erkek arkadaşlar zaman zaman sanki karşılarında kız kardeşleri varmış gibi bağırıp kızdıkları oluyordu... öyle zamanlarda orada hazır olan kadın arkadaşlar olarak hemen tepki gösteriyorduk. yine öyle olmuştu. başlarda bu tür yaklaşımların neden çıktığını tam olarak anlayamıyorduk . erkek arkadaşlarda kadını küçük gören bu tür yaklaşımlar gördükçe evdeki ve toplumdaki erkeklerin tavırları aklıma geliyordu. bu durum kafamda 'bunlar nasıl devrimciler?' şeklinde çelişkiler yaratıyordu. kendi kendime 'burada hepimiz devrimciyiz, gerillayız... kadın erkek ayrımı partide nasıl olur ki?' diyordum. bu konuda heval berçem çok tartışmıştı benimle. mücadeleye katılmakla kimsenin bir günde devrimcileşmediğini ve bunun sürekli bir mücadele işi olduğunu söylüyordu. yaşadığımız düzenden getirdiğimiz bir çok özellik olduğunu, bunun kadın ve erkek gerçekliğinde çok daha derin yaşandığını, özgürleşemek içinde başta kendi içimizde sınıf ve cins mücadelesi yürümemiz gerektiğini anlatıyordu her seferinde. bana göre partiye katılan herkes devrimciyiz. şaşkınlık yaşamamın en büyük nedenlerinden biri kaç yıllık gerillalar nasıl böyle yaklaşır düşüncesiydi. bir keresinde heval koçerin yaşamda her şeye çok mükemmeliyetçi yaklaştığımı, oysa hayatta kimsenin mükemmel olamayacağını söylemişti. o günden sonra bu konuyu çok düşündüm. kendimi ele alıp sorguladım. gerillaya gelmiştim ama ne kadar değişip dönüşmüştüm.bir bakıyorsun dar, tepkisel çıkışlarım olmuş.