Kendini parlak renkli bir şişeden diğerine dökülen, her şişede de birazını bırakan bir sıvı gibi hissediyordu bazen. Fakat Jude ile arkadaşlığı sayesinde kişiliğinin sabit bir yönü de olduğunu, sahtelikler üzerine bir hayat sürse de kendisi göremediği halde Jude'un görebildiği değişmez bir özü bulunduğunu, sanki Jude ona tanıklık ettikçe gerçek kalabildiğini hissediyordu.
İnsan yardım edilmek istemeyen birine, yardım etmeye çalışmazsa arkadaşlık görevini yerine getirmemiş olacağını bile bile nasıl yardım edebilirdi? Konuş benimle, diye bağırmak istiyordu bazen Jude'a. Bana bir şeyler söyle. Benimle konuşmanı sağlamak için ne yapmam gerektiğini söyle.