• 639 syf.
    Akademik disiplinle yazılmış edebiyat dışı kitap hayli bilgi içeriyor. Kitap hacmi artmasın denilerek yoğunluk tek tanrılı üç dinlere ayrılmış , yeri geldikçe diğer tek ve çok tanrılı inanışlara atıf yapılmış.
    İbrahim ile tek tanrılı dinlerin toplumsal hayatta etkinliğinin artmaya başladığı ön bilgisi ile başlıyor. Sonra Musa'nın tebliğ ettiği din ile tanrının içtimai hayata karışmaya başladığı tezi ileri sürülüyor. O zamana kadar tanrıya şükran yada dilekler iletilir bir karşılık ya da ceza beklenmediği iddia edilir. Yahudi inancınında kabul edilen seçilmiş ırk anlayışıyla tanrının tarafgir, kulları arasında ayrımcılık yaptığı, firavun ve halkına saldığı veba salgını, çekirge istilası gibi cezalarla tanrının kindarlığı eleştirilir. Musa'nın halkı tebliğ ettiği dini hemen benimsememiş yer yer eski pagan inanışlarına dönmüşlerdir. En fazla dini metinde bu inanışa ait olup eski ahit olarak adlandırılmıştır.
    Sonra Yahudiler içinde özellikle hastaları iyileştirme ve ölüleri diriltme özellikleri ile İsa'nın tarih sahnesine çıktığı ve yeni tanrı anlayışı tebliğ etmeye başladığı, Yahudi topluluğu direnişi ile karşılaştığı anlatılıyor. O dönemde yazılan dini metinler ise yeni ahit olarak adlandırılmıştır.
    Her iki peygamber hayatında tebliğ ettikleri yazıya yazılmamıştır. Onların ölümlerinden uzun yıllar sonra yazıya dökülünce de ihtilaflar ve deformeler olmuştur.
    Yazar her iki dinin tanrı anlayışı ile pagan kültürünü yok etmeye çalıştığı ve dünyadan bağımsız tanrının insanların günlük hayatlarına müdahale ederek neleri yapıp yapmayacaklarının emredilmeye başlandığı iddia edilmiştir. Ayrıca her iki dine ait metinerlerin eril cinsiyete sahip olduğu tespit edilmiştir.
    İsa'nın ölümünden yaklaşık 600 yıl sonra kabile savaşları, gelir adaletsizliği ve adalete aykırı uygulamalar nedeniyle Muhammed'in yeni bir tanrı anlayışını ortaya çıkardığı, yeni tanrının Yahudi ve ya hristiyanların tanrı tasavvurundan büyük ölçüde ayrıldığı bu nedenle onlardan esinlenilmediği iddia ediliyor. İslam inancını o dönem ikinci sınıf muamelesi gören kadınlar daha erken tercih etmişlerdir. Yazar bu noktada kadınların ikazı nedeniyle Muhammed'in başlangıçta eril olarak tebliğ ettiği tanrıyı eril ya da dişil ifade etmediği ve gerekli düzenlemeleri yaptığı iddia edilmiştir. Yine Muhammed'in savaşçı biri olmadığı belirtilmiştir. İslam dininin kadını erkekle eşitliğe yaklaştıran tek inanış olup, Muhammed'in tebliğ ettiği hükümlerin onun ölümünden sonra erkek hegoman toplumsal dinamiklerin kadını tekrar ikinci sınıfa iterek diğer dinlere yaklaştırıldığı tespiti yapılıyor.
    İslam dini için ise sıkıntılı iki dönem olduğu birincisinin peygamberin ölümünden hemen sonra başlayan siyasi çekişmelerin adalet duygusunu ortadan kaldırdığı ve savaşları amaç edinen(özellikle kendi içlerinde) bir dini topluluğa dönüşüldüğü , ikincisinin ise 1200'lü yıllara kadar aktif akıl, mantık ve felsefe ilimleri ile gelişmiş tanrı ve bilim anlayışının çeşitli kişi ve unsurlarının baskısı ile ikinci plana atılarak tanrının mistisizmin insafına bırakıldığı iddia ediliyor.
    Yazara göre her üç dinin tanrı inancı deforme olmuştur. Yakın tarihe kadar çeşitli felsefeciler yeni argümanlarla tanrıyı yeniden tanımlamaya çalışsa da başarılı olamamışlardır.
    Yazar tarihi süreci içerisinde özellikle 1000'li yıllardan sonra tanrı ve tanrı felsefesi üzerine bazı isimlere değinse de bu isimler toplum üzerinde ne kadar tesirli olmuşlardır muamma.


    Kitap akademik dilde yazılı olduğu için içeriğini mutlak manada anlayıp idrak ettiğimi iddia edemem. Ama din ve tanrı tarihi açısından bayağı bilgi edindiğimi düşünüyorum. Çoğu ilginç ve dikkat çekici bilgiyi buraya aktaramadım. Yukarıdaki anlatımında yazarın tezlerini onun hitap şekli ile özetledim. Yazarın fikirlerini katkısız aktarmaya çalıştım. Hitaplarıda aynı amaca uygun yazdım.
    İlgilisine önerebileceğim bir kitap.
  • 496 syf.
    Kitabı çok beğendim. Gerçekten muhteşemdi. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve yayınlanan ilk kitabı olduğunu yorumlardan okumasam fark etmezdim sanırım ki bir yazarın ilk kitabı kendini hemen açık eder normalde. Peki kitabı bir daha okur muyum? Sanmıyorum. O kadar adaletsizliği ve merhametsizliği ve bunun son ana kadar sürmesine tekrar dayanamam sanırım. Biraz Sefiller ve biraz da Monte Cristo Kontu'nu anımsayıp üzülmeden edemiyor insan. Tabi onlardan farklı olarak bu kitapta sık sık gülüyorsunuz. Anlık olaylar değil konunun bütünü dramatik olan. Ama ilk kez okuyacaklar çok şanslılar :)
  • Özgecan Aslan'ın vahşice öldürüldüğü kara günden sonra başlattığımız kampanyamızda dönüm noktasına geldik. Kadına karşı işlenen suçlarda erkeklere verilen iyi hal, ceza ve tahrik indirimlerinin tarih olması için çok önemli bir dönemdeyiz.
    CHP ve HDP, seçimden önce #ÖzgecanYasası'nı çıkarmak için ellerinden geleni yapacağına söz vermişti. Seçimden sonra CHP milletvekili Sayın Aylin Nazlıaka #ÖzgecanYasası tasarısını Meclis'e sundu.
    Şimdi aşağıdaki mektupla, TBMM'deki 4 partinin lider ve milletvekillerine sesleniyoruz: #ÖzgecanYasası çıksın, yasalar kadınları korusun! Sen de imzanı ekle, bu isteğe katıl.
    TBMM'DEKİ 4 PARTİNİN LİDERİNE MEKTUP
    "Bizler, Özgecan Aslan cinayetinden sonra kadına karşı işlenmiş suçlarda keyfi uygulanan ceza ve tahrik indiriminin kalkması için imza vermiş 1 milyon 200 binden fazla kişiyiz. Siz bu ülke vatandaşlarını temsil eden 4 partinin lider ve milletvekillerisiniz. Bugün eşini öldüren bir erkek sadece duruşmada kravat taktığı için indirim alıyor. Aynı şey bir kadın için geçerli değil. Bir kadına tecavüz eden erkek kadın mini etek giydiği için tahrik indirimi alıyor.
    Biz bunun yanlış ve adaletsiz bir uygulama olduğunu size anlatmak istiyoruz.
    Sizden isteğimiz, ülkemizin bu kanayan yarasını görmeniz ve Meclis'e sunulan #ÖzgecanYasası tasarısını kabul etmeniz. Gelin bu adaletsizliği hep beraber yok edelim.
    Özgecan Yasası için imza vermiş 1 milyon 200 binden fazla kişi"
    İMZALAMAYI UNUTMAYIN;
    http://chng.it/GCL9ZcCT5r
  • Hiçbir yasak, korkutma, hiçbir ağır ceza adaletsizliği ortadan kaldırmaya yetmez, bunu biliyorum, çünkü oldukça derinlerimize işlemiş bu duygu bizim. Rüşvet almak gibi onursuz bir davranış, şu dünyaya dürüstçe yaşamak için gelmiş insanlarda bile bir ihtiyaç halini almış.
    Nikolay Vasilyeviç Gogol
    Sayfa 477 - TÜRKİYE İş Bankası Kültür Yayınları 8.Basım
  • Siz yazımı yanlış yorumluyorsunuz. Olağanüstü insanların istedikleri her kötülüğü yapabileceklerini savunmuyorum. Bence her toplumda zaman zaman önemli kişiler çıkabilir. İnsanlığa iyilik yapmak ve önlerine çıkan adaletsizliği düzeltmek adına önlerine çıkan engelleri kaldırmak için birşeyler yapma hakkına sahiptir. Tarih böyle yüce insanlar ile doludur. Büyük İskenderi, Soloyu, Hz İsayı, Hz Muhammedi hatırlayın. Onları eğer cesur davranmasalar, karşılarına cahillerle, kötülerle, yalancılarla mucadele etmeselerdi amaçlarına ulaşamazlardı. Ama onlar davalarından vazgeçmeyerek yaşadıkları toplumdaki yanlışlıkları düzelttiler. Bu insanlar kendilerini değil, toplumun iyiliğini düşündükleri için herkes onların ardından gitti.