• Daha önce yaklaşık 40 GB'lık dergi arşivini yine buradan paylaşmıştım (şurada: #27907752 ). Şimdi de meraklısına, ilgilisine ve sevenine yakın boyutta II. Abdülhamid Han'a dair arşiv-belge-doküman-tez-makale paylaşayım. En azından benim kendisine olan ünsiyetim bilenler için malumdur.

    Bunu da on kişiye göndermeyip kendiniz faydalanabilirsiniz ama siz yine de elden ele ulaştırın :).

    https://yadi.sk/d/QTjFdUF33SfP7W

    Abdülhamit Kırmız - Abdülhamid'in Valileri: Osmanlı Vilayet İdaresi (1895-1908).pdf
    Abdülhamid Han'ın Fotoğraf Arşivi.pdf
    Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu - Dedem Abdülhamid Han.pdf
    Atilla Çetin - Sultan İkinci Abdülhamid Han: Devlet ve Memleket Görüşlerim 1. Cilt.pdf
    Atilla Çetin - Sultan İkinci Abdülhamid Han: Devlet ve Memleket Görüşlerim 2. Cilt.pdf
    Azmi Özcan - Abdülhamid ve Hilafet.pdf
    Bayram Kodaman - Abdulhamid Devri Eğirim Sistemi.pdf
    Bayram Kodaman - Abdülhamid Devri Eğitim Sistemi.pdf
    Bayram Kodaman - Sultan II. Abdulhamid Devri Doğu Anadolu Politikası.pdf
    Belgelerle II.Abdülhamid Dönemi.pdf
    Cemal Kutay - Prens Sebahattin Bey, Sultan II.Abdülhamid, İttihat Terakki.pdf
    Cemil Koçak - 2. Abdullhamid_in Mirası.pdf
    Cevdet Kudret - Abdülhamit Devrinde Sansür.pdf
    Faiz Demiroğlu - Abdülhamide Verilen Jurnaller (50 Yıldır Neşredilmeyen Vesikalar).pdf
    Fatmagül Demirel - Abdulhamid Doneminde Sansur.pdf
    François Georgeon - Sultan Abdülhamid.pdf
    II .Abdülhamid Dönemi Türk Edebiyatı.pdf
    II. Abdülhamid Modernleşme Sürecinde İstanbul.pdf
    Mehmet Aydın - Yöneticiler İçin Yeni Bir Bakış: İkinci Abdülhamid Han'ın Liderlik Sırları.pdf
    Mehmet Hocaoğlu - Abdulhamit Han'ın Muhtıraları Belgeler.pdf
    Michel de Grece - II. Abdülhamit Yıldız Sürgünü (trc. Derman Bayladı).pdf
    Mim Kemal Oke - Saraydaki Casus.pdf
    Modhakirat - Sultan Abdülhamid (Arapça).pdf
    Mustafa Armağan - Abdülhamidin Kurtlarla Dansı.pdf
    Mustafa Müftüoulu - Abdülhamid Kızıl Sultan mı cilt 1.pdf
    Necip Fazıl Kısakürek - Ulu Hakan 2. Abdülhamid Han.pdf
    Necip Fazıl Kısakürek - Ulu Hakan Abdülhamit Han.pdf
    Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu - İlân-ı Hürriyet ve Sultan II.ci Abdülhamit Han.pdf
    Orhan Koloğlu - Abdülhamid Gerçeği.pdf
    Selim Deringil - İktidarın Sembolleri ve İdeoloji: İkinci Abdülhamid (1876-1909).pdf
    Sempozyum - Sultan II. Abdülhamid ve Devri Semineri 27-29 Mayıs 1992 İstanbul.pdf
    Sultan Abdülhamid - Siyasi Hatıratım.pdf
    Uğur Çelik - 2.Abdülhamit İttihat Terakki Mukayesesi.pdf
    Vasfi Şensözen - Osmanoğullarının Varlıkları ve II. Abdülhamidin Emlaki.pdf
    İhsan Süreyya Sırma - Abdülhamidin İslam Birliği Siyaseti.pdf
    İhsan Süreyya Sırma - Belgelerle Abdülhamit Dönemi.pdf
    İhsan Süreyya Sırma - II. Abdülhamid'in İslam Birliği Siyaseti.pdf
    İlber Ortaylı - İkinci Abdülhamit Döneminde Osmanlı İmparatorluğunda Alman Nüfuzu.pdf
    İlkay Yilmaz - Serseri Anarşist ve Fesadın Peşinde: II. Abdülhamid Dönemi Güvenlik Politikaları Ekseninde Mürur Tezkereleri, Pasaportlar ve Otel Kayıtları.pdf
    İsmail Çolak - Son İmparator Abülhamit Han'ın Gizemli Dünyası.pdf
    İsmet Bozdağ - Sultan Abdulhamidin Hatira Defteri.pdf
    İzi Karakaş Özbayrak - II. Abdülhamit Döneminde Uygulanan Sosyal Politikaları (1876-1909).pdf
    Şadiye Osmanoglu - Babam Abdulhamid Saray ve Sürgün Yıllları.pdf
    Şadiye Osmanoğlu - Babam Abdülhamid, Saray ve Sürgün Yılları.pdf
    Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi - Senûsîler ve Sultan Abdülhamid (haz. İsmail Cömert).pdf
  • -Biz yakın tarihimizi Nutuk'tan öğrenemez miyiz?" sorusuna Cemil Koçak şöyle yanıt veriyor:
    -"Öğrenemeyiz. Nutuk sekiz yıllık otobiyografidir. Atatürk Nutuk'ta 1919'da Samsun'dan başlayarak, 1927'ye kadar sekiz yıllık hadiseleri, sadece kendi açısından anlatıyor. Nutuk sadece telgrafnamelerden kurulu bir metindir. Nutuk'u profesyonel tarihçinin dışında kimsenin alması mümkün değildir... biz Nutuk'un "Ey Türk gençliği" diye başlayan sadece son satırlarını biliyoruz ve onu da "ayet" gibi asıyoruz."

    "Tarih ancak doğru bilgi temelinde örülebilir ve tartışılabilir. Olmayan bir şeyi olmuş gibi göstererek ya da kabul ederek "derin" bir tarihsel bir tartışmaya girmek, tipsiz kuyuya taş atmak anlamına gelir..."
  • Bu yayının ilk incelemesini yapacağım için öncelikle kitabın basımı hakkında yorum yapmak istiyorum.
    Yazarın kendisi harf devriminden ve dilin sadeleştirilmesi faaliyetlerinden ötürü kitabını 1938 yılında sadeleştirme ihtiyacı duymuştur. Bu baskı bir önceki cümlede bahsettiğim baskı esas alınarak hazırlanmış, kitabın latin harfleriyle yazılmış ilk baskısıdır. Yayına hazırlayan şahıs ölçü birimlerini günümüzde kullanılan halleriyle vermiş, bazı kullanılmayan ekleri yeni hallerine çevirmiş ve bazı imla kurallarını değiştirmiş. Yani büyük ölçüde kitabın orijinalini okuyacaksınız. Bu bana büyük heyecan vermişti. Ayrıca kitabın sonundaki eklerin de bir hayli faydalı olabileceğini düşünüyorum. Özellikle sondaki Orhan Koçak'ın yazısı benim gibi edebiyatla çok haşir neşir olmayıp sadece okumayı sevenlere biraz ağır olmakla beraber gayet faydalı olmuş.
    Kitabın diline gelecek olursak. Gerek dilimizin özellikle Cumhuriyet döneminde büyük ölçüde değişime uğramış olması, gerekse de kitabın Serveti Fünun döneminde yazılıp süslü bir dil kullanılması okumayı biraz zorlaştırıyor fakat günümüzde kullanılmayan bütün kelimeler sayfanın altında verilmiş hatta bazı sayfaların yarısı kitabın aslı iken yarısı kelimelerin anlamlarına ayrılmış. Kitap okuma alışkanlığınız fazla yoksa ve bu tür kitapları fazla okumuyorsanız zorlanacağınızı söyleyebilirim. Arapça bilmem ve temel düzeyde Osmanlıca dersi almam bana büyük ölçüde fayda verdi, okurken çok zorlanmadım diyebilirim. Ayrıca bilinmeyen kelimelerin çoğu çok fazla tekrar ediyor zaten kitabın yarısına gelmeden bunları ezberlemiş olursunuz. Yani böyle harika bir eseri bunu bahane ederek okumamazlık etmeyin derim.
    Kitabın kendisine gelecek olursak Halit Ziya UŞAKLIGİL'in Türk Romanı için ne kadar önemli olduğu herkes tarafından malumdur zaten. Roman birkaç bölümü hariç çok akıcı, zevk alarak okudum. Dilinin ağır olması akıcılığının önüne kesinlikle geçmiyor. Okurken başkahraman Ahmet Cemil'le adeta bütünleşiyorsunuz, kimi zaman kızıp kimim zaman sarılmak istiyorsunuz. Eğer okumayı düşünüyorsanız hiç durmayın derim.
    Herkese iyi okumalar.
  • Diğer yandan, Almanya, Eylül ayında, Türkiye'ye yönelik bir saldırı planı hazırlamıştı. Amaç, İngiltere'nin Akdeniz'deki güvenliğini sarsmak, Libya'dan Mısır'a doğru ilerlerken, Suriye üzerinden de Türkiye'yi işgal etmekti. Bir yandan da, Türkiye'ye Balkanlar'dan, Bulgaristan üzerinden bir saldırı planlanmıştı. Ancak bu planlardan, henüz hazırlık safhasında olan Barbarossa Harekatı'nı, yani Sovyetler Birliği'ne saldırıyı geciktireceği düşüncesi ile, vazgeçilecektir.
    Cemil Koçak
    Sayfa 512 - İletişim Yayınları
  • Hitler, 22 Ağustos'ta, Alman kurmay subaylarının önünde, "Kemal'in ölümünden beri Türkiye kararsız ve zayıf (kişiler) tarafından yönetiliyor." diyordu.
    Cemil Koçak
    Sayfa 458 - İletişim Yayınları
  • Yazar, son zamanlarda hayli genişleyen “tarih değil mi, uydur uydur söyle, yaz” tarzı eğilimine karşı akademik tarihçiliği savunuyor. Zamanla beraber metinlerin değiştiği, bozulduğundan ve özellikle internet ortamıyla birlikte şehir efsanelerin de yaygınlaştığından bahsediyor. Bunun için de “Son zamanlarda şehir efsanesi deyimi çok kullanılır oldu. Bu ifadeden maksat, gerçek olmayan, fakat herkesin ağzına yerleşmiş anlatılardır. Böylece anlatı, defalarca ve sık sık tekrar edilerek, ağızdan ağıza, kulaktan kulağa yayılır ve inanç haline gelir. Hele günümüzde İnternet ortamı da buna eklenince, efsanelerin önünü almak artık neredeyse imkansız.” diyor. Bu konuda yazara katılmamak elde değil. İnternette o kadar çok gereksiz, değiştirilmiş, bozulmuş, uydurulmuş bilgi var ki…Hakkında hikaye uydurulan kişilerin sanki bu uydurulmuş hikayelere ihtiyacı var…
  • Atatürk bize Celal Bayar'ı göstererek, "Bilesiniz ki, Mahmut Celal Beyefendi Türkiye'nin en büyük iktisatçısıdır" demişti.