Cemre

Cemre
@cemmmmree
Psikolojik Danışman
Bartın
49 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Amerika'da kaç kez seyahat ettiğini, Amerika'dan başka ülkelere ne sıklıkta gittiğini kestiremiyorsun, o yüzden de ömrünün kaç bin saatini iki yer arasında, bir yerden bir yere gidip dönerken harcadığını, uçaklarda, otobüslerde, trenlerde ve arabalarda geçirdiğin dağlar kadar büyük zaman dilimlerini, jet lag etkisini atlatmak için boğuştuğun, havalimanlarında uçuş anonsunu sıkıntıdan patlayarak beklediğin, valizini almak için sabırsızlıkla bagaj bandının başında dikildiğin süreleri kesin ya da yaklaşık olarak bir türlü hesaplayamıyorsun; bütün bu sinir bozucu olayların en beteri de uçakta yolculuk yapmak, kabine her girişinde seni kuşatan o tuhaf hiçbir yerde değilmişsin duygusu, saatte beş yüz mil hızla uzayda yol almanın gerçekdışılığı, öylesine gerçekdışı ki kendinin gerçekliği duygusunu kaybediyorsun, kendi varlığın yavaş yavaş içinden süzülüp gidiyormuş gibi geliyor; ama evden çıkıp bir yerlere gitmenin bedeli de işte bu ve sen seyahat etmeyi sürdürdükçe evinin burasi ile başka bir yerin orası arasında yer alan o hiçbir yer, yaşadığın yerlerden biri olmaya devam edecek. Kim olduğunu bilmek istiyorsun. Sana yol gösterecek çok az şey olduğu ya da hiçbir şey olmadığı için, kendinin tarihöncesindeki büyük göçlerin, fetihlerin, ırza geçmelerin, kız kaçırmalarının ürünü olduğunu kabul ediyorsun; yolculuk yapan tek insan sen olmadığına ve insan toplulukları on binlerce yıldır yeryüzünde dolaştıklarına göre, ata soyunun uzun ve dolambaçlı kesişmelerle sürmüş olan yolculuğunun çok çeşitli topraklara ve krallıklara yayıldığını düşünüyorsun.
Reklam
Ve pembe dünyadaki en büyüleyici renk, değil mi? Pembeye bayılıyorum, fakat giyemiyorum. Kizil saçlı insanlar hayal dünyasinda bile pembe giyemezler. Hiç küçükken saçları kizil olan ama büyüyünce başka bir renk olan biriyle tanistin mi?
Bu merkezin tek amaci ölüme karşı zaman kazanmak olmayacak. Her teknoloji gibi burası da insanlığın isteklerine göre evrimleşecek. Mesela bazı insanlar kendisini yaşadığı döneme ait hissetmeyebilir ve uyutulmayi tercih edip 20-30 yil sonrasinin dünyasina uyanabilirler. Kim bilir belki de çılgın bir ebeveyn çocuğuyla aynı yaşta olmayı deneyimlemek için kendisini bir süreliğine dondurabilir. Zaten uzayda yapilan çok uzun yolculuklar için bu teknolojinin kullanılması bilim kurgunun çok eski eserlerinde karsımıza çıkmıştı. Yani hayal gücümüzün sınırı yok Falin. Iste Biomortem böyle bir geleceğin, yeni nesil bir yaşam anlayışının merkezi olacak."
Cam Tabutta Yatan Prenses
Biliyor musunuz çocukken masallara bayilirdim ve bir sürü canavar, büyücü, prens ve prenseslerin oldugu bir evrenin çok farkli garipliklerine maruz kalsam da o günlerden aklimda kalan en ilginç ayrinti cam tabut fikriydi. Muhtemelen hatirlarsiniz. Ormanda dolasan prens, cam tabutun içinde yatmakta olan prensesin güzelliğine vurulur ve onu öperek uyandırırdı. Çok saçma degil mi? Insanlarin geleneginde olmayan bir fikrin bu masalin içine girmesinin tek bir nedeni vardi. Prens bir sekilde ölmüs prensesi görmeliydi. Sonuçta hangi prens toprak altinda, kapali bir kutu içinde gömülü bir prensesi fark edebilirdi ki.
Şeffaf Mezarlık
Çocukluğumda bu fikri çok düşünmüştüm. Sahi niye bizim tabutlarımız camdan değildi ki. Çok merak ediyorum eger mezarlarmiz seffaf olsaydi yine de çok sevdigimiz insanlari bu kadar kolay o topragin altinda birakip orayi terk edebilir miydik? Eminim korkunç zor olurdu. Su an yaptigimiz tek sey kapali bir kutuyu topragin altina gömmek. En başta da dedigim gibi söz konusu ölüm oldugunda görmemek insanin en büyük savunma mekanizması. Görmedigi için bu ayrılış muhtemelen çok daha insani oluyor. Biomortem' de yer altında inşa ettigimiz evren tümüyle şeffaf mezarlıklardan oluşuyor. İsteyen herkes sevdiklerini dilediğince ziyaret edebilir.
Sayfa 107·Kitabı okudu
Reklam