• 294 syf.
    ·18 günde·Puan vermedi
    Üstün bir ırk bilirim
    Dili üstün milleti üstün rengi üstün...
    Üstün bir ırk bilirim bayrağı güzel taşı toprağı sokağı güzel...
    Siz beyazlar...
    Ve biz yaşamaya değmeyen siyah ırktakiler
    Sizler yücelerin yücesi bizler yer dibinin cücesi.
    Sizler yaşamın tüm renkleri bizler hastaliğin yegane rengi
    Sizler refahın çocukları bizler inşirahın kölesi...
    Böyle başladı her şey sizin koltuklarınız sayılı toplu taşima araçlarından sizler rahatsız olmaz ve bize yer vermek isterseniz binebiliriz aynı vasıtalara. Yolda yürüme hakkı elbette ki sizlerin mahkeme salonunun en ön sıraları muhakkak ki sizn olmalı. Evinizi korumak ve temizlemek köpeklerinize mama verip çişe çıkarmak tabi ki kutsal görevimiz. Tanrı huzurunda bile öncelik sizin olmalı. Dualarımız bile sizin bildiğiniz dilden olmalı.
    Irkçılığın Güney Afrika edebiyatından sunulan yüzüyle gerçekçi yazara göre bu işin tek sorumlusu biz.siyahiler beyazların huzurunu kaçırmak ve onlara zorbalık etmemizin karşiliğidir bu ayrım ona göre masum...
    Ayrımına sizin varmanız dileğiyle. Keyifli okumalar
  • İnsan beyni 2 çeşit işle meşgul olur. Birinci grup işler rutin işlerdir. Mesaneden gelen 'hadi çişe gidelim' sinyaline tamam der, kişi kendini tuvalette bulur. Bir insanın işeyebiliyor olması, onun beynini çalıştırıyor olduğunu göstermez. Yiyip içebilen bütün canlılar işeyebilir. Her canlının yapamayacağı şey felsefe üretmektir.
    Burak Özdemir
    Sayfa 257 - Doğumgünü Yayıncılık
  • ...evet bir de şu var yâni
    hani şu
    ayakta işeyebilmek
    işeyememek
    yâni şu
    eksiketeklilik sorunu
    bana inanınız ki lütfen
    sayın simon dö bovuar
    o başbelâsı kompleks
    -üzülerek sölyemek zorundayım ki-
    bizlerde de var
    biz sakallılar da ne yazık ki
    artıketeklilik kompleksi yaşıyoruz
    ve müthiş bozuluyoruz
    bu işe!
    çünkü efendim
    ne zaman çıksak çişe
    kurt kapacak sanıyoruz mereti
    korkuyoruz...

    ....
    Hasan Hüseyin Korkmazgil
    Sayfa 144 - bilgi yayınevi temmuz 1984 ikinci basımdan
  • -Felaket kar yağıyo anne yaa.. Şimdi kesin Ankara-İstanbul karayolunun 48. kilometresi Kazan Geçidi Mevkii, buzlanma nedeniyle ulaşıma kapanmıştır. Ulaşım aralıklı olarak tek şeritten sağlanıyodur.. Aksi gibi sürücüler de işaret ve işaretçilere uymayıp çekme halatı, zincir ve takoz bulundurmadıklarından, can ve mal kaybına neden oluyolardır..
    -Hay senin çenen donsun da kitlensin.. Kör olmayasıca! İki tane kar tanesine bakıp beş saat konuştu karı.. TRT'nin Çamlıca vericisini yutmuş gibi, vır vır vır.. Sana ne elin sürücüsünden, çekme halatından, takozundan..
    -Ööle diyosun da camdan bi bak bakalım.. Adamın taksisi kayıyo.. Zinciri yok tabi.. Üç saattir patinaj halinde, yazık.. Yürü kız anne, adamın taksisine bi omuz atalım, sevaptır..
    -Çekil o camın önünden şıllık.. Elin adamına omuz atıcakmış.. Vurdum mu omzun çıkar.. Sabahtan beri dışarı çıkabilmek için uydurmadık bahane bırakmadın zaten.. Yok efendim, "Bakkaldan bi şey lazım mı, kediyi çişe çıkarıyim mi, damı aktarıyim mi, gelir vergisinin üçüncü taksidini yatırıp geliyim mi" bilmem ne..
    -E ne var yani anne yaa.. Noolur biraz dışarı çıkıp kardan adam filan yapsam, kartopu oynasam..
    -Olmaz! Koca gelinlik kızsın.. Konu komşunun gözü önünde, kızışmış karılar gibi yolun ortasında kardan adam, herif filan yapılmaz.. "İçi adam çekiyo" derler.. Fingir fingir kartopu oynanmaz.. "Hafif kız" diye adın çıkar.. Namusuna konuşurlar, "hoppa" derler..
    -Hoppalaaa, ne alakası var şimdi.. Niye adım çıkıyomuş.. Kar yağdığında dışarı çıkan herkes hoppa mı oluyo.. Eskimoların hepsi orospu mu yani?
    -Kutupların örf ve âdetleri başka, bizim muhitinki başka.. Elin pengueni kutupta pavyona düşmüş, bize ne.. O, kutup cemiyetini ilgilendirir..
  • Geceleri defalarca çişe kalkmak zorunda kalsa da - ki bundan nefret eder- akşamları eve gelir gelmez altını yaktığı koca demlik çayı içmekten vazgeçmezdi.

    |e.ç.
  • 13 Şubat, 1974
    Bir Siyasinin Şiirleri Kitabı'ndan
    *********************************
    Hayır habermiş meğer, ağrıdan
    ---------------------kopar gibi oluşu eklemlerimin,
    Aylar var ki ağırdan ağırdan
    ----------------------bir değişim geçirmekteymişim..
    Masalları bi ansıyın hele,
    ---------------------cazılı bir süreçtir her mucize,
    Dövme bir güldür ki, iğnelerle
    ----------------------cazır cazır işlenir tenlerimize,
    Vak't erişip lâkin açtı mıydı da
    ----------------------bilincimizde alyuvarlı resmi,
    Şıp diye erdim sanırsın murada
    -----------------------unutup bütün çektiklerini..
    Hem ne varsa halklar tarafından
    -----------------------yaradılmış, yâni halkedilmiş,
    Ve ne getirdiysek Dağın Kafından
    -----------------------aşk, dil, bilim, çağdaş teknik ve uğraş,
    Hepsi de kan, döl ve ter dökerek
    ------------------------halkedilmiş mucizelerdir..
    Eskiden kötrüm bir ozandı bu gerçek,
    ------------------------onu yürüten şimdi bu dizelerdir..
    *
    Hayır habermiş meğer, ağrıdan
    ---------------------kopar gibi oluşu eklemlerimin,
    Aylar var ki ağırdan ağırdan
    ----------------------bir değişim geçirmekteymişim..
    İçindeki duvarları yık yeter ki,
    -----------------------dıştakiler kolay.! diyordu Gorki,
    İçerdeki adamıniçindeki
    ------------------------çekiye gelirmiş gibi sanki.!
    Baksana, içeri ilk düştüğümde
    ------------------------başıma üşüşen malta taşları,
    Ve aşarken duvarı, firar düşünde
    ------------------------yakaladığı için arkadaşları,
    Voltamı kesip hırsından üstüme
    ------------------------kir-kan işeyen o kirpi güneş
    ---Değmez düşünde büyüttüğüne.!---
    ------------------------çoktan gününü bitirip gitmiş.
    Kaldı ki o esrarkeş ve serkeş
    ------------------------sardunyanın encâmını da gördün,
    Sabah safası sayılmaz be kardeş
    ------------------------mor picamalarla Sinoba sürgün.!
    Yattıkça hapis denen bu uzun,
    ------------------------bu kapalı, bu karanlık şiiri
    ---Koyver, dışarda maneje dursun
    ------------------------nazmın Nâzım olmayan süvarileri.!---
    Anladım, mahkûma Köroğlu değil,
    ------------------------Kör Veysel ayağı daha uygun,
    O yüzden de ayaklarımla değil,
    ------------------------parmak uçlarımla yola koyuldum..
    Duvarlardevreden örümceklerim
    ------------------------söktükçe bu taşbasması metni,
    --Sırf yaşama şevkiyle Kelebek'lerin
    ------------------------sökmez bu, demek istiyorum yâni.!--
    Ve yavaş yavaş düştükçe bu kale,
    ------------------------bu allahın-cezası cezaevi,
    ''Hayvan ve Gardiyan'' öyküleriyle
    ------------------------bu dört başı zincirli mesnevi,
    Beddualar bitip dile geldikçe
    ------------------------bent bent, fasıl fasıl ve çığlık çığlık,
    Bir kaynaşma olur içten içe,
    ------------------------eller arasında başlar yakınlık.
    -Meselâ, Recep Ustayla şu anda
    ------------------------gülüşüyoruz ranzadan ranzaya,
    Demek ki bu leş gibi kokan koğuş da
    ------------------------dahil bu değiştireceğimiz dünyaya.!--
    Bitişikte bereket ki kaynıyor
    ------------------------fasülyelerle nohutlar mışıl mışıl.!
    Seni azı düşleri iyiye yor,
    ------------------------bu aş pişecek daha bi fasıl.!
    O en gümrah demlerini bile
    ------------------------sıfıra vurdursalar da ne gam.!
    El değil ki Antep'li bir hergele
    ------------------------copla uykularına giren Bayram.!
    Pis pis sırıttıkça sıvanın altından,
    ------------------------ister gül, ister güldür güldür ağla.!--
    Taşucu'ndaki güneş saltanatından
    ------------------------derlenmişti, düşün, bu kötü tuğla.!
    *
    Bir kuş ki gelip parmaklığa konmuş,
    ------------------------ne bilsin neye iy'dir o demir.!
    Bilse konar mıydı o parmaklığa kuş,
    ------------------------bilse neden böyle eğri o demir.!
    Çıktım ki bizim bölüğün damına,
    ------------------------hayret, bütün kiremitleri tamam.!
    Bi fiske vurdum DAMın anlamına,
    ------------------------bi tek kiremit kalmadı sağlam.!
    Eski bir tavlaydı Toptaşı ama
    ------------------------hapis oynardık bari aylığına;
    Modeli New Jersey'den aşırılma
    ------------------------Adana'daki bu modern barhana
    Türkçe sözlerden hep, bile bile
    ------------------------yanlış kurulmuş bir cümle yapısı;
    Hem sade bu değil ki, bu bilcümle
    ------------------------yanlış arasında bir cümle-kapısı..
    Bir Kel Fatma gibi kaba kâğıttan
    ------------------------İnfazda kabarırken ceza müddetim,
    Yaşlara yelkenli saldım ağıttan
    ------------------------Deniz'e dek gider diye niyetim..
    *
    Hayır habermiş meğer, ağrıdan
    ---------------------kopar gibi oluşu eklemlerimin,
    Aylar var ki ağırdan ağırdan
    ----------------------bir değişim geçirmekteymişim..
    El bebeler, gül bebeler bir süre
    ----------------------kendi elleri değilmişçesine
    Işığa doğru çevire çevire
    ----------------------ve hayretle bakarak ellerine,
    --Gücünü tüm bu işe verdiği için
    ----------------------çözüp en gücünü bilmecelerin--
    Nasıl sezerse öyle için için
    ----------------------o toz pembe uçuşlu serçelerin
    Kendi om'zundan kanatlandığını;
    ----------------------yeniden yeni-doğmuş gibi ben de
    --Unutup Tecritte soyutlandığımı--
    ----------------------gözü yaşlı bir duvarın dibinde
    Alırken sağır kapının ahını
    ----------------------gülücükler açan bir maymuncukla,
    -Az mı kestik Gart Şükrü'nün iflâhını,
    ----------------------Can'dı adı, yankesici çocukla.!--
    Ve kazırken sonra kanıra kanıra
    ----------------------göğsüme yönelmiş namlunun yivini,
    Kurşun döktüm olmalı ki kâzâra,
    ----------------------canevimden duydum cezaevini.!
    --Ölüm çözüm değil bu muammaya.!--
    ----------------------Tezelden erişti sağlık haberim,
    Bi baktım, başladı Canlaşmaya
    ----------------------kafes kafes, telörgülü gözlerim.
    Ağlarda bir yıldız göründü ilkin,
    ----------------------dert oldu içime, ne kadar yalnız.!
    Rastladım sonra çişe giderken,
    ----------------------aynı kurrânın eratıymışız.!
    Bu höcre de kirvem, kankardeşim dünden,
    ----------------------yaşasın içinde gebermişliğim.!
    Ben gayrı bu plâzmalarda yüzen
    ----------------------aydınlıklar yüklü bir çekirdeğim.!
    Sonunda ol kalenin bedenleri
    ----------------------bedenimle öyle bir oldu ki benim,
    Bundan böyle zulmü bendedenleri
    ----------------------sıkıysa kalebend etsin yönetim.!
    Gerçi onlar da işin farkındalar ya.!
    ----------------------Boşuna değil elbet bu ''Af'' bolluğu.!
    Ilgar eyledi bir dev kaplumbağa,
    ----------------------kursağında daim tutsak olmuşluğu.
    Sırtındaki kambur değil, zindanı,
    ----------------------duvar, demir, pranga ve bukağı.
    Sırtlamış cellâdı, Rıza gardiyanı,
    ----------------------sırtlamış ''müebbet'' sanılan bir çağı,
    Yürüyor, yürüyor bir dev kaplumbağa,
    ----------------------dev bir ekmek ki kızarmış kabuğu--
    Ağır ağır yürüyor aydınlığa,
    ----------------------yürüyor Özgür Bir İnsanlığa doğru.
    *
    Duymadık demeyin, dışardakiler,
    ----------------------büsbütün bir millet oldu sayımız.!
    Sözüm size, ey Başı-dardakiler,
    ----------------------sizin de Kurtuluş Olsun Çayınız.!
  • Sidik torbam rezalet. Geceleri altı yedi kere çise kalkıyorum!