"Hey," dedi Alex. Henry, sokak lambalarından yansıyan ışığın gümüşi parıltılar yarattığı gözlerini ona çevirdi. "Biz kazandık."
Henry`nin dudaklarında bir tebessüm belirdi ve Alex`in elini tuttu. "Evet. Biz kazandık."
Henry`le birbirlerine baktıkları bir anın duvar resmiydi bu. Parlak sapsarı bir güneş, hale gibi hemen üstlerinde duruyordu ve Han ile Leia olarak resmedilmişlerdi. Henry, o bembeyaz tuniği giymişti, saçları parıldıyordu. Alex ise hırpani kaçakçının kıyafetlerini giymiş ve kemerine bir lazer silahı takmıştı. Bir soylu ve bir asi, birbirlerine sarılırken resmedilmişti.
(...) Senin adın ise bambaşka; hem ruhumu hem bedenimi besliyor ve bunu öylesine hoş bir şekilde yapıyor ki seni düşündüğüm her an ne yorgunluk ne ölüm korkusu uğruyor bedenime. Gözlerim de payına düşeni alabilseydi ne hallerde olurdum, düşünsene...