Okumak denince, zorlayan okumalar da vardır. Keyif veren okumalar da iyidir. Fakat geçen dağ tırmanışı sonunda görülen manzaranın sınırları olur. Yol çetin diye, dağdan kaçmamak gerekir. Bir adım, bir adım daha diye tırmanmayı sürdürmek de dağ tırmanışının keyifli yanıdır.
(...)
Mademki tırmanacaksın, yüksek olan dağa tırman. Manzarayı görürsün.
+Rintaro, sen dağları sever misin?
(...)
+Dağ dedim, Rintaro?
-Hiç tırmanmadım, bir şey diyemem.
+Kitap okumak, dağa tırmanmaya benzer.
(...)
+Okumak yalnızca keyif almak, heyecan duymak değildir. Bazen her satırı inceler, aynı metin içerisinde gidiş gelişler yaparak tekrar tekrar okur, başını iki elinin arasına alarak ilerlersin. O bunaltıcı süreç sonunda birden görüş alanın açılır. Uzun mu uzun dağ yolunu tırmandıktan sonra tüm manzarayı görebilir hale gelmek gibi.
Günümüz toplumunda insanların kitap okumaz hale geldiği söylenir. Fakat gerçekte durum böyle değil. Herkes öylesine meşgul ki rahatça kitap okumaya zamanları yok yalnızca. Yoğun geçirilen günler arasında kitap okumaya ayırabilecek zaman sınırlı. Herkes birçok öyküye dokunmak istiyor.