Geri Bildirim
  • Her yazdığım şiiri son kez okuyup, sonra yakmak isterim
    Ya da son bir şiir yazıp, bırakıp gitmek
    Beynimde yaralı bir cırcır böceği var
    Tek dileği, bir türkü daha söyleyip ölmek.
  • Yaşar Kemal, livaneli, Hidayet vs. Kitap okumayı uzun bir süreliğine bırakmayı düşünmüştüm.
    Hele hele 1k ya girmeme kararım güya kesindi.
    Çünkü hiçbir zaman pencere ile yaşamak aklımın ucundan dahi geçmezdi. Uzağı görememek gibi bir durum benim için imkansızdı.
    Son iki yılda pdf, E- kitap okumamdan sonra 2.0 miyop, gözde sıvı tükenmesi derken....

    Ahmet Erhanla pencereleri "Bismillah"diyerek takip aldım elime tableti.
    Erhan'i hissetmemek mümkün değil. Çünkü yaşamini her satırına nakşetmis. Ahmet Erhan'i hissetmemek mümkün değil. Çünkü insanlığa ve insana dair acılara kalemi ile tepki göstermiş. Sövmeyi severim demiş içten içe. Bende sövmeyi çok severim ; vicdansıza, emek hırsızına; dıştan dışa. Bağıra bağıra sövmeyi severim hemde. Belki de satırları olan biri olmadığım içindir. Nedeni bilinmez.

    Akdeniz'e, denize, cırcır böceğine, kadına, çocuğa, ölüme, ölümlerine. Evrene dair her şeyi hissetmiş. Noktası virgülü olmadan. Hissettirmiş. Nerden mi şu satırlardan

    Tren ilerliyor, kara bir yılan gibi, yalpalayarak
    Attila Jozsefi'de böyle bir tren ezdi belki Tren ilerliyor şairlere, ölümlere aldırmayarak
    Sevdigim şairlerin çogu intihar ediyor sonunda
    Ölümü bir yaşam boyu gözaltında tutmuş gibi...
    Ama her gün herkes intihar etmiyor mu şu dünyada?
    Bir genç kız, duraklarda bekleterek sevgilisini,
    Müdürünün önünde elpençe divan durarak bir memur
    Sahte gülücükler, yalan dolanlar, üleşmelerle
    Binlerce insan intihar ediyor farkında olmayarak.
    Ve tren ilerliyor, kara bir yılan gibi, yalpalayarak.

    Kitabın teması ağırlık olarak "ölüm" üzerine.
    Ecel ile gelen ölümler olmadığı kesin tabi!!
    Ölümü bir yok oluş değil. Bilinmezlige ilk adım. Yeni bir diriliş olarak gördüğüm için. Bu tema en çok dikkatimi çeken tema olmuştur.
    "Ecel ile gelen ölüm " dikkat çekmek isterim bir kez daha. El ile gelen ölümler değil.!!
    Hissedilmesi gereken satırlar olduğunu düşünüyorum.
    Hissedin!! Ve Ahmet Erhan ile kalın.
  • Sevişilmez böyle bir gecede. Uyuyamaz da insan.
    Tatlı bir yaz yağmuru dökülüyor çatılarına evlerin.
    Bir cırcır böceği kesti şarkısını
    Ay, bir bulutun terkisine atlayıp da savuşup gidince.
    Öksüz kaldı gökyüzü. Usuldan bir rüzgar çıktı.
    Ötelerdeki apartmanlara kadar taşıdı
    Soğan ve ucuz şarap kokularını
    Kulak verdi cırcır böceği
    Rüzgarın ve yağmurun çıkardığı seslere.
    Suskunluğunun farkına vardı, sonra başladı yeniden
    Şarkısında şimdi biraz soğan kokuları.
    Daha çok da toprağın baygınlığı var.
    Yeni evli iki insan düştüler beyaz yastıklarına,
    Çiçekli yorganlarına sarıldılar
    Mutluluğun verdiği bir baş dönmesiyle.
    Sürdürdü şarkısını cırcır böceği
    Bir şeylere öykündüğünü bile bile
  • Lakin bütün cevap olarak başakların kuru hışıltısından ve cırcır böceklerinin acele çatırdısından başka bir şey duymuyordu. Başını, buğday dalgaları üstüne kaldırdığı zaman, garın epey uzağında küçük vadide yükselen tazyik tulumbasının kara bacasını ve istasyon binalarının damlarını görüyordu. Gökyüzünün mavi kubbesiyle kapalı sonsuz sarı ovada artık bir şey yoktu ve Arina'ya öyle geldi ki yeryüzünde yapayalnızdı, tam o yerin ortasına yerleşmişti ve hicbir zaman kimse gelip de yalnızlığının yükünü onunla paylaşmayacaktı- asla kimse.
  • ' Mesele özge ateşler yakmaksa poyrazlara
    İşitebilmek lazım cırcır böceklerinin sesini
    Kalabalık metropollerde. ' (alıntı)
  • Bir gün New York'ta bir grup iş arkadaşı yemek molasında dışarıya çıkarlar. Gruptan biri kızılderilidir yolda yürürken insan kalabalığı, siren sesleri, yolda çalışma yapan işçilerin, araçlarının çıkardığı gürültü ve araçların korna sesleri arasında ilerlerken Kızılderili kulağına cırcır böceği sesinin geldiğini söyler ve aranmaya başlar arkadaşları bu gürültüde arasında bu sesi duyamayacağını, kendisinin öyle zannettiğini söyleyip yollarına devam ederler.

    Aralarından bir tanesi inanmasada onunla birlikte aramaya devam eder.

    Kızılderili caddenin karşısına doğru yürür, arkadaşı da arkasından takip eder ve o binaların arasında bir kaç tutam yeşilliğin arasında gerçekten bir cırcır böceği bulurlar.

    Arkadaşı Kızılderiliye "Senin insanüstü güçlerin var! Bu sesi nasıl duydun?" diye sorar.

    Kızılderili ise bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya gerek olmadığını söyleyerek arkadaşına kendisini izlemesini söyler.

    Kaldırıma geçerler ve Kızılderili cebinden çıkardığı bozuk parayı kaldırımda yuvarlayarak atar. Bir çok insan bozuk para sesinin ceplerinden düşen bir paramı diye sesin geldiği yöne doğru bakar Kızılderili arkadaşına dönerek; "Gördün mü? Önemli olan nelere değer verdiğin ve neleri önemsediğine bağlıdır. Herşeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin..." der.
  • Tek başıma parkta oturuyorum etrafta kimse yok, hava serin ve cırcır cırcır böceklerinin sesi yankılanıyor. Bir eksiklik var.