Saat gece yarısı üç buçuktu. Günün ancak gece çişe kalkmam gerektiğinde gördüğüm bir zamanı.
Sayfa 296 - Domingo Eylül 2024·Kitabı okudu
Mallarını Allah'ın rızasını kazanmak ve nefislerindekini(imanlarını) sabitleştirmek için hayır yolunda harcayanların durumu, yüksek bir yerdeki bahçe gibidir. Bir yağmur yağar, bu sayede ürün iki misli artar. Yağmur olmadığı zaman da oraya çise düşer ve yine ürün verir. Allah yaptığınız her şeyi görür.
Sayfa 59·Kitabı okudu
Şimdi Meryem, ne o konu komşunun çekiştirildiği sohbetleri dinleyebiliyor, ne onlarla birlikte çişe gidebiliyor, ne de mutfakta onlarla yemek yiyebiliyordu. Van gölünden gelen balıkları yemeye de hakkı yoktu. Göl sodalı olduğu için balık yetişmez ama nehrin döküldüğü yerde, Erciş'te çıkan inci kefalinin lezzetine de doyum olmazdı doğrusu. Bu balıkları tenekelere basıp tuzlarlar ve yıl boyunca yerlerdi. Ama şimdi, bu dünyada eğlence namına bildiği ne varsa hepsi kesilmiş, tümünden mahrum kalmıştı.
- Tamam bidakka geliyoruz, açcaz kapıyı. .. Aaa manya­ğın teki resmen zili yırtıyo... Bidakka açıyorum, rica edicem kapıyı cırmaklamayın... Ay kapı yıkılcak..; Töbe Yarabbi... Ayının biri kış uykusundan çişe kalktı, dönüşte mağarasını bulamadı, karıştırıp bizim kapıyı zorluya heralde...
Sayfa 56 - İletişim Yayınları.
Tatlılığına erinir...
"Beni ister misin, Sidem abla?" Küçük elini benim elimin üstüne koyup ona bakmamı sağladı. "İstersin, değil mi? Ben çok uslu bir çocuğumdur. Büyüdüm, hem tek başıma çişe gitmeye bile başladım. Oyuncaklarımı da toplarım. Kendim giyinebiliyorum hatta".
Evler boştu... Pencereler beni izliyordu. Kargalar devasa de­ğillerdi ama gayet büyüklerdi, tohuma kaçmış bahçelerde kası­la kasıla yürüyor, tohumları ya da geriye kalan her türden şeyi gagalıyorlardı. Çiçekler vardı ama solgun ve bir şekilde yanlış görünüyorlardı. Sarmaşıklar bir yerlere tutunmaya çalışan par­maklar misali, çökmüş evlerin kenarlarına tırmanmıştı. Sıvasın­dan geriye kalanın altından ufalanmış kireçtaşı görünen, tuhaf bir biçimde eğik bir binanın yanından geçtim. Savrulan kapıları yarı açık duruyordu, girişi ölü bir ağız gibiydi. Girişin üstündeki pervazda eski tip bir bira bardağı vardı, o kadar solmuştu ki için­de bira varmış gibi görünmesi için sürülen boya çişe benziyordu. Bardağın üzerinde soluk, dağınık, bordo renkli harflerle DİKKAT yazıyordu. O binanın yanında da muhtemelen bir zamanlar bir çeşit dükkan olan bir yer vardı. Önüne, yola kırık cam parçaları saçılmıştı.
Kitap Alıntısı