine dalarken.yeni bir şarkının sözlerine . Kulak kabarttı. Hasretinle yandı gönlüm. Yandı yandı söndü gönlüm Düze indi şimdi gönlüm. Şarkıyı dinlerken gözyaşları da ona eşlik ediyordu..
Sayfa 157
Edebiyat
Mutlu olmayı nereden biliyorsan oradan uyan güne..
Bazı anlar vardır kalakalırsın hiçliğin kisvesinde. İnsan kendi eliyle kendi hayatının ırzına geçebiliyormuş meğer.. Kansever bir ucubenin oyun yeri artık dünya. Ve savaş severler çoğunlukta.. Rüyalardan sabah olmadan uyanılır, masallar çabuk biterdi bu ülkede. Bir çocuğun en uzun güldüğü an bile bir öğünlüktü, anladım... Ve and olsun. Ölü çocukların gözleri gülmedikçe, hiç bir mevsim yeşermeyecek.. Gökleri kuşlara, Yerleri insanlara daraltmayın ! BİZİ BİZİMLE AZALTMAYIN ! "
kanes yayınları
Hiçbir yaprak, gözden düşen insan kadar hızlı düşmemiştir yere.
Yapraklar yere dökülmüş ağaçlar çırılçıplak kalmıştı.
Sayfa 46
çok güzel tükendik.
Vicdanımın en orta yeri acıyor. Size de arada bir olur mu böyle? *Acaba* diyorum; bu ince çizgide nefes aldınız mı hiç? Ben çoktandır alıyorum, şimdi bile. Üst üste hem de bin kere tekrar ederek ve katlayarak çoğaltıyorum içimdeki sancıyı. Burası bir uçurum kenarı… Metrelerce yukarıdan aşağı doğru bomboş gözlerle bakılan bir yer. Ne kadar da özgürlük kokuyor ah! Sonrasında kanatlarım varmış gibi bir hisse kapılıyorum. Tadına bakmak için sabırsızlanıyorum aslında. *Ölmek nasıl bir şey?* diye tekrarlıyorum içimden. Dedikleri kadar jilet kesiği gibi kesiyor mu acıları? Mesela, ne kadar bir şiddetten sonra hafifler insan? Biliyor musunuz? Biliyorsanız söyleyin. Bir insanın, en doruktaki bir acıda bile duyarsız kalabilir mi kalbi? Azı, çoğu, ölçüsü nedir? *Acı* diyorum, acı hani? Yaktığı yerden bir cerahat gibi akıp gider mi ya da hiç gitmez mi? Merak ediyorum sahiden. Şimdi, hangi inanç geri çevirecek içimdeki intihar isteğini? Nasıl bir umut erteleyebilir ecele beni? Beni kandıracak bir söz var mıdır bu dakikadan sonra ve hâlâ? Varsa söyleyin. Gelecekse beklerim. Ama kandırmayın beni.
Sayfa 7 - kanes yayınları
Edebiyat