Ben sevgiyi önce annemin nasırlı ellerinde tanıdım;
Beni her kaldırdığında, o yorgun avuçlarıyla,
Sadece gövdemi değil, hayatın ağır yükünü de kaldırıyordu.
Sevgi; "yapamazsın" diyen o sağır kalabalığın tam ortasında,
Hiçbir heceye muhtaç kalmadan, "ben buradayım" diyebilmektir.
Bazen toplumun bakışı zehirli bir ok gibi saplanır tenine,
Sanki bir yarım kalmışlık, sanki bir eksiklikmişsin gibi...
Ama sevgi, o bakışların üstüne ipek bir örtü gibi serilir;
Sessizce, kimseyi incitmeden, bağırmadan şifalanır.
Bir gün bir çocuk baktı gözlerimin en derinine;
Ne çekinerek, ne de o yakıcı acımayla...
Sadece baktı ve gülümsedi; o an anladım ki,
Sevgi bir şeyi "düzeltmek" değil, sadece yanında kalabilmektir.
Bazen bir babanın sükûtunda saklanır o kutsal bağ,
Bazen bir annenin uykusuzluğunda, bir kardeşin feragatinde.
Gerçek sevgi hesap yapmaz; kim eksik, kim fazla bilmez,
Çünkü onun adil terazisinde, insan sadece insandır.
Benim bedenim farklı yollardan yürür, ama sevgi hep aynı yerden dokunur;
Bazen sakar, bazen çekingen, bazen dili tutulmuşçasına...
Ve ben artık biliyorum: Sevgi, insanı bir yapboz gibi tamamlamaz,
Sevgi, insana kendi muazzam varlığını hatırlatır.
“Sen varsın,” der o sessiz ses,
“Sen buradasın ve olduğun halinle, sadece sen olduğun için yetersin.”
Eser sahibi / Zübeyde BAYIK