EN çok sevdiğim 250 film listemi güncelledim.En çok sevdiğim 10 film sırayla:

https://www.imdb.com/list/ls023933817/


1.The Godfather(Baba) (1972)
2.Tokyo Story(Tokyo Hikayesi)(1953)
3.Citizen Kane(Yurttaş Kane) (1941)
4.Persona(1966)
5.Psycho(Sapık) (1960)
6.8½ (Sekiz Buçuk Hafta) (1963)
7.Grave of the Fireflies (Ateşböceklerinin Mezarı) (1988)
8.Fanny and Alexander(1982)
9.Amadeus(1984)
10.Zerkalo(Ayna)(1975)

Devamı...

https://www.imdb.com/list/ls023933817/

Bikotti, Derin Sularla Şeytan Arasında - Işıltı Serisi 1'i inceledi.
 21 Oca 21:23 · Kitabı okudu · 3 günde · 7/10 puan

Kitaptaki gerilim ve sanat akımları insanı sıkmıyor. Betimlemeler ve iç ses anlatımlarından bunalmanız oldukça zor çünkü karakterlerimiz bir hayli ilginç ve bir o kadar da bizden kişiler.

Şimdi gelelim konuya zengin insanların genelde daha ilginç ve renkli geçmişleri olduğunu bu kitapta yeniden görüyoruz. Büyükannesi ölen ve sanatçı ailesi ilham perisi arayışına Avruya giden Violet ve ikizi Luke fazlasıyla havalı deniz kenarındaki citizen kane'de yaşıyorlar. Eski zengin ve yeni beş parasız olan kardeşlerin hayatı oldukça sıradan ta ki misafir evini kiraya verip River hayatlarına girene kadar.

Spoiler vermeden söyleyeceklerim:
Doğa-üstü olaylar (+)
Yakışıklı gizemli çocuk (+)
Bir o kadar güzel azıcık tuhaf iyi kız(+)
Merak edilen aile gizemi(+)
Yalanların ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır sözü ile gelen keşmekeş(+)

Emrah Kars, Atocha'dan Ayrılış'ı inceledi.
 16 Ara 2017 · Kitabı okudu · 6 günde · 8/10 puan

ilgilisine - kitapta geçenler:

kitap-yazar:

- federico garcia lorca (şair) s.9
- john ashbery (şair) s.9
- miguel de cervantes, don kişot s.24
- lev tolstoy (yazar) s.24
- ana maria matute (yazar) s.104
- tolstoy, kroyçer sonat s.104
- miguel hernandez (yazar) s.119
- t.s eliot - çorak ülke s.122
- orson welles (yazar) s.197
- ortega gasset (yazar) s.197
- juan ramon jimenez (şair) s.205
- antonio machado (şair) s.205

mekan:

- el paseo del prado müzesi s.9
- el estanque gölü s.19
- puerta del sol meydanı s.28
- gran via caddesi s.28
- chueca mahallesi s.28
- el retiro park s.78
- círculo de bellas artes sineması s.97
- el hamra sarayı 106
- zalacain restoranı s.125
- corte ingles mağazası s.125
- reina sofia / kraliçe sofia ulusal sanat müzesi s.153
- el barrio gotico sokağı s.173
- la sagrada familia kilisesi s.173
- las ramblas caddesi s.174
- alkimia restoranı s.174

sanat:

- roger van der weyden, çarmıhtan indiriliş s.10
- san leocadio, isa tablosu s.11
- hieronymus bosch, dünyevi zevkler bahçesi s.12
- giovanni bellini, pieta s.13
- caravaggio, deposition s.13
- the annunciation, leonardo da vinci s.13
- el greco (ressam) s.56
- xıı. alfonso heykeli s.79
- alexander calder (ressam) s.153
- picasso, avignonlu genç kızlar tablosu s.182
- antoni gaudi (mimar) s.197

kişi:

- salvador allende s.59
- el caudillo - francisco franco s.59
- josé luis rodríguez zapatero s.159

film:

- citizen kane / yurttaş kane - 1941, s.97
- campanadas a medianoche / chimes at midnight - 1965, s.102
- professione reporter / yolcu -/ antonioni (1975) s.175
- jack nickholson (oyuncu) s.175
- maria schneider (oyuncu) s.175
- last tango in paris / paris'te son tango (1972) s.175
- orpheus / orfe (1965) jean cocteau s.176

detaylı hali: https://emrahkars.wordpress.com/...6/atochadan-ayrilis/

Film Listesi (Öneri)
1. Bir Taşra Papazının Güncesi (Diary of a Country Priest) Robert Bresson
2. Burjuvazinin Gizli Çekiciliği (Discrete Charm of Bourgeoisie) Luis Bunuel
3. Contempt Jean Luc Godard
4. Sergio Leone İyi Kötü Çirkin
5. Sergio Leone Bir Zamanlar Batıda
6. Sergio Leone Birkaç Dolar İçin
7. Çığlıklar ve Fısıltılar (Cries and Whispers) Ingmar Bergman
8. Dekalog Krzysztof Kieslowski
9. Ikiru Akira Kurosawa
10. - Jules ve Jim (Jules and Jim) François Truffaut
11. Kirazın Tadı (Taste of Cherry) Abbas Kiyarüstemi
12. Modern Zamanlar (Modern Times) Charles Chaplin
13. Miky Way Luis Bunuel
14. Mouchette Robert Bresson
15. Nostalghia Andrei Tarkovsky
16. Rastgele Balthazar (Au Hasard Balthasar) Robert Bresson
17. Solaris Andrei Tarkovsky
18. Stalker Andrei Tarkovsky
19. Tokyo Hikayesi (Tokyo Story) Yosujiro Ozu
20. Yurttaş Kane (Citizen Kane) Orson Welles
21. Baba F. Ford Coppola
22. Büyük Diktatör (Great Dictator) Charles Chaplin
23. Çölün Simon’u (Simon of the Desert) Luis Bunuel
24. Endülüs Köpeği L. Bunuel – S. Dal
25. V For Vendetta – James McTeigue
26. 12 Kızgın Adam – Sidney Lumet
27. Dövüş Kulübü – David Fincher
28. Esaretin Bedeli – Frank Darabont
29. Fahrenheit 451 – François Truffaut
30. Ölü Ozanlar Derneği -Peter Weir
31. Fil Adam – David Lynch
32. Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak – Ahmet Uluçay
33. Sevmek Zamanı -Metin Erksan
34. Guguk Kuşu / Milos Forman
35. Kaplumbağalar da Uçar – Bahman Ghobadi
36. Yedinci Mühür – Ingmar Bergman
37. Utancından Yıkılan Buda Heykeli – Hana Makhmalbaf
38. Sarhoş Atlar Zamanı – Bahman Ghobadi
39. Eşkıya – Yavuz Turgul
40. Uzak – Nuri Bilge Ceylan
41. Cennetin Rengi –Mecid Mecidi
42. Pi’nin Yaşamı – Ang Lee
43. Hayat Güzeldir – Roberto Benigni
44. Muhsin Bey – Yavuz Turgul
45. Her Şey Çok Güzel Olacak – Ömer Vargı
46. Sonsuzluk ve Bir Gün Theo. Angelopoulos
47. Puslu Zamanlar Theo. Angelopoulos
48. Ağlayan Çayır Theo. Angelopoulos
49. Ulis’in Bakışı Theo. Angelopoulos
50. Brien De Palma Scarface
51. Babam ve Oğlum Çağan Irmak
52. İtirazım Var – Onur Ünlü
53. Vizontele – Yılmaz Erdoğan, Ömer Faruk Sorak
54. İnception- Christopher Nolan
55. Matrix- Andy Wachowski, Lana Wachowski
56. Vertigo Alfred Hitchcock
57. Ruhların Julliettası (Juliet of the Spirits) Federico Fellini
58. Bir İdam Mahkumu Kaçtı (A Man Escaped) Robert Bresson
59. Bir Sarışının Aşkları (Loves of a Blonde) Milos Forman
60. Bisiklet Hırsızları (Bicycle Thieves) Vittorio De Sica
61. Blade Runner Ridley Scott
62. Burmese Harp Kon Ichikawa
63. Cennet Günleri (Days of Heaven) Terrence Malick
64. Cezayir Savaşı (Battle of Algiers) Gillo Pontecorvo
65. Christ Stopped at Eboli Francesco Rosi
66. Conformist Bernardo Bertolucci
67. Cranes Are Flying Michail Kalatazov
68. Alexander Nevsky Sergei Eisenstein
69. 400 Darbe (400 Blows) François Truffaut
70. Yaşamak Zamanı, Ölmek Zamanı (Time to Live, Time to Die) Hou Hsiao-Hsien
71. Kader Zeki Demirkubuz
72. Yedi Samuray (Seven Samurai) Akira Kurosawa
73. Yedinci Kıta (Seventh Continent) Michael Haneke
74. Yedinci Mühür (Seventh Seal) Ingmar Bergman
75. Yi Yi : A One and a Two Edward Yang
76. Yumurta Semih Kaplanoğlu
77. Bir Ayrılık – Asghar Farhadi
78. Yol – Yılmaz Güney
79. Kara Tahta – Samira Makhmalbaf
80. Pandoranın Kutusu – Yeşim Ustaoğlu
81. Cennet Sineması – Giuseppe Tornatore
82. Nokta – Derviş Zaim
83. Sonbahar – Özcan Alper
84. 2001: Bir Uzay Macerası (2001: A Space Odyssey) Stanley Kubrick
85. Aguirre, Tanrının Gazabı (Aguirre, The Wrath of God) Werner Herzog
86. Almanya Sıfır Yılı (Germany Year Zero) Roberto Rosselini
87. Alphaville Jean Luc Godard
88. Ana ve Oğul (Mother and Son) Alexander Sokurov
89. Andrei Rublev Andrei Tarkovsky
90. Arı Kovanının Ruhu (Spirit of the Beehive) Victor Erice
91. Aşk Zamanı (In the Mood for Love) Wong Kar-wai
92. Dava (Trial) Orson Welles
93. Gabbeh Muhsin Makmalbaf
94. Ivan’ın Çocukluğu (Ivan’s Childhood) Andrei Tarkovsky
95. Persona Ingmar Bergman
96. Venedik’te Ölüm (Death in Venice) Luchino Visconti
97. Werckmeister Harmonies Bela Tarr
98. Winterreise David Alden
99. Yaban Çilekleri (Wild Strawberries) Ingmar Bergman
100. Yağmurdan Önce (Before the Rain) Milcho Manchevski
101. Yağmurdan Sonraki Soluk Ayın Öyküsü (Ugetsu Monogatari) Kenji Mizoguchi
102. Yankesici (Pickpocket) Robert Bresson
103. Life on a String Chen Keige
104. M Fritz Lang
105. Macbeth Roman Polanski
106. Man Who Shot Liberty Valance John Ford
107. Masamdaki Melek (An Angel at My Table) Jane Campion
108. Meshes of the Afternoon Maya Deren
109. My Night at Maud’s Eric Rohmer
110. Narayama Türküsü (Ballad of Narayama) Keisuke Kinoshita
111. Nazarin Luis Bunuel
112. On the Waterfront Elia Kazan
113. Papatyalar Vera Chitilova
114. Paris, Teksas (Paris, Texas) Wim Wenders
115. Pi Darren Aranofsky
116. Pierrot le Feu Jean Luc Godard
117. Masumiyet Zeki Demirkubuz
118. Allah Yakındır Ali Veziriyan
119. Altın ve Bakır Homayoun Assadian
120. Annemin Ülkesinin Şarkıları – Bahman Ghobadi
121. Zindan Adası Martin Scorsese
122. Bal – Semih Kaplanoğlu
123. Sayat Nova (Colour of Pomegranates) – Sergei Paradjanov
124. Yedi Samuray – Akira Kurosawa
125. Kitara’ya Yolculuk – Theo Angelopoulos
126. Nazarin – Luis Bunuel
127. Bir Zamanlar Anadoluda – Nuri Bilge Ceylan
128. Kumlardaki Kadın (Woman in the Dunes) Hiroshi Teshigahara
129. Kurban (Offret) Andrei Tarkovsky
130. Küller ve Elmaslar (Ashes and Diamonds) Andrzej Wajda
131. Macera (L’Avventura) Michelangelo Antonioni
132. Matta’ya Göre İncil (Gospel According to Saint Matthew) Pier Paolo Pasolini
133. Metropolis Fritz Lang
134. Nefes Nefese (Breathless) Jean Luc Godard
135. Nehir (River) Tsai Ming-liang
136. Otomatik Portakal (Clockwork Orange) Stanley Kubrick
137. Oyunun Kuralı (Rules of the Game) Jean Renoir
138. Özgürlüğün Hayaleti (Phantom of Liberty) Luis Bunuel
139. Pather Panchali Satyajit Ray
140. Sessizlik (Silence) Ingmar Bergman
141. Renk Üçlemesi: Mavi, Beyaz, Kırmızı (Colour Trilogy) Krzysztof Kieslowski
142. Rashomon Akira Kurosawa
143. Touch of Evil Orson Welles
144. Uzak Nuri Bilge Ceylan
145. Amarcord Federico Fellini
146. Throne of Blood (Macbeth) Akira Kurosawa
147. Şairin Kanı (Blood of a Poet) Jean Cocteau
148. - Weekend Jean Luc Godard
149. Utanç (Shame) Ingmar Bergman
150. Ruhların Kaçışı (Spirited Away) Hayao Miyazaki

En Çok Sevdiğim Filmler ve En çok sevdiğim yönetmenler
En Çok Sevdiğim Filmler (Sırayla):
1.The Godfather(1972)
2.Tokyo Hikayesi(1953)
3.Citizen Kane(1941)
4.Persona(1966)
5.Psycho(1960)
6.Sekiz Buçuk Hafta(Otto E Mezzo ) (1963)
7.Casablanca(1942)
8.Amadeus(1984)
9.Ateş Böceklerinin Mezarı(Grave Of The Fireflies) (1988)
10.Zerkalo(1975)

En çok sevdiğim 250 film::http://www.imdb.com/list/ls063908771/

En Çok Sevdiğim Beş Yönetmen:
1.Andrei Tarkovski
2.İngmar Bergman
3.Alfred Hitchcock
4.Stanley Kubrick
5.Federico Fellini

8,5
İtalyan sinemasına ve tarzlarına hayran birisi olarak İtalya'nın tartışmasız en önemli eserini-en önemli yönetmenine değinmezsem olmazdı. 8,5 filmi bir ilham kaynağıdır. Filmin ana karakteri zavallı yönetmen Guido Anselmi'nin gerçek ile düş arasında gidip gelen çarpık düzeni hepimize tanıdık gelir. Kimi zaman Bergman'ın Persona'sı, kimi zaman Tarkovsky'nin Zerkalo'su, tabiki en önemlisi de Lynch'in Mulholland Drive'ı vs vs bu yöntem kullanılmıştır. Ama yapım yılı olan 1963'ten de anlaşılacağı gibi Fellini yine bir ilki başarmıştır. Sürrealist eserler vermemesine rağmen yine de Bunuel ile bu akıma öncülük etmiştir. Öyle ki filmin başındaki hayali sahne "Toplum arasında insanın yalnızlaşmasının" en güzel çizimidir. Filmin ana karakteri Guido'nun geçmişine özlem duyduğu en azından yad ettiği bölümlerde çok düşündürür. Hatta beni de bir çok soruya boğmuştu. Anladım ki bu filmin psikolojik niteliği her şeyden çok önde. Çünkü Psikologlar tedavilerinde nasıl ki çocukluğa inmeye çalışıyorsa filmin yönetmeni Federico Fellini'de adeta kendisini filmin ana karakteri yerine koyup kendi psikologluğunu yapmıştır. Bu da çok ilginçtir ve tabiki çocukluğun çağının önemi demektir. Hatta bazen düşünmeden edemiyorum. Keşke Psycho filmindeki Norman Bates'in de çocukluğuna inilebilseydi :) Neyse ; Guido geçmişi hatırlarken genellikle çocukluktaki cinsel fantezilerini, eğlenceleri gibi güzel şeyleri hatırlasada hiçbir zaman gerçekten kaçamamış ufak bir bölüm olsa da çocukluk travmalarını, dini baskıları, sefaleti hatırlamıştır. Bu da insanlığın en büyük sorunlarından geçmiş açısından "Pişmanlık-İyi ki" çatışmasını akıllara getirir. Önceden bahsettiğim gibi sinemada en büyük örneği bu açıdan Citizen Kane-Tokyo Story'dir. Diğer yönlerden ise filmde büyük bir şekilde para kazanmak için film yapanlara bir cephe alınmış kişisel ego savaşı verilmiştir. Bu yüzden büyük laflar etmekten çekinmemiş gişe filmi çekenleri yerden yere vurmuştur Fellini. Herkes eline bir kamera alıp film çekebilir ama bunun özü kitleleri harekete geçirebilmesi, bir şeyler çağrıştırması- hissettirmesidir. Sanat böyle güzeldir. Sanat kaygısı taşımayan bir eser ancak videodur, kağıt parçasıdır yada sadece bir sulu boyadır. Barton Fink filminde de yapımcının yönetmene kinayeli bir şekilde söylediği gibi ''Öncelikle, bu bir güreş filmi.Seyirci hareket ister,güreş,hemde bolca...Ruhuyla güreşen birini istemezler.O eleştirmenler içindir.'' Hatta bu replikle bile yetinemiyorum. 8,5 filmi son yıllarda öyle bir öncülük etmiştir ki Barton Fink'in yanında yine çok başarılı eserler olan Birdman ve Knight of Cups'ı peşi sıra getirmiştir. Sözlerimi yine eminim ki yaşasaydı usta Fellini'nin de çok seveceği Birdman filmindeki popüler kültür-ego ironili yine Sekiz buçuk filmini hatırlatan replikle bitirmek isterim. İzlemeyenler kesinlikle bu Başyapıtı izlemeli, izleyipte seven-film kıtlığı yaşayanlar dediğim alternatif eserlerle ilgilenebilirler.

" --- Senin için ve amacı internette ünlü olmak olan arkadaşların için önemli olmayabilir ama benim için çok önemli bu eser. Burada kariyerim söz konusu be, nihayet anlamlı bi iş yapabileceğim.
+++ Kimin için anlamlı. Üçüncü çizgi roman uyarlamasından önce bir kariyerin vardı. İnsanlar o kuş kostümünün içinde kim olduğunu unutmadan önce yani. Tek dertleri, oyundan sonra kek ve kahvelerini nerede yiyecekleri olan binlerce zengin ve yaşlı beyaz için 60 sene önce yazılmış bir kitabın uyarlamasını yapıyorsun ve senden başka da bunu takan yok. Şunu da kabullen.. Bunu sanat uğruna değil, tekrar gündemde olduğunu hissedebilmek için yapıyorsun ama bir de şu var : İnsanların her gün gündemde olabilmek için mücadele ettiği bambaşka bir dünya daha var. Sen ise öyle bir dünya yokmuş gibi davranıyorsun. Senin görmezden geldiğin yerde gerçekleşiyor her şey. Zaten seni çoktan unutmuş bir yer orası. Kimsin ki lan sen ? Blog yazarlarından nefret edersin , twitterla alay edersin, bir facebook sayfan bile yok.Var olmayan sensin asıl.Tıpkı bizler gibi, bir önemin olmamasından ödün koptuğu için yapıyorsun bunu.Ama var ya haklısın.Önemin yok ! Bu iş önemli değil sen de önemli değilsin.Buna alışsan iyi edersin ! "
http://www.imdb.com/...801/?ref_=fn_al_tt_1

Anıl Saçan, Saatleri Ayarlama Enstitüsü'ü inceledi.
 06 Haz 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Aslında kitap konusunda daha olgunluğa erişmeden bir yorum yapmak istemezdim ama konu "en sevdiğim" olunca heyecanla bir şeyler yazmak istiyorum. Şunu biliyorum ki Türk halkı olarak Ahmet Hamdi Tanpınar gibi bir yazara sahip olduğumuz için çok ama çok şanslıyız. O öyle biri ki Salvador Dali tablolarında, Luis Bunuel filmlerinde gördüğümüzü onun kitaplarında daha yakından ve daha bizden bir şekilde görebiliyoruz. Gerçekten dünya çapında bir yazar olması gerekirken değeri bir türlü Türkiye'de bile anlaşılamadı.

Kitaba gelecek olursak her zaman güçlü bir ana karakter ve onun çevresinde gelişen olaylara ana karakterin gözüyle baktığımız romanları çok sevmişimdir. Burada ise Hayri İrdal'ın gözünden olayları izliyoruz. Herkesin aklına Doğu-Batı çatışmasını getirmiş ancak böylece kestirip atılmasını doğru bulmam. Hatta bana göre Doğu-Batı çatışması en görünür gibi olan aslında en silik konudur kitabın içinde. Gerçi sembolik bir eser olması herkesin görüşünü farklı kılıyor. Benimki de bu yüzden biraz farklı. Bana göre bu roman hayatın kısa bir özetidir. Hatta şaşıracaksınız ama uzayda zamanın, zaman bükülmesine yer bile verilmiştir. Çoğunuza gülünç gelmiş olabilir ama ben bazı kısımlarından bunu bile çıkardım. Aslında Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitabı denilince aklıma "geçmişe özlem" geliyor. Bu kitap kötü maziye sahip bile olsak geçmişe özlemin, küçük şeylerden mutlu olabilmenin, pişmanlığın serenadı. Belki yenilik, medeniyet çok güzel bir şey ama saatlerce mahallemizde oynadığımız maçların zevkini hatırlayıp kim geçmişe özlem duymuyor ki ? Şimdilerde gökdelenlerin arasında futbol oynayan çocukları kim hayal edebiliyor ? Belki de yeni nesil de yıllar sonra ellerindeki tabletlerle oynadıkları oyunların özlemini duyacak kim bilir. Aslında en başta dediğim gibi Doğu-Batı karşılaşmasından çok Moderniteye bağlı aşırı ilerleme mi yoksa fazla değişim yaşamaksızın hayatı idame ettirecek kadarı mı sorularını sorduruyor. Bu sorularda bizleri çok ikilemde bırakıyor. Hangisi doğru acaba derken kitabın sonunu boyluyoruz. Bunun akabinde bi kaç tavsiye vermek istiyorum. Geçmişe özlem konusunda yapılmış en iyi film hatta alanında tek filmde Citizen Kane'dir. Onu da çıkarımlarım doğrultusunda tavsiye etmek isterim. Ayrıca konu açılmışken bir tavsiyede kitap olarak vermek istiyorum. Yine çoğu kişiye alakasız gelebilir ama Eric Hobsbawm'ın Aşırılıklar Çağı kitabı Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nün yanına anlam katacaktır şüphesiz.

Aslında çok uzatmak istemezdim ama kitabın verdiği karışık duyguları anlatmak kolay değil. Geçmişe özlem ilk aklıma gelen konu olsa da pişmanlık, küçük şeylerden mutlu olabilme, dünyada ve dünya dışı yaşamda zaman kavramı, Modernite-Yalınlık karşılaşması göze batan ince ayrıntılardı. Tabiki bunlara teker teker deyinmeyeceğim ama şunu biliyorum ki bir çok kişi benim düşündüklerimi kitap hakkında düşünmedi. İşte kitabın gizemi de burada saklı. Herkese farklı duyguları yaşatabilmek aslında gerçek sanattır. Bu tarz kitaplar artık yok. Hatta geçmişte bile bulmak zordu. Bu nadide eserlerin kıymetini bilelim. Çünkü bu kitaptan sadece 1 tane var. Toparlamak gerekirse kitapta denmek istendiği gibi ; ----- Zaman çok çabuk geçiyor. O kadar çabuk ki saatlere ve takvimlere bakacak vaktimiz yok. Bu yüzden planlı yaşayamıyoruz. Öyleyse en basitini yapalım anı yaşayalım. Anı öyle bir yaşayalım ki gelecekte derin düşüncelere dalarken keşke değilde NE GÜZELDİ diyebilelim. -----