"Syztarg" son zamanlarda okuduğum yaratıcı bilim kurgusu, her biri birbirinden özel karakterleri ile severek bitirdiğim bir roman oldu. Çok yeni bir eser gibi gözükebilir ama gelecekte kült olması yakındır diye düşünüyorum. Okurken tüm sayfalar betimlemesi ile film sahnelerini aratmıyor. Yazarımızın olay örgüsünü bağladığı noktalar ve güçlü kurgu yeteneği bir araya gelince yerli bir J. K. Rowling, J.R.R. Tolkien ya da George R.R. Martin mi doğuyor? yoksa dedirten güzel bir başucu eseri. Kitaptaki heyecan ve o soluk soluğa kalma duygusu hiç kesilmiyor; bu da aksiyonun içinde kendinizi bulmanızı, adeta kendi sanal gerçekliğinizi oluşturarak karakterlerin yanındaymışsınız hissini almanıza olanak sağlıyor. Olayların birbirini izleyişi ve geçişler mükemmel, tek bir cümle fazladan yazılmamış ve her cümle dopdolu, anlam yüklü. Sürpriz sonlu romanlar kategorisinde iddialı olduğuna baştan teminat verebilirim. Yeri gelecek günümüz dünyasına başka bir evrenden bakacak , yeri gelecek başka bir evren mümkün olsaydı neler kaybettiğimizi ve neler kazandığımızı sorgulayacaksınız. Toplum sosyolojisini kabul görmüş güç, denge unsurlarını kendi bağlamınızda değerlendirip alternatif bir dünya mümkün olsaydı nasıl olurdu, yeriniz, tarafınız, ve seçiminiz sizin için ne anlam ifade ederdi? diye düşünmekten kendinizi alamayıp, güncel hayatınız arasında tatlı geçişler yaparak belki de kendi "Syztarg" ınızı keşfedeceksiniz. Keyifli okumalar dilerim şimdiden...
İster büyümüş gözbebeklerinden söz ediyor olalım, ister kıskançlıktan, cinsler arası çekimden, yağlı yiyeceklere düşkün olmaktan ya da geçen haftaki müthiş fikrinizden, beynin işleyişi içindeki en küçük rol, bilince ait olanıdır. Beyinlerimiz çoğunlukla otomatik pilot üzerinden çalışır; bilinçli zihnin, altında işleyip duran dev ve esrarengiz fabrikaya erişimi ise son derece kısıtlıdır.
Bunun kanıtlarından biri, kırmızı bir Toyota'nın garajdan geri geri çıkıp bulunduğunuz yola doğru ilerlemekte olduğunu fark ettiğiniz anda, ayağınızın frene doğru çoktan hamle yapmış olmasıdır. Odanın diğer köşesinde dinlemediğinizi sandığınız bir konuşma sırasında isminizin telaffuz edildiğini duymanız, nedenini bilmeden birini çekici bulmanız, sinir sisteminizin vereceğiniz karar konusunda size bir "önsezi" sunması da yine hep aynı olguya verilebilecek örneklerdir.
Yoruldum patron!
İnsanların insanlara saldırmasından,
Çocukların ömrünün kelebeklerin ömründen kısa olmasından,
Adeletin bozguna uğradığı bu dünyada yoruldum.