erdin süpür, bir alıntı ekledi.
18 Mar 12:05

enver canakkale 2
18 mart Canakkale 2
Türkiye harp içinde değildi. Batı devletleri
sefirleri henüz Istanbul'dan ayrılmamışlardı. Bir taraftan Osmanlı hükümetinin harbe girmesine lüzum olmadığı, kendilerinin cephelerine katılmasa bile, tarafsız kalması, devletin bü­
tünlüğü ve emniyeti hakkında teminat vermeye hazır oldukları
hakkında durmadan teşebbüslerde bulunuyorlardı. Diğer taraftan Istanbul'a gelen Alman gemilerinin aynı zamanda Türkiye için de bir tehlike teşkil ettiği ve bunların silahsızlandırılarak mürettebatın enterne edilmesi taleplerini tekrarlıyorlardı. Hükümet ise bunları savsaklama, aldatma peşinde idi.
Sözleri ve teşebbüsleri birbirini tutmuyordu. Hatta bir taraftan ve güya el altından kendileriyle anlaşma müzakereleri bile yürütülüyordu. Hele Bahriye Nazırı Cemal Paşa ile Maliye Nazırı Cavit Beyin batı devletleri karşısındaki durumları
büsbütün garipti. Her gün bir başka türlü davranarak olayları
idareye çalışıyorlar, her gün biraz daha ezilip büzülüyorlardı.
Fakat ne var ki, her şeyi kendi kapalı çevrelerinde kararlaş­
tıran dört kişi, yani Enver Paşa ile Talat Paşa, Halil Bey ve
Sait Halim Paşa, işlerinden onları bile haberli kılmıyorlardı.
Zaten Türk-Alman ittifakından ve imzadan önce, bu yakın
kabine arkadaşlarına dahi haber vermiş değildiler. Her şey
olupbittikten sonra onlara, sanki önemli bir şey değilmiş amma, gene de arada memnun olacakları bir şey olmuş gibi söz
arasında şöylece olayı bildirmişlerdi.
Ondan sonra Talat Beyle Enver Paşa artık, hem kendilerini,
hem başkalarını aldatmakla meşgul oldular. Mesela Çanakkale'
deki gemiler Istanbul'a hareket ederken Talat Bey, sadrazamın
bir sualine, gemilerin Çanakkale'de kömür almış olduklarını,
misafirlik devresinin bittiğini ve şimdi nerede ise Akdeniz'e
açılmak üzere olduklarını söylüyordu.
O sırada bir oyun daha oynandı. Daha Alman gemileri Istanbul'da görünmeden, Halil Beyin bulduğu bir formülle bu
gemileri Osmanlı hükümeti güya satın almış oldu. Gemilere
Türk bayrağı çekildi. Alman mürettebata renkli kırmızı fesler
dağıtılarak bu mürettebat, güya Türkleştirildi. Fakat gemiler
gene Alman kumandanının ve mürettebatının elinde kaldılar.
Bu kumandan gene Alman sefiri ve Berlin'le muhabereye devam etti. Tamamen başına buyruk olarak hareket etti (1) . Ama
gemilerin birine «Yavuz», diğerine «Midilli» ismi verildi
'
sevket sureyya aydemir Tek adam 1

Tek Adam - Cilt 2, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 207 - remzi kitapevi)Tek Adam - Cilt 2, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 207 - remzi kitapevi)

CEMAL SÜREYA’NIN SOYADI HİKAYESİ:
Cemal Süreya ve Sezai Karakoç üniversitede sınıf arkadaşıdır. Ve sınıflarında 'Muazzez Akkaya' isminde bir de kız varmış. İkisi de bu kızı gizliden gizliye severlermiş. Sınıfta gün boyu aynı kıza duydukları ilgiyi birbirlerine anlatırlarmış. Hatta Muazzez'e yazdıkları şiirleri birbirlerine okurlarmış. Sonra bu aşk, zamanla kızışmış ve birbirlerine 'ben elde ederim, sen edersin' derken 'kim elde edecek?' diye iddiaya tutuşmuşlar. Kaybeden büyük bir bedel ödeyecek demişler. Ve bu bedel ömrü boyunca üzerinde kalacak. Bedene fiziksel bir zarar olmayacak diye de karar kılmışlar. Ve sonunda adını değiştirmeye gelmiş olay..
Cemal Sürey(y)a kazanırsa ;Sezai Karakoç'un soyadı 'Karkoç' olacak..
Sezai Karakoç Kazanırsa ; Cemal Süreyya'nın soyadı 'Süreya' olacak.
Tahmin ettiğiniz gibi kızı Sezai Karakoç elde eder ve onunla çıkmaya başlar. Cemal Süreyya da gidip tek 'Y' harfini attırır soyadından..
İşte Süreyya'dan Süreya'ya geçiş dönemi böyle olmuştur..
Peki sonrasında ne oldu?
Muazzez Akkaya Sezai Karakoç'un kendisi ile bir iddia sonucu çıktığını öğrenir. Biraz da sorunları olan Muazzez bunu kaldıramaz ve okulu bırakıp ve memleketi olan Geyve'ye gider.
Sezai Karakoç bu duruma çok üzülür ve Muazzez Akkaya'ya ithafen Mona Rosa'yı yazar. Şair Karakoç,1950 yılında Mülkiye'de öğrenci iken yazmıştır bu şiiri ancak 2002 yılına kadar yayımlanmamıştır...

Pınar Yiğitcan, Sevda Sözleri'ni inceledi.
 30 Kas 2017 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Cemal Süreya şiirinin temel taşlarını oluşturan akım Erotizm dir kuşkusuz.Her dizenin altında erotizmin izlerini bulabiliriz.Bence İyi şair, bir sözcüğe bin anlam yükleyebilen şairdir.Cemal Süreya buna en güzel örnek şiirin bütünlüğünü bozmadan, yeni ve sihirli sözcükler üretmiş.Kendi deyimiyle, dilde yangın çıkardı.buna en iyi örnek "gözleri göz değil gözistan” (Benim en sevdiğim sözü)..
Ve kelimelerle,sözcüklerle epey uğraşmış
Elma şiirinin son dizesinde “adımın bir harfini atıyorum” diyerek Süreyya'dan bir “y” atıp Süreya olarak yazması en ilginç örnek.
Yazar yaklaşık 8 adet şiir kitabını birleştirip "Sevda Sözleri" başlığı adı altında toplamış.Buna ilk şiir kitabı olan üvercinka da dahil.Genel kapsamlı epey derin bir şiir kitabı olmuş.okumalara doyamadım..Kitabı 1. Baskıdan okumak isterdim Emin'im bu baskılarda eksik şiirler var.Daha çok şey yazabilirim bu kitapla ilgili ama bana kalsın:)

Yusuf Sezgin Aybey, Sevda Sözleri'ni inceledi.
21 Kas 2017 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Cemal Süreyya'nın Süreya'dan sonraki hali bu! Bir şairin bir şiirden sonraki hali. Bir sözcüğün şiire düştükten sonraki hali...
Öyle dolu, öyle anlamlı ve öyle büyüleyeci... Şiirin dilinden anlayan Süreya'nın bizi nasıl içten içe vurduğunun göstergesi o Sevda Sözleri... Nereye baksam ve nerede bir şiir görsem hemen alıp onu Süreya ile karşılaştırıyorum. Olmuyor. Kalıbına sığmayan bir elbise gibi kalıyor diğerleri. Özlem dolu bir sözcük dizimi gibisin sen güzel kitap.

CEMAL SÜREYYA'NIN SOYADINDAKİ "Y" HARFİNİN YOK OLUŞ HİKAYESİ
Cemal Süreya ve Sezai Karakoç üniversitede sınıf arkadaşıdır ve sınıflarında 'Muazzez Akkaya' isminde bir de kız varmış. İkisi de bu kızı gizliden gizliye severlermiş. Sınıfta gün boyu aynı kıza duydukları ilgiyi birbirlerine anlatırlarmış. Hatta Muazzez'e yazdıkları şiirleri birbirlerine okurlarmış. Sonra bu aşk, zamanla kızışmış ve birbirlerine 'ben elde ederim, sen edersin' derken 'kim elde edecek?' diye iddiaya tutuşmuşlar. Kaybeden büyük bir bedel ödeyecek demişler. Ve bu bedel ömrü boyunca üzerinde kalacak. Bedene fiziksel bir zarar olmayacak diye de karar kılmışlar. Ve sonunda adını değiştirmeye gelmiş olay.
Cemal Sürey(y)a kazanırsa ;Sezai Karakoç'un soyadı 'Karkoç' olacak.
Sezai Karakoç Kazanırsa ; Cemal Süreyya'nın soyadı 'Süreya' olacak.
Tahmin ettiğiniz gibi kızı Sezai Karakoç elde eder ve onunla çıkmaya başlar. Cemal Süreyya da gidip tek 'Y' harfini attırır soyadından... İşte Süreyya'dan Süreya'ya geçiş dönemi böyle olmuştur.
Muazzez Akkaya Sezai Karakoç'un kendisi ile bir iddia sonucu çıktığını öğrenir. Biraz da sorunları olan Muazzez bunu kaldıramaz ve okulu bırakıp ve memleketi olan Geyve'ye gider. Sezai Karakoç bu duruma çok üzülür ve Muazzez Akkaya'ya ithafen Mona Rosa'yı yazar. Şair Karakoç,1950 yılında Mülkiye'de öğrenci iken yazmıştır ancak 2002 yılına kadar yayımlanmamıştır.

mehmet şerif susuz, Bu Roman O Kız Okusun Diye Yazıldı'ı inceledi.
03 Eki 2017 · Kitabı okudu · 11 günde · Puan vermedi

Kapağında yazarın kitabın özeti diyebileceğim bir şiiri var.İçinde ise Cemal Süreyya'dan şiirler var.Bu roman şiirle donatılmış hüzünlü bir roman(s).Müzik,dönemlerin olayları ve inanç sorgulamaları örgüsünde aşk hikayesinin ayrı kollarını oluşturmuş.Sürükleyici olduğunu söyleyemem zor.Ancak farklı dünya insanların kavuşup kavuşamayacağının merak itkisi de yok değil.Kitabın adına rağmen kavuşacaklarını umut ettim hep.

CEMAL SÜREYYA'NIN SOYADINDAKİ "Y" HARFİNİN YOK OLUŞ HİKAYESİ
Üvercinka, güvercin kanadından kısaltılarak elde edilmiş bir sözcük. Barışa, aşka dayatmaya dönük…
“Elma” şiirinde, adındaki “Y” harflerinden birini attığını ilan eder. Nedeni, kendi anlatımına göre, arkadaşıyla bir telefon numarası üzerine girdiği iddiayı kaybetmesidir. Söz konusu telefon numarası, Üvercinka’nın…

Cemal Süreya, “O zaman çok güvenirdim belleğime. Telefon numaralarını falan kaydetmezdim. Belki de kaydetmediğim için kalırdı. Ona dedim ki, eğer bu böyleyse, ismimden bir harf atarım dedim. Kaybedince, ismimde harf aradım, iki tane olandan birini atmak daha uygun geldi.” der.

BİR BAŞKA VERSİYONU İSE ŞÖYLE

Cemal Süreya ve Sezai Karakoç üniversitede sınıf arkadaşıdır ve sınıflarında 'Muazzez Akkaya' isminde bir de kız varmış. İkisi de bu kızı gizliden gizliye severlermiş. Sınıfta gün boyu aynı kıza duydukları ilgiyi birbirlerine anlatırlarmış. Hatta Muazzez'e yazdıkları şiirleri birbirlerine okurlarmış. Sonra bu aşk, zamanla kızışmış ve birbirlerine 'ben elde ederim, sen edersin' derken 'kim elde edecek?' diye iddiaya tutuşmuşlar. Kaybeden büyük bir bedel ödeyecek demişler. Ve bu bedel ömrü boyunca üzerinde kalacak. Bedene fiziksel bir zarar olmayacak diye de karar kılmışlar. Ve sonunda adını değiştirmeye gelmiş olay.

Cemal Sürey(y)a kazanırsa ;Sezai Karakoç'un soyadı 'Karkoç' olacak.

Sezai Karakoç Kazanırsa ; CemaL Süreyya'nın soyadı 'Süreya' olacak.

Tahmin ettiğiniz gibi kızı Sezai Karakoç elde eder ve onunla çıkmaya başlar. Cemal Süreyya da gidip tek 'Y' harfini attırır soyadından... İşte Süreyya'dan Süreya'ya geçiş dönemi böyle olmuştur.

Alıntı

Cemal Süreya ve Sezai Karakoç üniversitede sınıf arkadaşıdır..Ve sınıflarında 'Muazzez Akkaya' isminde bir de kız varmış..İkisi de bu kızı gizliden gizliye severlermiş..Sınıfta gün boyu aynı kıza duydukları ilgiyi birbirlerine anlatırlarmış..Hatta Muazzez'e yazdıkları şiirleri birbirlerine okurlarmış..Sonra bu aşk, zamanla kızışmış ve birbirlerine 'ben elde ederim, sen edersin' derken 'kim elde edecek?' diye iddiaya tutuşmuşlar..Kaybeden büyük bir bedel ödeyecek demişler..Ve bu bedel ömrü boyunca üzerinde kalacak..Bedene fiziksel bir zarar olmayacak diye de karar kılmışlar..Ve sonunda adını değiştirmeye gelmiş olay..

Cemal Sürey(y)a kazanırsa ;Sezai Karakoç'un soyadı 'Karkoç' olacak..

Sezai Karakoç Kazanırsa ; CemaL Süreyya'nın soyadı 'Süreya' olacak.

ve tabi tahmin ettiğiniz gibi kızı Sezai Karakoç elde eder ve onunla çıkmaya başlar..Cemal Süreya da gidip tek 'Y' harfini attırır soyadından..

İşte Süreyya'dan Süreya'ya geçiş dönemi böyle olmuştur..

Peki sonrasında ne oldu diye merak ediyor musunuz?

Muazzez Akkaya bir iddia sonucu Sezai Karakoç'un kendisi ile çıktığını öğrenir..Biraz da sorunları olan Muazzez bunu kaldıramamış, okulu bıramış ve memleketi oLan Geyve'ye gitmiştir..

Sezai Karakoç bu duruma çok üzülür ve Muazzez Akkaya'ya ithafen Mona Rosa'yı yazar.. Şair Karakoç,1950 yılında Mülkiye'de öğrenci iken yazmıştır bu şiiri..Ancak 2002 yılına kadar yayımlanmamıştır...

Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek…

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ellerin ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Akşamları gelir incir kuşları
Konar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sarı
Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
Akşamları gelir incir kuşları

Ki ben Mona Roza bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar su kenarında
Ki ben Mona Roza bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki kapalı gece ve güne
Altın bilezikler o kokulu ten

Mona Roza siyah güller, ak güller
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza siyah güller, ak güller