• Ebeveynler, 10-11 yaşlarından daha geç olmamak kaydıyla, çocuklarıyla cinsel konular üzerine hassas konuşmalar yapmaya başlamalılar...
  • Öncelikle bu kitabı kaç gündür elimde süründürdüğüm ve okumayı ertelediğim için Dücane hocadan ve kitabından özür dilemek istiyorum..

    Kitabın içeriğinden çok yazarına değinmek istiyorum. Malum, ürünü iyi anlayabilmek için o ürünü yapanı tanımak gerekir evvelinde.. iyi güzel diyorum düşünüyorum da bakalım net bilgiler bulabilecek miyim ?

    Haydi bismillah

    Kimdir bu Dücane hoca ?
    Nelerle uğraşır ?

    Bu soruları sorduğumda google teyzeye bana dilci, felsefeci ve yazar olarak kısa
    cevaplar verdi. Neden kısa diyorum; çünkü hayatına dair çok bir bilgiye rastlayamadım.
    Belki de ben beceremedim/araştıramadım, bilemiyorum..

    Neysee

    1978'de, siyasi olaylar sebebiyle cezaevine girmiş. Totalde 4 yıl cezaevinde kalmış; burada Kur'an okumayı ve namaz kılmayı öğrenmiş.

    Geçen hafta Dücane hoca Ankara'daydı, yine bir söyleşisi vardı. Tabii ki böyle fırsatı kaçıramazdım. Gittim
    sonuna kadar da dinledim; o kadar güzel konuşuyordu ki bırakıp gidemedim .(Bu bana
    biraz pahalıya patladı; yurda geç geldiğim için tutanak tutuldu. Ama buna değerdi)
    Çıkışta da minnoş bir ablayla tanıştım, sohbet ettik biraz. O kadar ortak noktayla
    tanımışız ki Dücane hocayı, hayret ettim doğrusu. Bi kez daha Ankara küçük dedirtti
    bana. O ablada Us Atölyesi sayesinde iyice tanımış, bende öyle tanıdım. O ablada
    geçen seneki söyleşisine İbrahim abi ile(Us Atölyesinin kurucusu) katılmış, bende
    onunla katıldım... Neyse güzel bir tevafuk oldu konuşarak geldik..

    Orada tuttuğum notları ajandama geçirirken aklıma geldi; ben bu adamın
    konuşmasını her dinleyişimde aydınlanıyorum mutlu oluyorum neden kitaplarını
    okumuyorum ?!!
    Aslında senenin başında bi kitapsever arkadaşımız hediye etmişti bana, hemde 1k'dan aramızdan biri, tekrar tekrar teşekkür etmek istiyorum ona da. 🤗 İyi ki beni bu kitapla
    tanıştırmış

    Şimdi kitabın içeriğine gelelim
    Kitap, Dücane hocanın denemelerinden oluşuyor. İnsanın aklını zorlayarak yaptığı
    açıklamalar tasvirler o kadar çarpıcı ki, o zorlanmadan sonra oluşan mini aydınlanmanın verdiği zevk gerçekten denemeye değer.
    Kelimeleri öyle güzel açıklıyor ki; insanın, her kelimenin köküne inip en doğru şekilde
    kullanılışı nasılsa öyle kullanası geliyor.

    Söyleşi çıkışında tanıştığım abla da söylemişti ama insanın inanası gelmiyor; Dücane hoca liseden sürülmüş. Liseyi bitirmeden hapse girmiş, lisans eğitimi almamış..
    Ama o kadar çok dil biliyor ki!!
    Merak ettiği kitapları bizzat kendisi okuyabilmek ve yorumlayabilmek için bi çok dil öğrenmiş.. Ulaştığım kadarıyla Arapça, İngilizce, İbranice, Fransızca, Almanca, Farsça ve Osmanlıca'yı biliyor.. Osmanlıca ya 'zaten kendi dilim' diyor

    Haa bi de 1998 den 2011 e kadar gazetelerde düzenli olarak köşe yazarlığı yapmış fakat izlediği bir filmin etkisinde kalarak köşe yazarlığı hayatına 2011 de son vermiş..
    Merak edenler için; filmin adı "Bab Aziz"/ "Baba Aziz" her iki şekilde de kullanılıyor.


    Bu okuduğum ilk kitabı olduğu için daha çok yazara yoğunlaşmak istedim..
    Kitaptaki denemelerin başlıklarını da ekleyeyim, ilginizi çeken bir başlık olursa okursunuz

    ▪Sahilsizim (kitabın kalbi )
    ▪hakikat niçin hep yaşlı, hep ıslak ?
    ▪kavrayan mısın, kavranan mı?
    ▪eflatun-ı vakt olsan dahi
    ▪delilik özgürlüktür
    ▪ey vallahi
    ▪kalbin kalbe secdesi
    ▪hüve'l-baki
    ▪hayy'dan gelen hu'ya gider
    ▪hu sorusu
    ▪hu'nun sorusu
    ▪hz. insan'ın tevazuu
    ▪hz. insan'ın fakrı
    ▪hz. insan'ın urûcu
    ▪hz. mi hazret mi ?
    ▪sonra tevazu
    ▪hep tevazu
    ▪bilmek niçin ıstırap verir ?
    ▪hikmet ve cinsellik
    ▪cinselliğin hıristiyancası
    ▪kargayıla bülbülü kafese koysalar
    ▪çiçeklerden özür dilemeli
    ▪boşa konuşabilirsin, ama boşu konuşamazsın!
    ▪dilin bile nutku tutulmuşken
    ▪ah, ki ne ah!
    ▪şair, dervişin kardeşidir
    ▪tanınmamak için çıplak dolaşmalı
    ▪bilgi'yi karşıtlığın özünden devşirmek
    ▪sana benden kalan ne?
  • Üçüncüsü, tuvalet eğitimi sırasında işemenin, dışkılamanın ve dışkı ile çişin "pis" şeyler olduğunun çocuğun zihnine yavaş yavaş yerleşmesi, cinsel konuda da benzer düşünceler geliştirmesine yol açar. Çünkü üreme organları, aynı zamanda cinsel organlardır ve bu organlar, "pis" şeylerin vücuttan atılmasına yararlar. Böylece, dışkılama ve işeme konusunda uyandırılan tiksinti, cinsellik konusunda da tiksintinin uyanmasına yol açar.
  • Ahlak eğitimi dediğimiz şeyin büyük bir bölümü, aslında, içgüdünün yapay bir biçimde değiştirilmesi ve saptırılmasından başka bir şey değildi; eğitimle hırçınlık gözü pek özveriye, bastırılmış cinsellik de dinsel duygulara dönüştürülebiliyordu.
  • ...tuvalet eğitimi sırasında işemenin, dışkılamanın ve dışkı ile çişin "pis" şeyler olduğunun çocuğun zihnine yavaş yavaş yerleşmesi, cinsel konuda da benzer düşünceler geliştirmesine yol açar. Çünkü üreme organları, aynı zamanda cinsel organlardır ve bu organlar, "pis" şeylerin vücuttan atılmasına yararlar. Böylece, dışkılama ve işeme konusunda uyandırılan tiksinti, cinsellik konusunda da tiksintinin uyanmasına yol açar.
  • Kulleteyn", "İki kulle" (yaklaşık 13 ton) su demek. Durağan bir suyun temiz ("tahir") sayılabilmesi için Şafii mezhebine göre bu kadar olması yeterliydi. Daha az olamazdı. Bu kadar oldu mu, içinde ne bulunursa bulunsun "temiz" di artık. "Pislik" lerle dolu bile olsa... Doluydu zaten. İlk görüşte bataklık bile sayılabilirdi.... Ama madem ki Şeriat temiz demişti, temizdi. Şeriat neye pis diyorsa pis olan da oydu... (Kitabın arka kapağında yazan bu açıklama kitap hakkında da önemli ipucu veriyor.)

    Kitap Turan Dursun'un 12 yaşına kadarki yaşamından bir kesit sunuyor. Şeriata dayalı toplum yaşantısının bir de cehaletle birleşince ne tür tezatlıklar barındırdığını çok güzel tasvir etmiş yazar. Kitapta kadın-erkek ilişkileri, tabular, toplumun cehaletinden beslenen sınıflar anlatılmış.

    Muş, Ağrı, Erzurum üçgeninde Türk ve Kürtlerin birbiriyle olan ilişkileri, mezhep farklılıkları anlatılmış. Ağalara, Beylere rağmen ayakta kalmaya çalışan ama dinsel gericiliklerle kafası bulandırılan toplum...Yine de her şey olumsuz değil. Çocukluğunda kendisine yardım eden insanlardan da bahsetmiş.

    Erkek egemen bir dini anlayış, hayvanlar şefkatin sınırlı olduğu, bilimin olmadığı bir din ile heba edilen hayatlar. Değişime kapalı bir coğrafya. Türko lakaplı kişi Turan Dursun'un kendisi. Anladığım kadarıyla biraz da yaramaz bir çocukluğu olmuş :) Ama insanın içindeki sorgulama dürtüsü yaştan ve hatta eğitimden bağımsız. Çünkü yaşı çok küçük olan ve eğitimi hocaları kadar olmayan Türko sorguluyor. Dindeki çelişkileri görüyor. Cezalandırma ve baskı sisteminin daha güzel bir dünya yaratmadığının farkında. Bu nedenle bazen susturuluyor.

    Bir şeyi ne kadar bastırırsak o kadar patlar. İşte dinsel baskıyla ortaya çıkan toplumsal çatlaklar var. Cinsellik, temizlik, adalet, hepsi deforme olmuş. 4 karısı olanlar, erkek erkeğe ilişkiler, eşlerinden sıkılanların birbirinin eşini alması ve kaçırmak adını altında buna kılıf uydurulması, imam nikahı ile resmiyet kazanmayan ve kadına hak verilmeyen evlilikler, hepsi aslında toplumun çürümüşlüğünü gösteriyor. Kızlar birini sevse de önemli değil; babası kime verirse kızını. Araya yüksek mertebeden biri girip çıkar ilişkisi ile adamın fikrini değiştirebilir sadece.

    Toplumu analiz etmek istiyorsanız çevrenizdeki yüksek tahsil görmüş, kentli veya daha seküler yaşam barındıranlara değil ücra noktalarda yaşanan bu olaylara da bakın. Bu nedenle de bence kitabı okuyun ama biraz rahatsız edici şeyler var.
  • Libidocu amca Freud....
    Eminim ki Libido kelimesi birçok kişinin bilgi haznesine Freud sayesinde girmiştir. Böylesi bir psikanalizciye karşı elbette önyargılarin oluşması doğal o yüzden.
    Kitabın isminden ötürü "cinsellik" kelimesi özellikle dikkat çekiyor. Kitabın salt bir cinsellik kitabı olduğunu fikri oluştuysa aklınızda hiç elinize bile almayın. Zira erotik bir kitap değil psikolojik bir kitap.
    Kitap Freud'un kendi kurduğu kuramlarını
    • çocukların cinsel eğitimi,
    •çocuk cinselligi ile ilgili kuramlar,
    •nevrozlu bireylerde çocukluk çağının irdelenmesi,
    •aşk hayatında ki tabular,
    •dürtüsel dönüşümler hakkında,
    •Oidipüs kompleksi ve
    •kadın cinselligi hakkında başlıklar altında topladığı ve psikanalizin yoğun olarak yapıldığı bir kitap. Kendisi de bunların İspatlı bilgiler değil kendi kuramları olduğunu ve açıklamakta zorluk çektiği bir çok şeyin olduğunu itiraf ediyor. Kitapta biseksuel ve eşcinsellik eğilimindeki bireylere de yer vermesi kitabı oldukça zenginleştirmiş. Yer yer saçmalıyor bu adam desemde genel olarak başarılı bulduğum bir kitap. Önyargılarınızı bir tarafa bırakılıp okunmasınızı tavsiye ederim :))