• Şükran Günü (Thanksgiving Day)
    Venezia : Venedik
    Bring cheers : tezahürat getirmek
    Vienna : viyana
    Saudade: bir kimsenin yokluğunda hissedilen derin özlemi ve bir zamanlar kaybettiğin bir şeyin bir daha asla senin olamayacağını anladığın an yaşadığın his.



    Vendetta İngilizce kinle karışık nefret anlamına geliyor.

    Açıklayayım: bugün gezegenin bütünüyle iletişim kurmak isteniyorsa, İngilizceyi iyi bilmek bir zorunluluk, bu tartışılması gereksiz, açık bir gerçek; ama İngilizcenin yeterli olduğunu iddia etmek de aynı derecede boşuna. İngilizce bugünkü ihtiyaçlarımızdan bazılarına mükemmel karşılık veriyorsa da, karşılık veremediği başka ihtiyaçlar da var; özellikle de kimlik ihtiyacı..

    İngilizcede bir tabir vardır "Think out of box!" diye. Olaylara dışarıdan bakmak, farklı düşünmek, alternatif çözüm yolları üretmek manasında.

    kabul edelim ingilizce çok güzel bir dil.
    mesela newcastle united diye bir takım var. ismi müthiş.
    ama türkçeye çevir; yenikale birlik... kırklarelinin bir kasabası gibi oluyor.

    TRİP KELİMESİ KÖKENİ.
    Belli bir amacı olmaksızın yürümek, gezmek

    The rest is history.
    = Gerisi malum; gerisini biliyorsunuz zaten. / Ardından olup bitenleri herkes biliyor zaten.



    madem gerekli buldunuz 2. bilgi: “for the record” kalıbı “bilginiz olsun” anlamına gelir cümle içinde “for the record, i’m so tired” gibi kullanılabilir

    dressed to the nines” çok şık giyinilmesi anlamına gelir mesela düğünde, davette, mezuniyette falan herkesin güzel giyindiği günlerde kullanılan bir kalıp

    ingilizcede “click with someone” diye bir deyim var. türkçe karşılığını bilmiyorum, yok sanki. iki insanın birbirini gerçekten anlaması, birçok noktada anlaşması, zorlanmadan ilişki kurması olabilir ama süper bir tabir. once you click, you cannot unclick.


    Can Dogs Drink Milk? Is Milk Bad for Dogs?

    Landlord.. ingilizcede kiraya veren demek.. şuraya bak aq bir evi/dükkanı var diye allah kesilmişler milletin başına. Çok güvenmeyin kapitalinize malınıza.. sekter sol dimdik ayaktadır..

    ingilizcede empati yapmak anlamına gelen bir kalıp olarak “put yourself in my shoes” kullanılabilir yani kendini benim yerime koy

    the wolf in sheeps skin ve elephant in the room

    YAZIMIZ MÜSVETTE AŞAMASINDADIR.
  • 272 syf.
    ·5 günde·7/10
    BU KİTABA 10 ÜZERİNDEN 10 ASLA VERİLMEMELİDİR!!! Neden diye sormak istiyorum sadece Neden? NEden böyle bir kitabı çıkarırsın,hadi çıkardın ama neden reklamlarını, içeriğini,tanıtım yazısını kitabı yansıtmayacak şekilde yayımlarsın ya ? Tolkien hayranı biri olarak kitaba üzüldüm gerçekten. Hurin'in çocukları gibi uzun ve tek bir roman beklerken. Silmariilion'daki içeriğe çok benzeyen birazcık uzun halini 80 sayfa civarı var içinde. kalan sayfalar ne mi ? hikayenin kısa özeti, durun hikayenin uzun özeti. Yetmedi mi şimdide şiirimsi olarak okuyun hikayeyi. Baydım Gerçekten üzülerek söylüyorum baydım. Aynı hikayeye tekrar tekrar ufacık ve değmeyen farklarla okumaktan. Silmarillion'da okuduktan sonra ve Özellikle Hurin'in çocuklarını okuyunca bu kitaba aşırı beklentiyle baktım. Çünkü Çok güzel bir hikayesi var. Hurin gibi tek hikaye halini 80-100 sayfada bassalar bende 9 puanı basarım. Lakin böyle hikayeyi tekrar tekrar okutmak üzdü ve baydı beni. Eminim Tolkien kitabının böyle şekilde çıkmasını istemezdi. Dediğim gibi insan reklamını buna göre yapmaz ya da içindekiler kısmına beren ile lüthien yazıp 20Ten 245 yazmaz. çünkü içinde bir sürü başlık ve tekrar aynı hikaler var. Onları içindeki kısımda belirtseydiniz belki benim gibiler ne okuyacağını bilir ve daha yüksek puan verirdi. Ama click bait yapınca insanın morali bozuluyor. VE açıkça söyleyeyim bu kitaba 10 üzerinden 10 verilmez!!! Hiç bir mantığa uymaz verenleri görüyorum verilmez arkadaşım. Bir hikayeyi 4-5 kere sana okutan kitaba asla 10 üzerinden 10 verilmez. Onun dışında kitaptaki resimler çok güzel ama saçma. Çünkü yeri ve zamanı değil. olması için koymuşlar sadece. Hikayeden bağımsız çoğu. Neyse içerik olarak dediğim gibi 10 üzerinden 8-9 arası verirdim sadece 100 sayfallık tek hikaye çıksaydı.Çünkü çok güzel bir hikayesi var, aşk aksiyon orta dünya ne ararsan tam karşılığında :) ama yan unsurlar bozuyor. Birde içinde : İmdi, birde böyle olmasın mı? , heyhatt falan yazmaları de beni ayrı irite etti. Neyse Tolkien reise lafımız yok oğluna ve yayıncı ithakiye inceleme yaptım. Çünkü büyük bir pazarlama stretejisi içinde hatalar yapılmış. Üzdün İthaki ve Cristopher.
  • 256 syf.
    ·8 günde·6/10
    Sabahttin reis bu sefer sen üzdün beni be. Yorumların çok iyi olması değil. Mükkmel bir kitap ismi ve tanıtım yazısından sonra bu kitaba olan bakış açım çok değişti. Tam benlik kitap dedim resmen. Suç ve ceza, ivan ilyiç ölümü,amok koşucusu,kumarbaz vb. gibisinden bir kitap bekledim açıkçası. Ama gelin görünki kitap ucuz bir aşk romanından öteye gidemiyor benim gözümde.( aşk romanlarını pek sevmediğim için çok etkilenmemiş olabilirim.) Kitabın adı ve tanıtım yazısı ile nefis ve suçluluk duygusu kitapta yüzde 10-15 gibi bir yer kaplıyor. Son 3-4 sayfa da var birde 140'a kadar çorap olayına kadar neredeyse kitap dümdüz aşk romanı ya.çok üzdü bu nefis konusu böyle işlenmemeliydi. Çok az yer verilmiş. Hadi böyle yazılmış o zaman kitabın adı ve tanıtım yazısı bu olamaz. dediğim gibi içimizdeki şeytan2dan yüzde 10-15 belki daha az işlenmiş. Kitaba gelecek olursak Sabahattin Ali'ye güvendiğim için sonuna kadar okudum. Lakin kitap içeriği beni pek sarmadı pek tutamadım açıkçası. Bazı yerler aşırı absürd geldi. hani bırakın o zamanların bizim toplumumuzu bugünlerde batı toplumunun bile yapmayacağı bir absürtlük vardı. Karı kocanın beraber mekana gitmesi mi? Komedi ve saçmalıktan öteye gidemiyor. Aynı şekilde Hafız olarak adlandırılan kişinin böyle içkici,hırsız kafasında olması benim hoşuma gitmedi. Başka bir isim seçilmeliydi bu yüzden açıkçası kitaba 5,5 üzerinden 6 verdim. Birde YKY yayınlarından okudum dipbot olayı kesinlikle böyle olamaz. Bir kelimelik dipnot sürekli karşılaşmak can sıkıyor. Bunu dili sadeleştirme yapılarak giderilmesi gerekiyor. Çoğu kelimeler aynı anlamı taşıyan eş anlamlı kelimeler bunları dipnot yapmak yerine sadeleştirmek Gerekiyor çünkü okuma zevkini baltalıyor. Üzdün beni Sabahattin reis ve YKY yayınları...
  • BlackPink in your area
    (Hot) BlackPink in your area
    Been a bad girl, I know I am
    And I’m so hot I need a fan
    I don’t want a boy I need a man
    Click-clack botta bing, botta boom
    문을 박차면 모두 날 바라봄
    굳이 애써 노력 안 해도
    모든 남자들은 코피가 팡팡팡
    (팡팡 파라파라 팡팡팡)
    지금 날 위한 축배를 짠짠짠
    (Hands up) 내 손엔 bottle full o' Henny
    네가 말로만 듣던 걔가 나야 Jennie
    춤추는 불빛은 날 감싸고 도네
    Black to the Pink 어디서든 특별해 (Oh yes)
    쳐다 보든 말든 I wanna dance
    Like 따라다라단딴 따라다라단딴 뚜루룹바우
    좋아, 이 분위기가 좋아
    좋아, 난 지금 네가 좋아
    정말 반했어
    오늘 밤 너와 춤추고 싶어
    붐바야
    Yah yah yah 붐바야
    Yah yah yah 붐바야 yah yah yah yah
    붐붐바 붐붐바 (오빠!)
    Yeah, yeah (오빠!)
    Yeah, yeah 붐붐바 붐바야
    (Hot) BlackPink in your area
    Oh, 이제 달려야지 뭘 어떡해
    난 철 없어 겁 없어 man
    Middle finger up, F-U pay me
    '90s baby, I pump up the jam
    달려봐 달려봐 오빠야 lambo
    오늘은 너와 나 젊음을 gamble
    감히 날 막지마 혹시나 누가 날 막아도 I’m gonna go brrrr
    Rambo
    네 손이…


    Çeviri:


    Bölgenizdeki BlackPink
    BlackPink in your area

    (Sıcak) Bölgenizdeki BlackPink
    (Hot) BlackPink in your area
    Kötü bir kız oldum, biliyorum ben
    Been a bad girl, I know I am

    Ve o kadar seksiyim ki bir hayranıma ihtiyacım var
    And I’m so hot I need a fan

    Ben erkek istemiyorum
    I don’t want a boy I need a man
    Tıkla clack botta bing, botta patlaması
    Click-clack botta bing, botta boom

    Kapıyı tükürürsem bana bak.
    문을 박차면 모두 날 바라봄

    Çok denemesen bile
    굳이 애써 노력 안 해도

    Bütün erkeklerin burun kanaması var
    모든 남자들은 코피가 팡팡팡

    (Fang Phara Phara Phang Phang)
    (팡팡 파라파라 팡팡팡)

    Şimdi benim için tost için tost dokuma
    지금 날 위한 축배를 짠짠짠

    (Eller yukarı) El şişemde Henny dolu
    (Hands up) 내 손엔 bottle full o' Henny

    Jennie, az önce duyduğun benim.
    네가 말로만 듣던 걔가 나야 Jennie
    Dans eden ışık beni sarar.
    춤추는 불빛은 날 감싸고 도네

    Özel Anywhere Siyah (Ah evet)
    Black to the Pink 어디서든 특별해 (Oh yes)

    Dans etmek istiyorum
    쳐다 보든 말든 I wanna dance

    Beni takip ettiğin gibi, beni takip ediyorsun.
    Like 따라다라단딴 따라다라단딴 뚜루룹바우
    Tamam, bu atmosferi sevdim.
    좋아, 이 분위기가 좋아

    Tamam, şimdi senden hoşlanıyorum
    좋아, 난 지금 네가 좋아

    Gerçekten üzgünüm
    정말 반했어

    Bu gece seninle dans etmek istiyorum
    오늘 밤 너와 춤추고 싶어
    Lubumbaşi Gece
    붐바야

    Yah yah yah boomba
    Yah yah yah 붐바야

    Yah yah yah yah yah yah yah yah yah
    Yah yah yah 붐바야 yah yah yah yah

    Boom Boom Bar Boom Boom Bar (ağabey!)
    붐붐바 붐붐바 (오빠!)

    Evet, evet (kardeşim!)
    Yeah, yeah (오빠!)

    Evet, evet Boom Boom Boom Boomba
    Yeah, yeah 붐붐바 붐바야

    (Sıcak) Bölgenizdeki BlackPink
    (Hot) BlackPink in your area
    Oh, şimdi kaçmam gerekiyor.
    Oh, 이제 달려야지 뭘 어떡해

    Ben insandan korkmuyorum.
    난 철 없어 겁 없어 man

    Orta parmak yukarı, F-U bana öde
    Middle finger up, F-U pay me

    90'lı yıllar bebeğim, reçeli sıktım
    '90s baby, I pump up the jam

    Lütfen koş.
    달려봐 달려봐 오빠야 lambo

    Bugün sen ve ben genç kumar
    오늘은 너와 나 젊음을 gamble

    Beni durdurmaya cüret etme, birileri beni durdursa bile, ben brrrr olacağım
    감히 날 막지마 혹시나 누가 날 막아도 I’m gonna go brrrr

    Rambo
    Rambo
    Ellerin
    네 손이…
  • Açıkçası bu kitap hakkındaki aşırı olumlu ve nasıl mükemmel olduğunu satırlarca anlatan incelemelere baktığım zaman bana gülme geliyor. Bu kişiler sanki hayatlarında okudukları başka edebi/tarihi nitelikli eser yokmuşçasına bayat sözlerle kitabı savunurken gerçekten ne okuduklarının farkında olmadıklarını düşünüyorum.
    İlk olarak şunu belirtmem gerek ki yarım bıraktığım ve hakkında sert eleştiri yapacağım sayılı kitaplardan biridir. Üstelik baya da zaman geçti okumamın üzerinden ama tekrar karşılaşınca yazayım dedim.

    -Spoiler Alert-

    Kitap ‘bana göre’ vakit kaybı arkadaşlar. İspanya iç savaşını anlatayım derken kitabı nasıl uzatabilir ve okuyucuyu gereksiz diyaloglarla ve ayrıntılarla nasıl sıkabilirim türünden bir çalışma olmuş. Tamam karakter psikolojileri vs. adına gerekli diyenler de olacaktır ama hayır, bu kadar da uzatılmaz be kardeşim. Örneğin, kitabın başından beri bombalanması planlanan bir köprü var. Ama benim kitabın yarısına kadar okuduğum şeyler aklı bir karış havada İngiliz’le ondan daha da beter Maria’nın dağ çimen bayır demeden sevişmeleri, birbirlerine komik denebilecek kadar saçma bir aşkla (?) bağlanmaları, Pilar’ın ben her şeyi bilerem tavırları, aralarından en gerçekçi diyebileceğim Pablo’nun grup içinde resmen afaroz edilmesi vs vs. Sonuç odaklı baktığım zaman kitapta pek de tarihi bazlı olaylar yaşanmadı (en azından ortalara kadar) ve köprü ha bombalandı ha bombalanacak imajı yarattığı için de Hemingway abime kızgınım. Click bait değil de nedir?
    Yazımı bitirmeden önce kitapta tek beğendiğim sahneden söz etmeden de geçemeyeceğim. Tam olarak ayrıntılarıyla hatırlamıyorum ama Pilar ve Pablo’nun faşist köylerinden birine girdikleri zamanda yaşanan olaylar çok etkileyiciydi ve yıllar sonra bu kitap aklıma gelirse hatırlayacağım tek sahne de budur. Faşistlikleriyle tanınan yerlilerin galeyana gelen ‘halk’ tarafından teker teker öldürülmeleri ve kitabın bir yerinde, yazarın galeyana gelenler bir durup düşünseydi, öldürmeyi bırakır ve kendilerinden utanırlardı gibisinden bir cümlesi nedense hala aklımdadır.