onsekizsıfıryedi profil resmi

Blog sayfama davetlisiniz.
https://ciftirnak.blogspot.com
38 kütüphaneci puanı
1181 okur puanı
30 Nis 2019 tarihinde katıldı.
  • Sabitlenmiş gönderi
    Öykü-Deneme tarzında yazdığım Çocuk Ruhum'u aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

    https://ciftirnak.blogspot.com/2021/01/cocuk-ruhum.html
  • onsekizsıfıryedi tekrar paylaştı.
    Öykü-Deneme tarzında yazdığım Çocuk Ruhum'u aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

    https://ciftirnak.blogspot.com/2021/01/cocuk-ruhum.html
  • onsekizsıfıryedi tekrar paylaştı.
    Bu platformda az okunma oranına sahip fakat yerini hak etmeyen 10 kitap önerisi...
    https://ciftirnak.blogspot.com/...-10-guzel-kitap.html
  • onsekizsıfıryedi tekrar paylaştı.
    48 syf.
    ·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
    "Oralarda da seven horlanır, sevilen vurulur mu?"

    2021 yılı için kendime yeni bir hedef koydum: İlgimi çeken edebiyat dergilerini okumak. Bunun için küçük bir araştırma yaptım ve KafkaOkur, Masa, İzdiham, Bavul dergileri ilgimi çekti. Bu dört dergiden de birer tane sipariş verip hepsini okudum. Bütün dergileri tek bir sayısı üzerinden değerlendirmek mantıklı olmaz fakat İzdiham dergisini daha çok beğendiğimi söyleyebilirim. Dergide biraz edebiyat, şiir, gündem, deneme, öykü, kitap incelemesi gibi farklı farklı içerikler mevcut, diğerlerinde olduğu gibi. Fakat İzdiham bana diğerlerinden daha ağır geldi, daha sade. Diğer dergiler daha hareketli, renkliyken İzdiham sanki aşk acısı çekiyordu. Belkide benim ilgimi bu çekti. Herneyse işte.

    Özellikle aralara serpilmiş özlü sözleri ve şiirleri çok hoşuma gitti. Geçmiş edebiyatımızdan ziyade daha modern ve günümüz şiirleri olması tam aradığım şeydi. Görünüşe göre çok alıntı yapacağım bu dergiden.

    Gelgelelim bariz yerlerde saçma şekilde yazım hataları da mevcut. Böyle olması sanki dergiyi hazırlarken bir özensizlik hissi veriyor. Dergiyi okumadan önce sözlüklerde de yazım hataları ile ilgili şikayetler duymuştum. Teyit etmiş oldum.

    Tüm bunları bir yana bırakalım. İncelemede ismi geçen diğer dergiler hakkında henüz genel bir yorumum yok. Onları da şuanlık beğendim ve okuyacağım. Üçerli dörderli gruplar halinde sırayla bütün edebiyat dergilerini yutmayı planlıyorum.

    Biraz daha cömert davranıp tatlı hediyeler ekleyebilirsin, İzdiham. Sayende güzel bir profil fotoğrafı yaptım, teşekkürler.
  • onsekizsıfıryedi tekrar paylaştı.
    62 syf.
    ·6 günde·Puan vermedi
    Bu incelemeyi sadece bu sayısı adına yazmıyorum. Ot Dergisini bütün olarak ele alıyorum.

    Ot Dergisinin 5 farklı sayısını büyük bir hevesle aldım. Hepsini de güzelce sindire sindire okudum. Evet, güzel içerikler var. Sadece edebiyat değil. Gündem, siyaset, sanat, tarih... Aklıma gelmeyen daha bir çok temada yazılar var. Bunlar güzel şeyler. Her okuru tatmin edecek seviyede olmasada, daldan dala atlamak okuru sıkmıyor. Gelelim asıl konuya...

    Şahsen ben siyasetten anlamam. Hiç bir mecrada da siyaset yapmam. Yapanı da sevmem. Fakat gündemi, olan biteni de takip etmiyor değilim.

    Derginin 89. sayısını keyifle okurken Ruşen Çakır'ın "Osman Kavala" hakkında bir yazısına denk geldim. Ruşen Çakır bu yazısında; Osman Kavala'nın 1000 gündür içeride yattığını ve neden içeride olduğunu, suçunun ne olduğunu, halkın buna neden tepki göstermediğini anlatıyor. Ben bu konunun doğruluğuna yanlışlığına deyinmeyeceğim. Fakat, Çakır'ın burda yaptığı tamamen insanları manipüle etmek.

    Farz edin, ortada bir olay var ve siz okur olarak bu olayın doğrusunu, yanlışını, gerçeğini, yalanını bilmiyorsunuz. Bir makalede de bu olayla ilgili yazı denk geliyor ve okuyorsunuz. Konuya hiç hakim değilsiniz ve okuduklarınız size, konuya bir bakış açısı sağlamanızı yarıyor. Fakat olayın aslı sizin okuduğunuz gibi değil ama siz bunu farkına varmasanız da okuduğunuz taraflı oluyorsunuz. Bundan sonra karşıt görüşlü yazılar okusanız da fikrinizin değişme ihtimali çok düşük oluyor. Ayrıca bu olayın üstüne karşıt yazılar okumayacak olanlarda var. Onlar için bu olay bilinç altında hep okuduğu gibi kalacaktır. İşte bunu yapmayın.

    O güzelim yazılar arasına böyle insanları manipüle edecek yazılar sıkıştırmayın. İçerik olsun diye bir-iki siyaset yazacaksanız da tarafsız yazın. Gerçi siyasetin tarafsızı mı olur? Ben bugüne kadar denk gelmedim, o da ayrı bir konu...

    Bir yandan dergiyi okuyorum, bir yandan not düşüyorum. Bir de dergi hakkında küçük bir araştırma yapayım dedim ve bir yazıya rastgeldim. Ben oturmuş kendimce ve tarafsızca bir derginin kötü yanını eleştirmeye kalkmışım fakat derginin tarafı ve amacı zaten belliymiş. İşte bu yüzden yazıyı dahada uzatmanın anlamı yok. Rast geldiğim yazının linkini buraya bırakıyorum. Katılan veya katılmayan herkese saygı duyarım.

    https://gercekedebiyat.com/...eri-taylan-kara/2012

    Tüm bunları, bu dergiyi okumamanız için veya dergiyi kötülemek için yazmadım. Şahsen, bende okumaya devam edeceğim. Hatta beğendiğim, keyif aldığım, bilgi aldığım kısımlar elbette vardı. Sadece, anlattığım detayları bilerek okuyun. Okuyun yani.
  • onsekizsıfıryedi tekrar paylaştı.
    Kitap okuma alışkanlığı edinmek istiyorsanız tam size göre bir yazı hazırladım. 6 maddede kitap okuma alışkanlığı nasıl kazanılır, buyrun yazıma.
    https://ciftirnak.blogspot.com/...skanlg-nasl.html?m=1
  • onsekizsıfıryedi tekrar paylaştı.
    Tarihin ilk kadın düşünürü ve matematikçisini öğrenmek için tıklayın.
    https://ciftirnak.blogspot.com/...adn-hypatia.html?m=1
  • onsekizsıfıryedi tekrar paylaştı.
    Dante'nin İlahi Komedya Cehennem'i
    "Yaşam yolumuzun ortasında karanlık bir ormanda buldum kendimi" dizesi ile başlar.
    Ve şu dize ile biter:
    "Buradan dışarı çıktık, görmek için yıldızları."
    Tıpkı hayat yolculuğunu özetler.
  • onsekizsıfıryedi tekrar paylaştı.
    352 syf.
    ·6 günde·Beğendi·10/10 puan
    Öğrenmek isteyen okusun!

    Öncelikle, yazdıklarım kitap incelemesinden ziyade yazar incelemesi veya araştırma yazısı oldu. Bu araştırma-incelemeyi oluşturmak, (geceleri birer-ikişer saatimi ayırarak) bir haftamı aldı. Biraz emek verdim açıkçası. Bu sebeptendir okuyacak olanlara kesinlikle birşeyler kazandıracağımı düşünüyorum. Vakti olan herkesin okumasını içtenlikle diliyorum. Anlatacaklarımı bilenlerin başımın üstünde yeri var. Bilmeyenler eminim memnun kalacaklar. Bu inceleme diğerlerine göre daha uzun olacak ama hepsini içtenlikle okuyanlara sonsuz teşekkür ediyorum.

    Peki ne anlatacağım? Kitaptan ziyade yazarını tanımayanlar için kendisinden bahsedeceğim. Tabi ki sizlere yazarın biyografisini sunmayacağım.(bunu heryerde bulursunuz) Onu, küçük araştırmalarım sonucunda kendi gözümden, beni etkileyen yerlerini anlatacağım. Evet anlatacağım çünkü Atsız'ın kitapları, hikayesi güzel olduğu için veya rastgele raflarda görüldüğü için okunsun istemiyorum. Kitaplarını eline alanlar Atsız'ın bilincinde olup okusunlar istiyorum. Çünkü ben bu kitabı okurken Atsız'ı tanımıyor olsaydım, böylesine derinden etkilenmezdim. Sizlerde onu tanıyın.

    Vaktiyle bir Atsız varmış arkadaşlar...

    •Tam adı "Hüseyin Nihal Atsız" olan sevgili yazarımızı Türkçü ve Turancı olmasıyla tanıdım. Evet evet, Atsız sapına kadar Türkçüdür. Hatta bunun bir çok kanıtı bulunur. Beni bunlar arasında en çok etkileyeni "Topal Asker" hikayesidir. Hikaye dediğime bakmayın gerçektir. Bu hikayeyi benden değil bizzat vereceğim linkten kendiniz dinleyebilirsiniz. Ama bu hikayeyi dinlemek istemeyenlerin, incelememi okumalarına gerek yok. Hemen şuan kapatabilirler. Atsız'ı gerçekten tanımak isteyenler lütfen dinlesin ve sonrasında devam edelim.
    https://youtu.be/UDRZXqSZF4Y
    Şiiri, şarkı olarak söyleyen linki de buraya bırakıyorum. Açıklama kısmında şiirin sözleri bulunuyor, dinlerken göz atabilirsiniz.
    https://youtu.be/TfdH9Octqw4
    •Ben Atsız'ı bu hikayesiyle tanıdım. Gözlerim dolu bir şekilde dinledim, çok etkilendim. Daha sonrasında; kendisini merak ettiğimden, araştırmam neticesinde Türkçülüğü konusunda şüphem kalmadı. Fakat dini görüşü biraz farklıydı Atsız'ın. Bu konuda çeşitli söylentiler vardı. Ateist diyenler, Deist yazanlar... Ama hiçbir kaynakta tam olarak dini inancı şöyledir veya böyledir yazan bir yere rastgelmedim. Fakat kimliğine şamanizm yazdırdığını bir kaynaktan buldum. Atsız'ın İslam ve Müslümanlık hakkında yazdıklarını okuyunca, en azından dine bizim gibi bağlı olmayan yada gerçekten inanmayan biri olduğu kanaatine varmak zor değil. Fakat bu demek değildi ki Atsız bizleri horgörüyor veya müslümanları sevmiyor. Aksine dinimize ve inanana saygısı çoktur. Atsız, sadece Türkçülüğü ve Turancılığı, dinimizden çok daha öte tutuyordu. Bu sebepten olacak ki Atsız'ın dini inanışı hakkında bunlar dışında (sağlam kaynaklarda) pek net bilgiler(tutarlı) bulamadım. Bulan varsa yorumda belirtebilir. •Bu arada kendisinin Müslümanlık hakkında yazdıklarının linkini buraya bırakıp, dini görüşü için yorumları size bırakıyorum ve bu konuyu da burada kapatıp devam ediyorum. İsteyen göz atabilir.
    http://blog.milliyet.com.tr/.../Blog/?BlogNo=204398
    •Atsız'ın mesleği öğretmenliktir. Ayrıca kendisi usta bir şairdir de. Atsız hakkında öğrendiğim ve beni çok derinden etkileyen ikinci hikaye ise (bu da gerçek) tam da öğretmenlik yıllarında geçen bir hikayedir. Bunu bizzat kendim kısaca anlatacağım.
    •Atsız, öğretmenlik yaptığı yıllarda, yeni atandığı okulda bir meslektaşı gözüne çarpar. Kendisi yeşil gözlü bir hanımdır. Gençlik yılları fikir ve dava yolunda geçtiği için, o zamana kadar hiçbir kadına ilgi duymamışken, yeşil gözlü hanıma iyice kaptırır kendini. Neticesinde açılmaya karar verir. Bir şiir yazar ve yeşil gözlü hanımın dolabına koyar. Yeşil gözlü hanım ise zarfı bulduğunda,zarfı açmadan olduğu gibi Atsız’a geri verir.
    Atsız sonraları çıkardığı şiir kitabında, bu şiire “Geri Gelen Mektup” ismini koyarak yayımlar. O yeşil gözlü hanım ise Atsız ile mezara bir sır olarak gider.
    •Fakat şöyle bir gerçek var; şiir o kadar güzeldir ki, yeşil gözlü hanım bu şiiri açıp okusaydı, Atsız'dan etkilenmemesi imkansızdı. Sözler öylesine derin ve güzel ki, bu sözler karşısında kim olsa diz çökerdi. Şayet o sözlerden ben bile etkilendim. Şimdi buraya, bu şiiri şarkı olarak söyleyen bir ablamızın linkini bırakıyorum(bilen çoktur) ve kesinlikle sözlerine dikkat kesilerek dinlemenizi tavsiye ediyorum. Şiirin sözleri, videonun açıklama kısmında bulunmaktadır. Şiire göz atmadan bu anlattığım hikayenin anlamına varamazsınız. Sözlere bakarken de şarkısını dinleyebilirsiniz.
    https://youtu.be/KKZqiEHORb0
    •Bu konuyu da kapatmadan önce, Atsız bu şiirini; bu kitapta, güzel bir hikayeyle harmanlayarak bizlere sunmuş. Artık nasıl sevmiş ise, nasıl içine işlemiş ise bu şiir; aynı güzellikte bu romana da işlemiş. Derler ki:"Nazım Hikmet gibi sevseydik bunun adı aşk olurdu, Atsız gibi seviyoruz bunun adı yangın."
    •Atsız ile ilgili, bende ilgi uyandıran başka bir hadise daha var: Atsız-Sabahattin Ali çatışması... Şimdiden belirtmek isterim ki ben Sabahattin Ali'yi çok severek okuyorum ve beğeniyorum. Hatta bütün kitaplarını okudum diyebilirim. Anlattıklarımda kendi adıma Sabahattin Ali'ye en ufak çamur atma veya kötüleme söz konusu değildir.
    •Bildiğiniz üzere Türkçü ve Turancı olan Atsız, bir zamanlar Sabahattin Ali'yle çok iyi dostluğu vardır. Sonraları Sabahattin Ali, kendini "Romantik Komünist" olarak tanımlayan Nazım Hikmet ile tanışır. Neticesinde fikirleri değişmeye başlar. Bunu farkeden Atsız, kendisine mektup yollar ve Sabahattin Ali'den de cevap gecikmez. Bu şekilde mektuplaşmalar sonucu 3 mayıs olayları gerçekleşir. 3 mayıs olayı, benim anlattıklarım dışındadır dolayısıyla ona değinmiyorum fakat ilgilenenlere hemen linki bırakıyorum.
    https://www.gzt.com/...k-gunu-ilani-3345334
    Beni bu olayda etkileyen iki şeyden biri: Atsız'ın, Sabahattin Ali'ye yazdığı mektup. Ve ikincisi de: Atsız'ın, Türkçülükten Komünizme geçen Sabahattin Ali'ye karşı tavrı, tutumudur. Atsız'ın yazdığı mektubun, video olarak linkini bırakıyorum ve Atsız'ı anlamak isteyenlerin dinlemesini tavsiye ediyorum. Videoya geçmeden önce şunu belirtmeliyim ki: Sabahattin kötü yazardır veya Komünist'tir demiyorum, kimse yanlış anlamasın. Sadece Atsız'ın bu konu hakkında görüşlerini belirttim. Atsız bu konuda haklıdır veya haksızdır fakat benim için önemli olan bu konuda ki duruşu ve tavrıdır. Ki beni de ilgilendiren budur.
    https://youtu.be/E2Ms9Q4y-Nk
    Bu videodan sonra, Atsız'ın kaleminden Sabahattin Ali'yi öğrenmek isterseniz diye yine bir link bırakıyorum.
    https://www.bilgicik.com/...huseyin-nihal-atsiz/
    Vermiş olduğum linkte, Atsız'ın "İçimizdeki şeytanlar" adlı yazısı yine benim anlattıklarım dışındadır fakat şunu eklemeliyim ki: Sabahattin Ali'nin "İçimizdeki Şeytan" kitabında, Atsız'ı anlattığı rivayet edilir. Herhalde Atsız, bu yazısının başlığını buna cevap olarak "İçimizdeki Şeytanlar" yapmış olabilir diyerek bu konuyu da kapatalım.
    •Belirtmiş olduğum gibi, Atsız'ın dik duruşu ve davasına inancıdır benim değinmek istediğim. Atsız, komünist karşıtı yazılar yazdığı için davası için hapis bile yatmıştır.(1944 Irkçılık-Turancılık davası) Bahsetmiş olduğum dava, yine bizim konumuzu aşacağından dolayı merak edenler için yine bir link bırakıyorum. Bu arada, dava için Alparslan Türkeş'de Atsız ile beraber yargılanmıştır.
    https://tr.m.wikipedia.org/...l%C4%B1k_Davas%C4%B1
    •Alparslan Türkeş demişken; Atsız, Türkeş'le de bu dava aleyhinde yol ayrımına gelmiştir. Aralarında geçen olay hakkında çok net bilgiler bulamadığım için boş konuşmaya lüzum görmeyip bulduğum bir kaynağı paylaşıyorum ve yine isteyen göz atabilir.
    https://turanotagi.com/...lan-turkes-meselesi/
    Bu olayla ilgili şu bilgiler vardır elimde: Bulduğum bir kaç bilgiye göre(emin olmamakla beraber) Atsız; bu davada, her koşulda dik durduğu için, Türkeş'in ise daha farklı bir üslupta durmuştur. İşte yine dik duruş, yine Türkçülük.
    •Türkeş'in islami düşünceleri öne çıkartarak siyasallaşması ve sonucunda da MHP yi kurması neticesinde Atsız ile yolları ayrılmıştır.

    •Sonlara doğru gelirken, Atsız Türkçülük adı altında bir çok dergi çıkarmıştır. Kendi savaşını bu kulvarda da sürdürmüştür. Konuyu uzatmadan, bu dergileri de sizlerle paylaşıyorum.
    http://www.nihal-atsiz.com/...sizin-dergileri.html
    •Atsız'ı tanımak için tabi ki oğluna yazdığı mektubu okumadan olmazdı. Oğlu bir buçuk yaşındayken ona vasiyet olarak yazdığı mektup. Bu satırlarda beni etkiledi. Mektupla alakalı birşey yazmama gerek yok, linkten okumanız yeterlidir. Fakat şunu eklemeliyim ki; ne yazık, oğlunun ileride komünist olmasına engel olamamış bu yazdıkları.
    https://www.edebiyatturkiye.com/...ogluna-mektubu.2105/
    •Son olarak küçük bir not: Eski Türk geleneklerine göre isim kazanmayı haketmediğini düşünerek aslında "Adsız" soyadını almak istese de "Atsız" soyadını almıştır.
    •Daha da uzatmayarak burada noktayı koyalım. Ben sizlere Hüseyin Nihal Atsız'ın hayat hikayesini anlatmadım. Kendimce; görüşünü, duruşunu, davasını, neden tanınması ve neden okunması gerektiğini kısaca anlattım. Artık daha da araştırmak isteyenin önünde Google amcası her zaman açık. Ben Hüseyin Nihal Atsız'ı böyle bildim. Sizlerde bilin. Bildirin. Türkçülük adına mücadele veren, dik duran ve davasında ceza bile yatan Atsız'ı bilin.

    Abarttığımı düşünenlerin, düşündükleri de kendine kalsın. Onlar zaten Atsız'ı bilmeseler de olur.

    Kitap hakkında söylemek istediğim çok şey var. Hatta kitabı muhteşem bir şekilde yorumlayabilirdim ama o hakkımı yazarda kullandım. (Tabi muhteşem olmadı)
    Kısaca diyebilirim ki: Kesinlikle okuyun! Kitapta; yazar, kendisini anlatmış. Kendi ruh halini, iç yansımalarını aktarmış. Bugüne kadar okuduğum en güzel ve en çok etkilendiğim roman olarak, yerini çoktan aldı.

    Vaktiyle bir Atsız varmış derlerse ne hoş,
    Anılmakla hangi ruh olmaz ki sarhoş...
    Demiş Atsız ata. Peki o halde.
    -Vaktiyle bir Atsız varmış...

    Eksik ve hatalı bulduğunuz yerleri lütfen söyleyiniz. Gerçekten okuyup beğenenler, paylaşın ki başkaları da okusun, beğensin.
    Saygılarımla.
  • onsekizsıfıryedi tekrar paylaştı.
    592 syf.
    ·9 günde·Beğendi·10/10 puan
    "İnsan beyni onu anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, o zaman da biz onu yine anlayamayacak kadar aptal olurduk."

    Yine bir inceleme yazmadan diğer okurların yazdığı muhteşem incelemelere göz gezdirdim. Dolayısıyla kitabın içeriğini, konusunu ve kahramanlarını bu incelemeden öğrenemezsiniz çünkü yazmadım. Bunun için diğer incelemelere göz atabilirsiniz. Bu inceleme daha çok kitaptaki fikirler ve verilen mesajlar üzerine. Yani, bu kitabı neden okumanız gerektiği üzerine...

    Ben, okuyucunun bir bakış açısı sağlamasını ve kitabı bu şekilde okumasını istiyorum. Dolayısıyla bu kitabı okuyun veya okumayın, bu incelemeye denk gelen herkese minikte olsa bir katkı sağlayacağı bir yazı yazdım. Sonuna kadar okuyabilen sabırlı okurları yorumlara bekliyorum.

    BAŞLAMADAN KÜÇÜK BİR NOT: Felsefeye ilgi duymayanlar bu kitaptan sıkılabilir. Yani roman okumak niyetiyle alırsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Fakat ilgi duyanların elinden düşüremeyeceğini garanti ederim.
    • •
    Kitabın kapağında "Felsefe tarihi üzerine bir roman" yazması felsefe okuyucusunu meraklandırmak için yeterlidir diye düşünüyorum. Roman ve felsefe? Sizce de çok nadir görünen bir kitap değil mi?

    Roman demişken; bazı okuyucular vardır, sadece roman okurlar. Ben onlara "Romanist" diyorum. Polisiye, aşk, fantastik, bilim kurgu, yeraltı edebiyatı... Ama sadece roman. Düşünce kitapları, tarih kitapları, kişisel gelişim kitapları okumak onlara ağır ve boğucu gelmiştir her zaman.

    Nerden biliyorum?
    İlk zamanlar bende romancıydım. Felsefe dediler mi, "aman Allah, müslümanım ben." derdim. Nasıl oldu, ne vesile oldu hatırlamıyorum ama bir şekilde felsefeye ilgi duymaya başladım ve hayata bakış açımın (şuanlık) aman aman olmasada, temel ve kritik anlarda değişiklik gösterdiğini farkettim. Tabii bu vesileyle romanlarımın yanında daha dolu kitaplara yönelmeye başladım. Araştırmayı ve sorgulamayı kendime bir görev olarak kabullendirmeyi başardım. Herhangi bir kitapta anlamını bilmediğim bir kelimeyi veya terimi hemen araştırmayı adet edindim. Bu arada, romandan vazgeçmedim. Romanın hayatımızdaki yeri bambaşka. Sadece, çoğu zaman çapraz okuma yöntemiyle bir roman-bir düşünce kitabı okumaya çalıştım. Neticesinde okuması zor denilen kitapları kolaylıkla, üstüne kafa yorarak okumaya ve sorgulamaya başladım. Bu yolda kararlılıkla devam ediyorum.

    Şimdi, ben bunları neden anlattım?
    Aramızda benim gibi birçok romancı var ve çoğu felsefeden uzak duruyorlar. Bu yaptıkları, aslında tadına bakmadığımız yemeği beğenmediğimizi söylemek gibi bir şey. Ama onların felsefeyi sevmeleri için sadece güzel bir başlangıç kitabına ihtiyaçları var. Yani güzel bir lahana yemeği yerseniz lahanayı sevebilirsiniz. Bu arkadaşlar "Sofie'nin Dünyası" kitabını okuyarak başlangıç yaparlarsa eminim yukarıda anlattığım geçişi kendileri de yaşayacaklardır.

    Başlangıç için neden Sofie'nin Dünyası?
    Çünkü yazar, 15 yaşında bir çocuğa felsefeyi sıfırdan öğretiyor. Aslında o 15 yaşındaki çocuk bizleriz. Yazar bize çocuk gibi, en basitinden düşünmeyi öğretiyor. Bir çocuğun gözünden dünyaya bakıp sorgulamamızı sağlıyor. Şimdi, çocuğa felsefe anlatıyor diye kitabı sakın hafife almayın. Kitaptaki çok kritik bir noktaya parmak basmak istiyorum: Nasıl ki bir bebek yeni doğduğunda hayatta gördüğü her şeye merak ve ilgiyle bakıyorsa, olgunlaşmış bir insan bunun tam tersine her şeye alışmış ve merakı kalmamıştır. Dolayısıyla, felsefeye bir çocuk gözünden bakmak, en görmüş geçirmiş insandan bakmaktan çok daha faydalıdır.

    Şahsen ben, sağda solda okuduğum "felsefeye başlangıç kitapları" önerileriyle Platon, Nietzsche gibi bir kaç yazarın kitaplarını çöp ettim. Şimdi dönüp tekrar okusam çok daha farklı bakış açısıyla yorumlayabilirim fakat okuduğum bir kitabı tekrar okuma isteğim bir türlü gelmiyor. İşte bu yüzden felsefeye ilk adımınızı bu kitapla atmanız isabet olur.

    NOT: Felsefeye bu kitapla adım atacak okurlar, bu kitaptan sonra Nigel Warburton'un "Felsefenin Kısa Tarihi" adlı kitabını okumalarını tavsiye ederim. Çünkü Sofie'nin Dünyası'nda geçen ünlü filozoflar ve düşüncelerini bu kitapla pekiştirebilirler. Hatta aynı yazarın "Felsefeye Giriş" ve "Felsefe Okuma Rehberi" kitaplarıyla devam edebilirler. Çok isabet olur, emin olun.

    Kitabın asıl anlatmak istediği nedir?
    Aslında kitabın bize felsefe öğretmesi bir yana, vermiş olduğu çok net bir mesajıda var. Bu mesajı spoiler vermeden birkaç cümleyle anlatmayı deneyelim: Yaşadığımız hayat, dünya, insanlar ya gerçek değilse. Rüyada gördüğümüz şeyler bize nasıl gerçekmiş gibi geliyorsa yaşadığımız da gerçek olmayabilir mi? Yani bütün her şey bir hayal ürününden ibaret olsa, biz bu dünyada yanılsamalardan ibaretsek... Yazarın bu konuda ünlü filozof Descartes'den etkilendiği kesin. Descartes, her şeyden şüphe etmektedir. Hatta öyle bir şüphe ki duyularımıza, hatta aklımıza bile güvenmez. Dolayısıyla az önce söylediğim gibi, "Gerçekten yaşıyor muyuz yoksa bir rüyada ya da hayal dünyasında mıyız?" sorusu ortaya çıkar. Bu hipoteze katılıp katılmamak size kalmış. Fakat ortaya çıkan bu soru ilginizi çektiyse bu kitabı hemen okuyun. Çünkü bu konu ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Yanlış anlaşılmasın, sorunun cevabını kitapta bulamazsınız. Fakat kitabı bitirdikten sonra kendi cevabınızı verebilirsiniz.

    NOT: Müslüman olarak bu konuyu ele alırsak, cevabını Kur'an-ı Kerim'de zaten bulabiliriz. İşin garip tarafı; bizim bu dünyaya imtihan olmaya gelmemiz ve bu dünyada kalıcı olmayıp öbür dünyaya geçeceğimiz, Descartes'in sorusuyla bağdaştırılabilir. Şahsen ben bu konular üzerinde bu kadar çok kafa yormayı doğru bulmuyorum. Çünkü insanlar beyninin %10'unu kullanabiliyor. Yani, Allah bize bunların cevabını verecek kadar akıl vermemiş. Dolayısıyla bu boyutu bu kadar kurcalamaya gerek duymuyorum ki kurcalayanların ateizm, deizm gibi dinlere yöneldiği görülmüştür. Ama siz yinede kendi cevabınızı kendiniz verin. (Aman diyeyim, benim yüzümden dinden çıkmayın da)

    Peki, babam böyle pasta yapmayı nereden öğrendi?
    Kitabın yazarına kendi adıma çok teşekkür ediyorum, çünkü felsefe, insanlara en kolay bu şekilde anlatılabilirdi. Hayatımda okuduğum en tatlı felsefe kitabı diyebilirim. Hatta bu kitaptan öğrendiğim bilgileri hiçbir kitapta öğrenemediğim net bir gerçek. Yani, tek bir kitaptan bu kadar çok bilgiyi ilk defa süzüyorum. Birde kurgu var ki... Söylemeden geçemeyeceğim. Okurken, yazarın hikayeyi nereye bağlayacağını ve sonunu tahmin etmeye çalışırken kitabın yarısına geldiğimde tamamen ters köşe oldum: Hikaye hiç beklemediğim şekilde, bambaşka bir seyir aldı ve donup kaldım.

    Bu yüzdendir Sofie'nin Dünyası, kitaplığımın en güzel yerinde tozlanmayı haketti.

    SON NOT: Kitabı okurken aldığım notları isteyen olursa kendisiyle paylaşabilirim. Okurken sürekli dönüp yardım alabilirsiniz bu notlardan.
    • •
    Biliyorum sizi biraz fazla sıktım. Son olarak bu kitabı okumayan ve okumayacak olan okurlar; Hayata hep bir çocuk gibi merakla ve ilgiyle bakalım. Hiçbir zaman 30 yaşındaki bir insan gibi her şeye alışmış, yaşama karşı meraksız bireyler olmayalım. Çünkü kendimize sormamız gereken bazı sorular vardır ki çok kıymetlidir: Sen kimsin?

    Kitabı okuyacak veya okumuş olanlar bu soruyu kendilerine sorup cevabına bir dakika bile olsa kafa yormuştur zaten.

    Hepimize keyifli okumalar.
  • onsekizsıfıryedi tekrar paylaştı.
    "İlk Görmeyişte Aşk" isimli öykümü aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.
    https://ciftirnak.blogspot.com/...te-ask-oyku.html?m=1

Blog sayfama davetlisiniz.
https://ciftirnak.blogspot.com
38 kütüphaneci puanı
1181 okur puanı
30 Nis 2019 tarihinde katıldı.
2021
57/120
48%
57 kitap
9,9bin sayfa
14 inceleme
114 alıntı
4 günde 1 kitap okumalı.
En çok okuyanlar'da 481. sırada.

Şu anda okudukları 3 kitap

  • Oblomov
  • Ayraç - Sayı 079
  • Finansçı Olmayanlar İçin Finans

Okuduğu kitaplar 247 kitap

  • Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı
  • Ayraç - Sayı 078
  • Ayraç - Sayı 077
  • Beyaz Geceler
  • İzdiham - Sayı 30
  • Bir Elin Sesi Var
  • Kafka Okur Dergisi - Sayı 10
  • Örneklerle Kolay Ekonomi
  • Bin Yüz Bir İnsan
  • Ayraç - Sayı 089

Okuyacağı kitaplar 110 kitap

  • Saklı Seçilmişler
  • Öğretmenim Mori'yle Salı Buluşmaları
  • Koza Oteli
  • Fahim Bey ve Biz
  • Celile
  • Yeşil Mürekkep
  • Yunan ve Roma Mitolojisi
  • Ekmeğimi Kazanırken
  • Kolera Günlerinde Aşk
  • Malorie: Bir Kafes Romanı

Kütüphanesindekiler 111 kitap

  • İzdiham - Sayı 30
  • Bir Elin Sesi Var
  • Dokuza Kadar On
  • Dövüş Kulübü
  • Sofie'nin Dünyası
  • Denemeler
  • Ana
  • İzdiham - Sayı 43
  • Utopia
  • Kafka Okur Dergisi - Sayı 48

Beğendiği kitaplar 149 kitap

  • Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı
  • İzdiham - Sayı 30
  • Bir Elin Sesi Var
  • Örneklerle Kolay Ekonomi
  • Cehennem
  • Dokuza Kadar On
  • Kafka Okur Sayı 18
  • Genç Werther’in Acıları
  • Dövüş Kulübü
  • Sofie'nin Dünyası

Beğendiği yazarlar 26 kitap

  • Attila İlhan
  • Fyodor Dostoyevski
  • Mustafa Kemal Atatürk
  • Albert Camus
  • Hüseyin Nihal Atsız
  • Emine Özel Summak
  • Sabahattin Ali
  • H. G. Wells
  • Cengiz Aytmatov
  • Stefan Zweig
Okur takip önerileri
Daha fazla