“Sadece ölüm gerçeği bizi hayatın anlamıyla ilgili derin düşünmeye sevk eder. Hayat, ölümün arka planında anlam kazanır, kıymete biner. Her şeyin başlangıcı sonuyla ilgilidir. Son olmasaydı başlangıcın da anlamı kalmazdı. Hayat sonsuz olsaydı onu önemsemezdik, anlamsız gelirdi bize. Çok komik, belki de kötülüklerin en büyüğü sandığımız ölüm hayata değer katan tek şeydir.”
Selamünaleyküm
Azeri Edebiyatının en sevilen kitaplarından biri olan “Raylara Yatan Adam” ile geldim bugün.
336 sayfadan oluşan bu romanı bir solukta keyifle okurken yer yer hüzünlendim de açıkçası.
Yaşamlarına son vermek için raylara yatan Ted ve Faruk’un oraya gelene kadar yaşadıklarını okuyup hüzünlenmemek çok da elde değildi zaten.
Savaşın insana verdiği zararları fiziksel, psikolojik, toplumsal anlamda öyle güzel irdelemiş ki yazar; okurken altını çizdiğim düşündüğüm çok yer oldu diyebilirim.
Ted ve Faruk’un hem kendileriyle hem de geçmişleriyle yüzleşmelerini okumak çok kıymetliydi, yazardan okuduğum ilk kitaptı ama son olmayacağını söyleyebilirim.