• Riyad sanki, Amerikan CIA'inin İslami bir şubesini oluşturuyor!!
  • Ne AKP, ne de AKP’liler tedavülde kalabilecek. Şimdiden onların da başına Endülüs Emevî idarecilerinin başına ne geldiyse geldi. Allah onları Küçük Asya’nın 800 sene sonunda yeniden Hıristiyanlaşmasına katalizörlük ettikleri için helâk etti. Şimdi aşikâr oldu ki, siyasal İslâm bu sonucu vuslat bilerek gün yüzü görmüş. Hamt ederiz ki, onların maksatları dışına çıkabilmemiz ideologimizin İstiklâl Marşı ideologisi olduğunu tebarüz ettirmekle imkân sahasına girdi. Bu sahanın dışındakiler yerkürede 1492’den sonra ikinci defa kutlanmağa başlanan “reconquista” şenliğinin tertipçileridir. İslâmî bir düzen geleceğinin imkân sahasını dolduran bizler kendimizi “Andımız” müdafaasıyla meşgul edenler değiliz. Biz sadece okullarda 80 sene ikrar edilmiş formülü işe yaramaz ilân edenlerin küfrün oxigen çadırında neye hizmetle nefes alabildiklerini ifşa ediyoruz. Türk düşmanlığı dünyanın her yerinde çok çeşitli kılıkta dolaşıyor. Fethullah Gülen’in dünyanın her yerindeki okulları söz konusu olduğunda hayırhah bir dil kullananların Türklüğü aşağılamaktan başka gaye gütmediklerinin kafalara girmesi şarttır. Çünkü bu okulların gizli, gerçek ve resmî adı Pentagon, CIA ve FBI tarafından “American Charter Schools” olarak tespit edilmiştir.

    İsmet Özel, 9 Kasım 2013.

    Yazının tamamı, İstiklâl Marşı Derneği internet portalinde yer almaktadır: http://www.istiklalmarsidernegi.org.tr/...x?YID=945&KID=52
  • Bu kitap ilk baskısını İngilizce olarak, Little, Brown Company tarafından, 2010'da yapmıştır. Yazarı Graham Fuller, 20 yıl boyunca CIA'in Türkiye, Lübnan, Suudi Arabistan, Yemen, Afganistan ve Çin bürolarında çalıştıktan sonra teşkilattan ayrılarak 12 yıl boyunca RAND Corporation'ın siyaset bilimi başkanlığını yapmıştır. Üstün düşünce yeteneğinin yanında bildiği yabancı diller ile de dikkat çeker. Bu kitapta tartışılan konu; "İslamın olmadığı bir dünya hayal edilebilir mi?" "olmasaydı bugünkü dünyadan farklı hangi olaylar yaşanabilirdi" gibi sorulardır. Bu soruları çok kişiye sorarsanız uçuk cevaplar alırsınız. Fakat Fuller gibi bilgili bir adamın bu konuya cevabı; bugünkü dünyadan çok farklı olmayacağıdır. Kitapta bu düşüncesine dayandırdığı psikolojik, politik ve jeopolitik dayanakları detaylı olarak anlatıyor. Aynı zamanda Hristiyanlık tarihini de kısaca anlatarak, Ortodoksluk ve Protestanlık benzeri reformların İslamdaki karşılıklarını inceliyor. O bölüm bence gerçekten önemli. Bunun dışında; bugünkü resmi olan veya olmayan İslam devletlerinin sınır bölgelerindeki komşuları olan Rusya, Çin ve Hindistan gibi güçlerle ilişkilerini anlatıyor. Kitap hem çok kapsamlı hem bilgi verici. bu konular üzerinde yeteri kadar düşünmemiş olanlara da yeni fikirler ve yeni sorular vereceği kesin. Tavsiye ederim. Okurken dikkat etmeniz gereken tek bir şey var; bu kitap yazıldığında yıl 2010'du. Yani Arap Baharı dönemi veya Işid gibi İslami temelleri olan politik hareketler yoktu.
  • Bizim gençliğimizdeki Yeşilçam filmlerinde masum genç kızları kalleşçe, alçakça tuzağa düşürüp kandıran kötü adamlar olurdu. Bunlar gazozun içine uyku ilaçları katarak uyuturlar ve kirletirlerdi genç kızları. İşte bunların alıp sattığı bu CIA, bu Yezid dini
    aynen bu işlevi görüyor. Nuri Alço’nun gazoza kattığı uyuşturucu işlevini görüyor. O yüzden hiç hız kesmeden bunu sürdürüyorlar. İhanetlerini, vurgunlarını, namussuzluklarını arttırdıkça bu CIA dinine sarılıyorlar.
  • Ülkemizde özellikle 1960 şanlı 27 Mayis devrimi sonrası oluşan kırıntıda olsa özgürlük ortamı yeni bir bilnçlen me dalgası estirdi bu en çok başta abd ab ve yeri işbirlikçi parababalarını korkuttu 12 mart askeri faşist darbesi oldugun da o dönem ki gene kurmay başkanı bunu şu cümleler le özetledi "sosyal bilinç ekonomik bilincin önüne geçti durdurmak lazım " özellikle üniversite gençliğinin dalga dalga yükselen mücadelesi bir takım çevreleri çok korkuttu dört koldan saldırıya geçtiler mehmet şevket eygi gibi cia işbirlikçileri islamı kullanarak amerikan şeriatı propagandası yapıyor abd eliyle ilim yayma cemiyetleri fetullah gülenin de kurucuları arasında yer aldıgı kominizm le mücadele dernekleri gibi dernekler kuruluyordu ortaçağcı şeriatçı cephede durum bu iken aynı zamanda bir cephede milliyetçi kesimde açıldı 27 mayısa ihanet eden faşist albay türkeş ve arkadaşları abd de kontra gerilla eğitimi alarak türkiyey döner dönmez cmkp yi ele geçirip adını mhp koyarak saldırıya gectiler bir cok provakasyon eylemlri yaptılar belli çevrelerce desteklenerek kontra kamplarında ülkücü komandolar yetiştirip grevdeki işçilere saldırttılar hakkını arayanları ülkücü terörle yıldırmaya çalıştılar bir fabrikaya sendikamı görecek hemen komandolar o fabrikayı basıp işçileri öldürüp sendikalaşmayı engellemeye çalışırlardı örnek Kale Kilit fabrikası örnek Ford fabrikası gibi ülkücü komandolar ülke tarihinin en buyuk katliamlarını da yaptılar Maraş ta sivas ta çorum da kadın yaşlı çoluk cocuk demeden okuldaki öğretmende üniversitede ki bilim insanları öğretim üyelerine kadar aralarında Adana emniyet müdürü Cevat Yurdakul Ankara cumhuriyet baş savcısı Doğan Öz olmak üzere yaklaşık 5000 insanı katlettiler işte reiste anlatılan bunlardır nasıl yetiştrildiler kimler el atından bunlara yardımcı oldu tüm bu detayları bu kitapta okuyacaksınız ...
  • Amerika işte önce öldürür sonra keşke öldürmeseydik der..

    Niye mi ? Kitap kısaca nedenini şöyle izah ediyor; "Evet, Saddam bir dikdatördü ama Amerikaya ne zararı vardı ki biz zaten her halukarda malı götürüyorduk açgözlülük ettik, daha fazlasını istedik, kaz gelen yerden tavuk esirgemeyelim diye boş yere milyar dolarlarımızı harcadık, hem sonra birkaç üniformalı askerimiz de öldü - bir katil kolay yetişmiyor neticede-, dahası da var Saddam öldü ama onun boşluğundan Daeş doğdu, evet İslamî terörizim diye güzel söylemler ürettik sayelerinde ama adamlar kontorolden çıktı içimiz de patlatıyorlar bombalarını, hem sonra sempatik adamdı Saddam, hazır cevaptı, hoş sohbetti, yanlış tanıtımşlar hep bize, üstelik haklı gerekçeleri de vardı bazı konularda.. Ama o Bush yok mu o Bush hep onun başının altından çıkıyor bunlar kendi kişisel hesaplaşması için öldürttü adamı..."

    Eee ne bekliyordunuz ölen milyonlarca insan için üzüleceklerini mi ? Demokrasi diye araladıkları kapıdan kan ve gözyaşı soktular diye vicdan azabı çekeceklerini mi? Yalan yok bazı sayfalarda bahsetmiş çok kan aktığından ama yazarın asıl derdi akan kan değil Amerika'nın sarsılan imajı olmuş..

    Kitapta bazı yerler CIA tarafından sansürlenmiş bazen yarım sayfa boyunca siyah şeritler görüyorsunuz..  Sansürlenmeyen yerlerde ise beni şaşırtan çokta ilginç bir şey okumadım.. Son sayfalarda da vicdan rahatlatmak için yazılmış bir kaç keşkeli satır bekliyor sizi.. Amerikalıların konuşma dilinin nağdan havası hissediliyor yazarın kaleminde, malesef samimiyetsizliğine samimiyetsizlik katmış bu üslup. Ve son olarak Vasat bir çevirisi ve albenisi olan bir kapağı var kitabın...