Justine'i şimdi bitirdim. Ohhh! Önce biraz nefeslenmem gerekiyor.
İskenderiye atmosferi ilmek ilmek içime işledi resmen, kokusuyla, dokusuyla, havasıyla. Bana mı kaldı yorumlamak ama Allahım bu nasıl yazmaktır! Durrell muhteşem bir tasvirci bence, okurken sanki kitabın içinde, birkaç gündür İskenderiye'de yaşıyorum, duygusundan kolay çıkılacak gibi değil.
Fakat şunu da söylemem lazım, kitap başlarda beni zorladı ama yazarın ritmine alıştıkça kişiler, olaylar, mekanlar (şimdilik tek bir gözden) katman katman açılıyor, azıcık sabırlı olmak lazım. Kitabın giriş tonu bana biraz Amin Maalouf'u anımsattı, bir yönüyle şehir hikayesi olması sebeiyle belki de...
Şu ana kadar en sevdiğim karakter Clea, ama seride ilerledikçe fikirlerim neye evrilecek göreceğim. Şimdi Balthazar ile hikayeye devam ediyorum, çok iştahlıyım.