-Niçin seversin Güntülü?
-Sevginin NİÇİN’i olmaz ki efendim…
Düşünsem belki makul bir sebep bulabilirim. Fakat bu hakiki sebep olmaz. Çünkü biz önce severiz.
Sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız. Bu da hodbinliğimizden doğar efendim. 
Hayatta kalmak için eşyalara bağlı olmak, bugünkü mutsuz hayatımızın da temelidir.
Avcı toplayıcı atalarımızın neredeyse hiçbir eşyası yoktu. Sürekli yer değiştirmek için eşya büyük bir dezavantajdı.
Dünyayı dolaşanlara imrenmemiz bundandır.
Hareket edecek şekilde evrimleştik, eve kapanacak şekilde değil.
Amor fati..
Yorum: Amor fati, pasif bir “olan oldu, yapacak bir şey yok” tavrı değildir. Daha derin anlamı şudur: Hayatın yalnızca güzel, başarılı, rahat ve planladığın taraflarını değil; acı veren, geciktiren, bozan, seni zorlayan taraflarını da kendi hikâyenin hammaddesi olarak görebilmek.
Kabullenmek başka, sevmek başka. Kabullenmek, “Bu oldu” demektir. Sevmek ise “Bu da benim yolumun bir parçasıydı” diyebilmektir.
Mesela bir başarısızlık yaşadın. Normal tepki şudur: “Bu olmasaydı daha iyi olurdu.” Amor fati ise daha zor bir soru sorar: “Bu başarısızlık olmasaydı, bugünkü bilincim, sabrım, dikkat seviyem ve karakterim aynı olur muydu?” Çoğu zaman cevap hayırdır.
Çünkü insanı sadece kazandıkları değil, sindirmek zorunda kaldıkları da inşa eder..
*sindirdim (?)
Seneca felsefesi: ..kendini her gün her şeyi kaybetmeye hazırla..