• 456 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Daha önce alanımla ilgili okumak için ciddi bir kitap arayışına girmemiştim. Fakat bu kitap sayesinde okuduğum bölüme (çocuk gelişimi ve eğitimi ne) ilgim fazlasıyla arttı. Bu kitapla hocam sayesinde tanıştım. Ders esnasında kitabın içeriğinden verdiği bir örnek oldukça ilgimi çekti. Okul öncesi çağdaki çocukların beyinlerinin yaşadıkları travmadan dolayı nasıl ve ne kadar hasar alabileceğini, korkunun ve şiddetin bir çocuğun beyninde nasıl bir yıpranmaya sebep olabileceğini ele alan bu kitapta asıl önemli olan travma geçirmiş çocukların ne oranda iyileştirilebileceği. Bir psikiyatrist olan Dr Bruce D. Perry, halk arasında yanlış bilinen"Travma geçirmiş çocuklar bir yetişkinden daha hızlı toparlanır." Algısını yıkıyor. Çocuklar beyin gelişimlerinin en hızlı olduğu okul öncesi dönemde yaşamaları gereken şeyleri yaşamadıklarında veya yaşamaması gereken şeyleri yaşadığında ortaya sorunlu bir birey çıkar. Doktor Perry bu çocuklarla ilgilenerek onları hayata yeniden kazandıran ünlü bir çocuk psikiyatristi. Bu kitapta travma geçiren hastalarına bilimsel bir bakış açısıyla yaklaşarak onlar hakkında aldığı notlarını bizlerle paylaşıyor. Kitabın içeriğini oldukça seyreltmeye çalışmasına rağmen çoğu tıp terimi birçok kişi için kafa karıştırıcı ve sıkıcı gelebilir. Hayatımızda beyinle ilgili duyduğumuz şahit olduğumuz birçok olay gibi ibret almamız gereken, beynin ne kadar muhteşem bir yaratılışa sahip olduğu ve beynin iyileşme kapasitesini ortaya koyuyor. Bu kitabı okuyup bitiren herkes travma geçirmiş çocukların fiziksel ve davranışsal bakımdan nasıl iyileştirilebileceğinin ve sağlıklı bireylere dönüştürülebileceğinin tarifesini öğrenmiş olacak. Kesinlikle çocuk eğitiminde görev alan herkesin okuması gereken bir kitap olduğu kanaatindeyim.
  • 296 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Ebeveyn olmadan önce herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Toplumumuzda pek çok yanlış var. Bizler daha bilinçli olmak zorundayız. Kitapta askıda taşımanın önemini doğal ebeveynliğin ileride nasıl faydası olacağını çocuğunuz ve sizin aranızda ki ilişkide ne kadar önemli bir konu olduğundan bahsediyor
  • Finlandiya halkı, asfalt ile 1920'li yıllarda tanışmıştı. 19. yüzyılın başlarına kadar tek bildikleri yoksulluktu.

    Aksine Brezilya'nın Sao Paulo şehrinde ilk asfalt yol 1909'da yapıldı. O dönem tarımsal ekonomiyle ayakta kalmaya çalışan Finlandiya, ilk asfalt otoyolunu açmak için 1963 yılını bekleyecekti.

    Ancak bu iki ülke, yıllar içinde bambaşka noktalara evrildi.

    Finlandiya eğitim sistemi ve sosyal politikalarını dönüştürerek dünyanın en ünlü ve saygın eğitim sistemini oluşturdu.

    Brezilya ise birçok Latin Amerika ülkesi gibi yoksul ve zengin ailelerin çocukları için eşit eğitim fırsatları yaratmayı halen başaramadı.

    Finlandiya mucizesi
    Bu mucizevi dönüşüm Finlandiya'da 1970'li yıllarda başladı ve yenilikçi reformlar sayesinde değişim ruhu güç kazandı.

    Ülke, 30 yıl içinde vasat bir eğitim sistemini küresel eğitim sıralamalarının tepesinden inmeyen bir "yetenek kuluçka makinasına" çevirdi. Böylece sofistike bir sanayi ekonomisi yarattı.

    Peki nasıl?

    Özetlersek, dünya ne yapıyorsa tam tersini yaparak.

    Finlandiya işin mutfağından başlayarak hem ders saatlerini kısalttı, hem de sınav ve ödev sayısını azalttı.

    Uluslararası eğitim uzmanları, bu anlayışın gizli formülünü inceliyor.

    Finlandiya ise, sırrını şöyle açıklıyor: Kaliteli kamu eğitimi, sadece eğitim politikalarının değil aynı zamanda sosyal politikaların bir sonucudur.

    1990'lu yıllarda 'Finlandiya Dersleri" kitabında bu reformların yaratıcılarından eğitimci Pasi Sahlberg, şu ifadeleri kullanmıştı:

    "Yüksek sosyal refah düzeyi, çocuklar için eşit fırsatlar, aynı zamanda bedava ve kaliteli öğrenmeyi garantilemekte kritik bir rol oynuyor."

    Eşit fırsatlar
    Başkent Helsinki'nin en önemli ortaokullarından Viikki'yi örnek verelim.

    Finlandiya'nın tüm okullarında olduğu gibi, burada bir iş adamının çocuğu ile bir işçinin çocuğunu yan yana görebilirsiniz. Hiçbir şekilde onlardan okul ücreti ya da harç alınmıyor.

    Okulun geniş kafeteryasında her gün cömert miktarda sağlıklı gıda veriliyor ve buradaki 940 öğrencinin tamamına ücretsiz sağlık hizmetleri ve diş tedavisi sunuluyor.

    Okul malzemelerinin hepsi bedava. Çocuk gelişimi uzmanı pedagog ve psikologlar da dikkatle öğrencileri takip ediyor, disleksi (okuma yazma öğrenme güçlüğü) gibi sorunları hızla tespit edip onlara destek veriyor.

    Sahlberg, "Sosyal eşitsizlik, çocuk yoksulluğu ve temel hizmetlerin yetersizliği bir ülkenin eğitim sisteminin performansını azaltan güçlü bir etken" diyor.

    Dönüşüm
    1960'lı yılların sonuna gelindiğinde Finlandiyalıların sadece yüzde 10'u ortaokul mezunuydu. Birçok ailenin eğitim kurumlarına verecek parası yoktu ve devlet okulları yetersizdi.

    Toplumun sadece yüzde 7'sinde olan üniversite diploması, nadir verilen bir ödül gibiydi.

    Ancak Finlandiya tarihi, dirençli toplumuyla bilinir. Ülke, 1917'de İsveç Krallığı'nın 600 yıl ve Rusya İmparatorluğu'nun en az 100 yıl süren hâkimiyetinden kurtularak bağımsızlığını ilan etti.

    1970'lerde değişim başladı ve insan sermayesini geliştirmek, devletin önceliği oldu.

    "Peruskoulu" adı verilen 9 yıllık (ilk ve orta eğitim) zorunlu eğitim sistemi de eşitlik ve sosyal kapsayıcılık değerleri altında şekillendi.

    Bir sonraki öncelikleri, öğretmenler için üniversitelerde mükemmel bir mesleki eğitim programı yaratmaktı.

    Günümüzde ülkedeki gençlerin büyük bölümü, tıp ve hukuk gibi çok istenen bölümlerin de üstüne öğretmenlik mesleğini koyuyor.

    Toplumda katılımcılık
    1990'larda eğitim yeni bir devrime sahne oldu.

    Devlet, sadece eğitimciler değil ebeveynler, siyasetçiler ve özel sektör temsilcilerinin oluşturduğu sendika ve dernekleri yardıma çağırdı.

    Sahlberg, bu dönemde sivil toplumun hızlı ve derinlikli bir sistem dönüşümünde rol oynadığını belirtiyor. Nitekim Peruskoulu'yu 90'ların sonunda matematik, fen bilgisi ve okuduğunu yorumlama gibi alanlarda dünya liderliğine taşıyan da bu katkılardı.

    2001'de Finlandiya, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) "Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı" PISA'da tüm alanlarda dünya sıralamalarının tepesindeydi.

    Eğitime yatırım da ülkede ekonomik kalkınma ve yoksulluğun önüne geçmek için lokomotif görevi görüyor.

    "Finlandiya halkı, sadece kendi yaşamları değil, başkalarının yaşamlarını da öne çıkaran bir ortak sorumluluk duygusuna sahip.

    "Çocuğun bakımı ve refahı için çabalar, daha doğumdan önce başlıyor ve yetişkinliğine kadar uzanıyor. Çocuk yuvaları gibi temel hizmetler, herkese eşit ve ücretsiz olarak sunulan bir hak.Finlandiya eğitimi kamu yararı olarak görüyor bu yüzden de anayasasında temel bir insani hak."

    Eğitim Uzmanı Pasi Sahlberg

    Eşitlik beşikte başlıyor
    Finlandiya'da 1970'lerden itibaren refah devleti kök saldıkça, dev bir sosyal yardım ağı kuruldu.

    Bugün gelir sahibi kişi başına vergi oranı yüzde 51,6 ama bu ülkenin Birleşmiş Milletler tarafından dünyanın en mutlu ülkesi seçilmesine engel olmadı.

    1930'ların sonunda hamilelere 50 basit bebek bakım malzemesinden oluşan yardım paketleri verilmeye başlandı. Böylece sosyal sınıftan bağımsız olarak her çocuk hayata eşit başlayabiliyor.

    Ayrıca bebek doğduğunda anneye 105 iş günü, babaya da 54 iş günü izin veriliyor. Böylece çocuklar ilk yaşını aileleriyle yakın temas içinde geçiriyor.

    Ebeveynlerden biri evde çocukla kalmayı tercih ederse devlet o kişiye ayda 450 euro destek veriyor. Çocuk üç yaşına gelene kadar anne de baba da işe dönme hakkına sahip.

    Mesleğe geri dönünce de devlet desteği ile iş yükleri azaltılıyor. İşe dönenler için sübvanse edilmiş özel bebek bakım merkezleri mevcut.

    Düşük gelirli aileler bakım merkezlerine para vermiyor. Hane gelirine göre değişmekle beraber en yüksek aylık ödeme 290 euro.

    Finlandiyalı çocuklar 6 yaşında bedava anaokuluna başlıyor. Amaç, basit yetenek ve bilgileri edinmelerini sağlamak ve onları okula hazırlamak.

    Üniversitelerden teknik ve mesleki eğitim kurumlarına yükseköğretimde de herkes için eşitlik anlayışı devam ediyor. Yani anaokuldan doktoraya kadar eğitim parasız.

    Kaynak: https://www.bbc.com/...=socialflow_facebook
  • Çocuk gerek kişiliğinin gelişmesi, gerekse cinsel kimliğinin oluşması için baba ile özdeşleşmeye ihtiyaç duyar. Bunun yetersizliği, kişiliği, cinsel kimliği ve sosyal gelişimi olumsuz etkiler.
  • 224 syf.
    ·6 günde·Beğendi·10/10
    Çocuk gelişimi ile ilgili, ne varsa okumaya çalışıyorum. Özellikle Maria Montessori'nin eğitim metodu çok hoşuma gidiyor. Aslında çocukları doğal bir süreç içinde yetiştirin diyor bayan Montessori. Bırakın onlar öğretsinler size nasıl gelişeceklerini...
    Birgün alanımla ilgili bir okul açacak olursam Maria Montessori'nin eğitim metodunu uygulayacağım inşaAllah. Ama ondan önce her ebeveyne neyi nasıl yapmasi gerektiğini örnekleriyle kendi anektodlarıyla öyle güzel anlatmış ki! Her ebeveynin, ebeveyn adayının, ve eğitimcilerin okuması gerektiğini düşünüyorum...
  • 288 syf.
    ·Puan vermedi
    bir psikoloji seminerinde psikolok hanım; “...sadece ebeveynlerin değil, eğitimcilerin hatta evli çiftlerin Adem Güneş cezasız eğitimi okumasını tavsiye ederim...” demiştir bunun üzerine bende alıp okumak istedim ama çoğu kişi olumsuz tepkiler verdi. Bir yazarın her dediği doğrudur ya da her söylediği kesinlikle yanlıştır diye keskin ifadelere katılmıyorum her kitabın alınacak-alınmayacak yönlerini kaliteli ve farkındalık sahibi bir okuyucuysanız fark ederseniz.
    O yüzden gelen yorumlardan etkilenmeden kitabı okudum. Eleştirdiğim yönleri de oldu beğendiğim ve katıldığım yönleri de eleştirilerimin sebebi, bi kere pedogoloji- psikoloji alanını okumayı bir türlü sevememem.
    diğer sebepleri, yazarın bir konudan başka bir konuya hızlıca geçmesi ve olayların birbirinden kopuk olması. Katılmadığım düşünceleri de oldu katıldıklarım da oldu Faydalanmadım diyemem sadece çocuk gelişimi üzerine bağırmamış, eğitim, kaliteli evlilik gibi olguların da üzerinde durmuş.
    Kalemi gayet basit anlaşılır, akıcı. Okurken kendi çocukluğunuzu ve kendinizi de değerlendiriyorsunuz. İlk ismini okuyunca, polyannacılık gibi gelse de aslında cezasız eğitim mümkün. Tercih sizindir. Keyifli okumalar değerlendirmeler ‍️