Bugün dünyadaki popüler konulardan biri cinsiyetsiz nesillerin yetişmesi, ne kız ne erkek 3.Cinsiyet, bununla ilgili Netflix yüzlerce film ve dizi yayınlıyor, özendiriyor, Amerika'da bazı ünlüler yeni doğan bebeklerinin cinsiyetlerini söylemiyor, " ergenliğe gelince kendi seçecek " diyorlar kız, erkek ya da cinsiyetsiz . Bugün Instagram filtreleri arasında bir sürü LGBT sembolü vardır. Türkiye, Instagram kullanımın 40 milyon kullanıcısı ile nüfus penetrasyonunda dünyada 2.sırda yer alıyor. Buna alışmamız ve kanıksamamız bekleniyor, çocuklar maalesef bu alanda risk gurubundalar. Dünya gözümüzün önünde sürüm değiştiriyor.
Ne demiş şair İsmet Özel;
"Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar
ben yaşarken koptu tufan
ben yaşarken yeni başta yaratıldı kainat "
KORKU VE PANİK İMPARATORLUĞU
Korku ve panik pompalanarak, planlarını daha rahat yapabiliyorlar, felaketler karşısında teslim olmuş, pes etmiş insan direnemez durma geliyor. Eskiden koşa koşa aldığımız teknolojileri artık zorunlu alacağız, sağlığımız için mecbur kalıp çip takılmasına onay vereceğiz, önce güzellikle işi bu noktaya getirdiler, bundan sonra zorunlulukla, mecbur bırakarak planlarını sürdürecekler, nabız ölçen akıllı saatleri de koşarak aldık, şimdi artık daha da ileri giderek, yapay zeka doktorlar, kan değerlerini bile uzaktan ölçüp ilaç yazabilecekler. İnsan devreden her kademe çıkıyor, teknoloji askeri ve sağlık alanında önce geliyor sonra diğer alanlara dağılıyor. CORONA ile insanlar gerçekten çok korktular ve artık devamının geleceğini de tahmin edebiliyorlar. Korkudan insanlar artık gelecek hayali bile kuramıyor, evlerinde tedirgin bekliyorlar.
İş yaparken, kul hakkını, insanların hukukunu unutmayacağız. Bir iş yaptırırken, güzellikle, nezaketle,kalp kırmadan yaptıracağız, işimiz hayatımızı güzelleştirecek, üç günlük dünya için 5 kuruşluk kayırmalar, torpiller, insan satmalar, dost kazıkları atmayacağız. Önce adam olacağız sonra adamları bulacağız. "Allah daima güzel insanlarla karşılaştırsın" diye dua edeceğiz.
Uyuşturulmuşların arasında yürümek, insana yalnızlığını hissettiriyor. Akşam olunca kentte dolaşıp, neredeyse görebileceğim kadar yoğunlaşmış bir hava soluyorum. Sıcak şurup gibi, ciğerlerimi ısıtıyor . Sokakta gördüğüm insanların yüzlerini araştırıyor, içlerinden hangisinin en yakın kan kardeşim olduğunu düşünüyorum. Bir zamanlar sizin olduğunuz gibi. Hepimizin içinde akan bu eski güçle bağlantısını koparmamış başka biri var mı? Karşılaşsak,birbirimizi tanır mıyız, merak ediyor, adına normallik denen örtünün altına böylesine sıkıca saklandığımız için de, birbirimizi tanıyamayacağımızdan korkuyorum.
Onun için, yalnız yürüyorum. Ve seni, daha önce beni anlayan tek insanı düşünüyorum.