• kat'iyyen biliniz ki; bu hayat-ı dünyeviyede hakikî lezzet, iman dairesindedir ve imandadır. Ve a'mal-i sâlihanın her birisinde bir manevî lezzet var. Ve dalalet ve sefahette, bu dünyada dahi gayet acı ve çirkin elemler bulunduğunu Risale-i Nur yüzer kat'î delillerle isbat etmiştir. Âdeta imanda bir Cennet çekirdeği ve dalalette ve sefahette bir Cehennem çekirdeği bulunduğunu,

    RN-Lem'alar/203
  • "İnsanlar" demiş, "günahı ve sevabı, cennet vaadi ve cehennem korkusu için değil, kendi gönülleri için yapsınlar."
  • Dağlarının, dağlarının ardı,
    Nasıl anlatsam...
    Ağaçsız, kuşsuz, gölgesiz.
    Çırılçıplak,
    Vay kurban...
    “Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda.”
    Yiğitlik, sen cehennem olsan da bile
    Fedayı kabul etmektir,
    Cennet yapabilmek için seni,
    Yoksul ve namuslu halka.
    Bu’dur ol hikayet,
    Ol kara sevda.
  • 200 syf.
    Büyük İskender, Anadolu başta olmak üzere o günkü dünyanın büyük bölümüne sahip olan Perslerin üzerine yürüyüp imparatorluğu yerle bir ettiğinde, Zerdüştlerin kutsal kitabı Avesta ve Zend’i de yakarak ortadan kaldırmıştı. Aradan geçen zaman, kutsal kitapsız kalan İranlıları şüpheye düşürmüş, günah ile sevabı ayıramaz hale gelmişlerdi. Üç yüz yıldır yaşama rehberlik eden kitabın, Ehrimen’in kışkırttığı İskender tarafından yok edilmesiyle kaosa düşmüşlerdi; kutsal emirler ve sözler unutulmuştu. Sonunda nasıl yaşamaları gerektiğini öğrenebilmek için “öteki dünya”ya içlerinden birini göndermeye karar vermişlerdi. Seçilmiş kişi gaipler dünyasına bir yolculuk yapacak, yaşama dair kutsal bilgiler edinip yeniden dünyaya dönecekti. Böylelikle eski huzurlu yaşamlarına kavuşabileceklerdi. İnsanların arasından sözüne güvenilir, iman sahibi yedi kişi bu sorunu çözmek için görevlendirilmişti. Seçilmiş yedi bilge, kadim sırları öğrenmesi için kimi göndereceklerini tayin etmek amacıyla Âzerfernbağ ateş tapınağında toplanmış, nihayetinde Ardâvîrâf bu yolculuğu yapacak kişi olarak seçilmişti. Yedi kız kardeşiyle evli olan Ardâvîrâf, yıkanıp paklanıp kutsal yemeklerden yedikten sonra hazırlanan yatağa uzanarak, yedi gün sürecek yolculuğa çıkabilmesi için gerekli “Goştâsp şarabı ve meng içeceği”nden üç kadeh içip derin bir uykuya dalmıştı. Kutsal Sûruş ve Tanrı Âzer’in rehberliğinde önce Araf, ardından Cennet ve nihayet Cehennem’i ziyaret etmiş, dünyadaki yaşamın nasıl sürdürülmesi gerektiği hususunda bilgiler toplamış ve Tanrı Ahura Mazda’nın da huzuruna çıktıktan sonra geri dönmeyi başarmıştı. Ardâvîrâf, döndüğünde gördüklerini kâtibe dikte ettirerek insanların da bilgilenmesini istemiştir...

    Öteki dünya imgesine yapılan yolculukların en ünlüsü kuşkusuz Dante’nin gerçekleştirdiğidir; İlahi Komedya, diğerleri arasında hak ettiği övgüyü en çok alan eser olmuştur. 1265-1321 yılları arasında yaşamış olan Dante Alighieri’ye, Cehennem, Araf, Cennet adını verdiği üç bölümden oluşan eserinde cehennemde Roma’nın ünlü şairi Vergilius, cennette ise hiç unutamadığı sevgilisi Beatrice rehberlik etmektedir. Dante gittiği her yerde tarihten ünlü kişilerle karşılaşır dünyada yaptıklarının karşılığını burada nasıl aldıklarını gözler önüne serer.

    Bu noktada en çok dikkati çeken Ardâvîrâfnâme ve İlahi Komedya arasındaki benzerliklerdir. Her ikisinde de ölüler âlemini iyi bilen rehberler eşliğinde yapılan yolculukta Araf, Cennet ve Cehennem ziyaret edilmiştir. Ardâvîrâf çıktığı bu yolculukta Zerdüştlerin ilk insan olduğuna inandıkları Keyûmers’le karşılaşırken, Dante’nin Adem’i görmesi benzerlikten öte anlam taşımaktadır. Dante’nin Cenneti’nde Tanrı’nın tecellisi parlak bir ışık şeklindeyken, Ardâvîrâf’ın da Ahura Mazda’yı benzer bir ışık huzmesiyle görmesi iki eser arasındaki bağlantıları ilginç kılmaktadır. Dante kendinden önce yazılmış bu metinlerden ve bilhassa da Ardâvîrâfnâme’den açık bir şekilde etkilenmiştir.

    Ardâvîrâfnâme’nin önemli özelliklerinden biri, onun vahiy dinlerinden birisi olarak kabul edilmeyen bir inancın kitabı olmasıdır.

    Kadim inançlarda öteki dünyanın bir nehrin ötesinde olması ve kiminde bir köprü kiminde kayık ya da kayıkçı yardımıyla geçilebilmesi ortak sembolik öğeler olarak öne çıkmakta. Bu konuda, Ardâvîrâfnâme’de yer alan Çînvâd köprüsünün İslam inancındaki Sırat köprüsü ile benzerliği de ilginç bir örnektir.

    Okurken de sık sık 7 sayısının da geçmesi ayrı bir araştırma konusu tabi...
  • ''Cennet nedir Kamber Can?''
    ''Sevginin hüküm sürdüğü kalptir efendim.''
    ''Peki, cehennem nedir?''
    ''Sevgisiz bir kalp cehennemin ta kendisidir.''
  • Ya Rabbi ve ya Rabb-es Semavatı Ve-l Aradin! Ya Halıki ve ya Halık-ı Külli Şey!

    Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilatıyla ve bütün mahlukatı bütün keyfiyatıyla teshir eden kudretinin ve iradetinin ve hikmetinin ve hakimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi bana müsahhar eyle! Ve matlubumu bana müsahhar kıl! Kur'ana ve imana hizmet için, insanların kalblerini Risale-i Nur'a müsahhar yap! Ve bana ve ihvanıma, iman-ı kamil ve hüsn-ü hatime ver.

    Hazret-i Musa Aleyhisselam'a denizi ve Hazret-i İbrahim Aleyhisselam'a ateşi ve Hazret-i Davud Aleyhisselam'a dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselam'a cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalatü Vesselam'a Şems ve Kamer'i teshir ettiğin gibi, Risale-i Nur'a kalbleri ve akılları müsahhar kıl!..

    Ve beni ve Risale-i Nur talebelerini, nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve Cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennet-ül Firdevs'te mes'ud kıl! Amin, amin, amin!..

    سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ

    وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ


    (Münacat, Risale-i Nur)