kambur bendim ve kalmak adında bir huyu sevdim
gitmedim zehir zehir doldurduğum defterlerden başka
beni henüz gitmeye ikna etmedi dört kuyu kitap
dilime dolanmadı hiçbir ağu
sözün güzeli değilim zamanın incesi olamam
sokağa seslenenleri öldüren sokağın kahrıyla
derler ki kalbi acilen fazla olan biriyim
kederin atlası hâşâ!
eskinin eski kıymeti değil
düpedüz lekeyim
şahsen kambur sadece kekeme
sanki kuyumu beğenmeye geldim
yüzü dünya lekesi ve mağdur
parmakları bu kadar lirik olanı sevdiğimden beri
her eşyanın en kötü yeri
bir bıçağın en kötü fikriyim
beni burada uzun uzun bırakan ol sebep
bakın kolay değil bir yüzü her sabah katlayıp saklamak
her akşam bir çukuru özenle örtmek
tam değil yarım yarım şeylerden bahsediyorum hep
dilimde dönmeyen şık bir ölüm var
şık bir kuyu şık bir umur şık bir öd
aslında bembeyaz şeylerden bahsedecektim
bir güle kırmızı davranmanın masalında kaldım
toydum ve hakir
dedim bileye bileye ettiğimiz şu heykel ne kadar da çirkin
ne kadar da sakar şu ettiğimiz akıl
şu dalgın merhamet
şu yol şu yordam
yine de kalktım yürüdüm dünyada
leke bir kalbin kenarındaki yavaşlık
soğuk bir yüze bulaşmış masal gibi
dünya yuvarlaktır dediler
yanlış ve uzundur anladım
sanki dünya iyileşmez anladım
dünya ve doğu iyileşmez asla