Bir ülkenin -Finlandiya'nın- bataklıklar ülkesinden nasıl beyaz zambaklar ülkesine dönüştüğünün öyküsü ya da başka bir deyişle küllerinden nasıl doğduğunun...
Kitap; yazarın hayatı, öykünün başkahramanı ve Finlandiya'nın tarihi hakkında oldukça uzun bir ön söze sahip. Bu nedenle öyküye tam anlamıyla dahil olabilmeniz için ön sözü okumadan geçmemenizi tavsiye ederim.
Öyküde karakterlerin hayatı ve Finlandiya tarihi iç içe geçmiş halde sunuluyor. Bir kişinin bu ülkeden vazgeçmeyişi ile başlayan, kişi sayısının gitgide arttığı ve eğitimin gücüyle taçlanan uzun bir mücadele ve dönüşüm süreci karşılıyor bizi. Bu dönüşümün de hangi alanlarda, hangi kronolojik sıra ile gerçekleştiğini detaylı şekilde öğrenmemizi sağlıyor yazar. Tabii ki bu süreçte verilen emekler, gösterilen fedakarlıklar ve yaşanan zorluklarla ile birlikte...
Kitabın çok edebi bir dili olduğunu söyleyemem ancak bir ülkenin tarihini hiç sıkılmadan, bir solukta okuyabileceğiniz şekilde yazıldığını söyleyebilirim. Ben okurken keyif aldım ve bir yandan da içinde bulunduğumuz dünyayı sorgulama halinde buldum kendimi. Ayrıca Mustafa Kemal Atatürk ile birlikte bizim ülkemizin de nasıl yeniden doğduğunu hatırlatan, okunması gereken, dersler alınması gereken bir kitap olduğu düşüncesindeyim.
Mustafa Kemaller ve Snellmanlar gibi yaşam mimarlarının her çağda var olması dileğiyle...