• 98 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Harika bir aşk hikayesi ile geldim...
    Beni bilen bilir ki aşk hikayesi ,romantik kitaplar pek tarzım değildir Ama Ömer faruk aydın yazarımız öyle bir eser kaleme almış ki kim bilir kaç defa o sayfaları tekrar ve tekrar karistiracagim
    Hangi kelimeler ile cümle oluşturacağımı bilemedim. Hangi kelimeler ile eseri övecegimi , kitabı anlatabilecegimi çözemedim. Kalakaldım resmen
    Kitabı okurken film izledim sanki O sahnelerin hepsi bir bir geçti gözümün önünden. Ömer 'in tebessümü, Raif abinin kapıda yol gözleyen halini , Arzu ablanın Güzin ablaligi , Hacer in hınzır çocukluğu... Hangisini nasıl anlatayım ben şimdi size
    80-90 ların o temiz ,masum ,saf aşkı... Sadece birini sevmek degil ama o aşk...Allah aşkı, cocuk aşkı, hayvan aşkı, çiçek aşkı, komşuluk aşkı Yeri geldiğinde nesnelerin aşkı
    Yazarımız harika bir kişilik ve karakter. Eserini okurken sürekli irtibat halinde idik Sağ olsun dost gözle bekledi yorumlamamizi
    Oyun oynuyoruz karşılıklı kahramanlarımızla
    @derya_ve_kitaplari moderatörlüğünde @sanciyayinlari 'ndan çıkan Ömer faruk aydın 'ın kaleme aldığı #ilkdevre kitabını #acilenokuyoruz ekibi olarak okuduk .

    En sevdiğim cümlelere geçmek istiyorum... Gerçi bütün kitabı yazmam gerekir o zaman

    "Hiç tanımasa dahi bütün yanından geçenlere sessiz tebessüm bırakıyor, gözleriyle adeta merhabalar dolduruyordu gidenlerin ceplerine."
    "Artık ıslık çalma sırası bende. Once huylarını sonra seni çalacağım."
    ""Hoş geldin yaz mevsimim" diyesim vardı..."Gelsene az,aklımdan içeri... Duysana sana dediklerimi "
    "O geldiği zaman mahallenin köşesine, her yer ağır çekim.Zamanin ilerlemesine imkân yok !"
    "Kişilerin üstüne yakışan giydikleri değildir,aşktır!"
  • Cihan, ardında bırakacağı bir varlığın yükünü kesinlikle taşımak niyetinde değildi. Hayyam da, hayranı olduğu Suriyeli şair Ebu'l-Alâ'nın sözlerini aynen benimsemişti: "Beni döllendirenin günahını çekiyorum, kimse benim günahımı çekmeyecek."
    ...
    Ömer çocuk sahibi olmak istemiyorsa, yaşamın güçlüğünü düşündüğü içindir. "Dünyaya hiç gelmemiş olana ne mutlu!" deyip dururdu.
  • Bu zulüm yerde kalmaz
    Yemin olsun ki asra.
    Önce mevtül insanlık
    Sonra harabül Basra
    ”Ben Basra’dan Ömer.
    Belki haberin yoktur diye yazıyorum Franks;
    Önce demokrasi yağdı göklerden
    Sonra özgürlük geçti üstümüzden
    Palet..palet..
    Ve insan hakları namlularından
    Yüzü maskeli adamların
    Saniyede bilmem kaç bin adet.
    Demokrasi bizim eve de isabet etti
    Bir gün sonra anladım ayaklarımın koptuğunu
    Babamın vücudunda
    Tam on sekiz adet
    İnsan hakları saymışlar..
    Annem zaten yoktu
    Ben doğarken
    İlaç yokluğundan ölmüş.
    Ambargo falan dediler ya
    Anlamadım Çocuk aklı işte
    Sen
    Daha iyi bilirsin..
    Sizde de barış böylemidir Franks
    İnsan hakları çocukları yetim,
    Ve ayaksız bırakır mı orda da
    Ya demokrasi
    Güpegündüz pazara düşer mi.
    Ve zenginlik...
    İnsanları korkudan uykusuz bırakır mı
    Ve kuşlar gökyüzünü terkeder mi orda da..
    Babamla söylediğim son dua dilimde,
    Ayaklarım hastanede,
    Ve giymeye kıyamadığım ayakkabılar
    Elimde kaldı..
    Çocuğun var mı Franks
    Al..çocuğuna götür onları
    Bir işe yarasın..
    Kimbilir baktıkça
    Belki beni hatırlarsın“Bu nasıl demokrasi
    Düştüğü yeri yaktı
    Merhamet hür dünyaya
    Bu kadar mı Iraktı?
  • 224 syf.
    ·5/10
    İncelemelerimi okuduğum kitabın bende bıraktığı tesire göre yapmaya çalışıyorum. Yoksa ben gibi alt düzey bir okuyucu bilmem kaç tane satmış bir kitabı nasıl değerlendirebilsin ki?

    Fatih Duman ' ın bu okuduğum üçüncü kitabı. En az bu kitabı severek okudum. Sanki yazılmış olmak için yazılmış. Gereksiz tekrarlar ve aynı sahnenin kişilere göre ayrı ayrı anlatılması, ilginç olmamış bence, sıkıcı olmuş, sayfa sayısını arttırmış sadece. Yani kitap daha da az sayfalı olabilirdi...

    Karakterleri de pek elle tutamadım. Biraz süperlik vardı sanki. Ne bileyim âmâ Ömer, yolcu Ömer en son çocuk Ömer. Hayatta böyle mechul kişiler var mı? En azından ben rastlayamadım henüz? Hayal etmekte zorlandım ve sık sık karıştırdım Ömerleri. Ve bu Ömerlerin konunun işlenmesine (Kibir) kitap okumaktan başka ne katkısı oldu? Orası da bana biraz karanlık kaldı.
    En çok Somuncu Baba karakterini gerçekçi buldum. O da yaşamış mış zaten.

    Kitapta işlenen Kibiri de ben her an bize saldırmaya hazır Zombi gibi, canavar gibi bir şey olarak hayal ettim. Organize suç şebekesinin patronu da Nefis. O heran bizimle değil mi ki ? Kaçıp kurtulabilir miyiz ondan? Onu biz beslemiyor muyuz? En ilginci de Somuncu Baba nın Nefisten Koronadan kaçar gibi kaçması. Bu kadar nefsine karşı zayıf mı idi O? Olsa idi Somuncu Baba üç kapıdan aynı anda nasıl çıkmıştı. Pek uymadı gibi geldi bana.
    Orda unutulan başka bir detay varmış gibi sanki...
    Beni en çok etkileyen Somuncu Baba ile alakalı kısımlar oldu. Zaten Ömerlerin maceraları da bir rüyadan ibaret imiş.

    Herşeye rağmen verdiği içten mesajlar ve tekbaşına güzel cümleler yüzünden okunabilecek bir eser.

    Bazan bazı kitaplar bir cümle için okunurmuş. Bir değil bayağı içeriyor kitap bunlardan. Ve bazı cümleler oldukça etkileyici.