• 192 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    Masal okumayı sever misiniz? Ben çok severim. Hele elinizdeki masal kenti İstanbul'u anlatıyorsa o masal ve siz o şehirde bir yerlerde yaşamaktaysanız okuduğunuz masalın tadı daha bir lezzetli oluyor.
    Evet, masal şehri İstanbul'ul masal kitabı "Masalistanbul" kitabından bahsedelim bu sefer. Aslında bir çocuk kitabı ama bizim gibi yetişkinlerin de kesinlikle okuması gereken bir kitap. Macera, tarih, sanat; sevgi, bağlılık, kıymet bilme... Birçok konuda güzel mesajlar içeriyor. Hele de İstanbul'un cânım tarihi mekânlarını öyle hikâyelerle gözler önüne seriyor ki okurken ruhunuzun İstanbul semalarında gezindiğini hissediyorsunuz.
    Eğer bir çocuğun annesi, babası, ablası, ağabeyi, teyzesi, dayısı, amcası, halası ve en önemlisi bir çocuğun öğretmeni iseniz size tavsiyemdir. İlk önce siz sonra çocuklarımız okusun.
    Şimdiden iyi okumalar.
  • 504 syf.
    ·12 günde·10/10
    Dünya'nın En NAMUSSUZU, Amerika KATİL KATİL...

    https://www.youtube.com/watch?v=kSuAbU3hY04

    Yıllar önce söylüyordu bunları üstad Aşık Mahzuni Şerif. Dile getiriyordu ne şeytan bir ülke olduklarını. Türk Milleti'ne akıllanın diyordu. İşte böyle zamanlarda çıkardı birdenbire Soner Yalçınlar. Yazardı bir kitap, olurdu adeta bir başkaldırı. Hem de ne kitap! Atıvermek gerekiyordu ellerden Dostoyevskileri, Tolstoyları. Geleceğimizin umudu çocuklarımız için okunmalıydı bu kitap. Sadece okumakla da kalınmamalıydı. Aman, banane yav denmemeliydi. Bu kitap senin özgürlüğün, yaşamın, namusun... Hiçbir inceleme de yazılamaz bu kitaba. Sadece okursun, gelir burada derdini dökersin veya eşini dostuna bir tokat atıp, kendine gel, uyan uykudan artık dersin. Veyahut da sanki hiç okumamışçasına miskin hayatına devam edersin. Çünkü yediğin şeyler zehirledi seni. Soner Bey'in dediği gibi beyinlerimiz durdu, düşünemiyor artık. Bu yüzden en ufak bir şeyde adamlar bıçaklanıp, kadınlar ve çocuklar vahşice öldürülüyordu. Saygı yoktu, merhamet ölmüştü, insanlar kan kusturuyordu birbirlerine. Neden? Çünkü sen okup çekildin bir kenara? Düşünmedin, harekete geçmedin. İlim, fen nedir bilmedin, uygulamadın. Tarımla dalga geçtiler. Bu cennet vatanın her karış toprağını sattılar hainlere, emperyalizmin sahibi para babalarına. Lozan hezimettir dediler. Oysa Osmanlı öyle miydi dediler. Halbuki milyarlarca dolar borç kaldı, Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne! Çünkü makarna yedi hep. Yediği makarna da ne Osmanlı atamızın buğdayındandı ne de Atatürk'ün açtığı Devlet Üretme Çiftlikleri'nin kavılca adlı meşhur buğdayı! Çünkü senin çok iyi bildiğin Adnan Menderes çapkınlık peşinde koşacağım diye kapattı Köy Enstitülerini, kooperatifçilik sistemini. Çünkü senin iyi adam dediğin Turgut Özal her gün ağırladı Amerikalıları! Ve şimdi de Nirvana'ya ulaştı. Bugün Türkiye Monsanto gibi dev şirketlerin elinde el pençe eman diliyor. Nere baksan gavurun elinde, nere göz atsan yabancı şirketler. Hani sen müslümandın? Gerçi etler pahalandı, bak devletimiz el attı ithal et geliyor dedin. Geldi ve yedin. Ne vardı içinde biliyor musun müslüman kardeşim? Domuz kanı, işkembeler, fare leşleri, sakatatlar, domuz yağı filan filan. Ve sen de afiyetle yedin Müslüman kardeşim! Çünkü sen araştırmıyordun, okumuyordun, sazan gibi her şeye atlayıp, koyun gibi meeee-liyordun. Melettiriyorlardı seni. Ondan sonra dengesizin biri, Mehmet Akif Abdülhamid'e bir şiirinde laf etmiş diye, onu da, İstiklâl Marşımızı da, okuyanı da okutturanı da kötü belledin, kin kustun. Bir anda değişiverdin, ne oldu sana böyle yav? Neden mi değiştin gel söyleyim sana. Amerika Irak'ı işgal ettiği gün sen değiştin. Dünyaca ünlü en güzel tohumların saklandığı depoları yağmalayıp ülkelerine kaçırdıklarında değiştin. Çocukları acımasızsa öldürüp, kadınların vajinalara balık sokup işkence ettiklerini gün sen zaten ölmüştün. Şey, bedenin değil, ruhun, insanlığın...

    https://www.youtube.com/watch?v=nqsA8l2gaAw

    İşte o gün, o tohumlarımız çalındığından beri, Bereketli Hilal dediğimiz topraklara sahip çıkamadığımız günden beri, Esad katildir onunla görüşülmez dediğin günden beri sen ölü biriydin. Çünkü bilemedin sen esas katilin Amerika olduğunu. Askerimizin başına çuval geçirildiği gün sen de gözlerini kapatmıştın çünkü! Bu günlerde de hep Amerika ile görüşülüyor. İşte, sen cahilce konuşup buna da hemen atlayıp, ''Yav onlar harekat için politika yapıyorlar'' dedin. Ama az ileride, 20 m ötende de teröristlere tır tır, uçak uçak bombaları gözünün önünde dağıtan yine Amerikaydı. Madem bir ulusun bağımsızlığı için iyi bir politika şarttı. Neden Esedle politika yapılmadı? Cevap? Dur, makarnalı verme. Çünkü yediğin tüm o şeyler GDO denilen zehirle dolu zaten. Bu yüzden salakça bir cevap olacak.
    Sen işi siyasete döküp, ülkeleri konuşup yazmışsın diyenler olacaktır. Esas mesele de bu ya zaten! Bu kitap da bunu anlatıyor. Ben Soner Bey'in yerinde olsam bu kitabın adını GIDA TERÖRİSTLERİ koyardım. Gerçi Soner Bey neler düşündü de koyamadı, koydurtmadılar veyahut da yasaklanmadan millet bir okusun dedi bakalım. Bu kitap kuru kuruya değil resmi belgelerle konuşuyor. Tarımımızın bittiğini, bitirttirildiğini haykırıyor. Tohum yabancıdan, ilaç yabancıdan, mazot yabancıdan. Ve hepsi zehir saçıyor. Bir tek yerli olan gariban çiftçimiz. O da hain tüccar olarak görüldü. Oysa bir zamanlar köylü milletin efendisiydi. Şimdi de kanserden ölüp gidiyor hepsi. Çünkü bahçeye atılan zehir ne elden, ne vücuttan ne de meyveden çıkıyor. Hoş, biz de yiyoruz ya. Demek ki bizim ölümümüz de kanserden olacak!

    Son olarak bu konu demek ki epey alarm seviyesine geldi ki, iktidarın kanalına İbrahim Saraçoğlu filan çıkmaya başladı. Anlattı bir bir tarımı, Ata tohumumuzu! Ne oldu birden böyle? Demek ki Soner Yalçın yalan söylemiyormuş, demek ki her şey doğruymuş, demek ki ülkemiz bir avuç katil yabancı şirketlerin eline geçmiş. İnşallah yöneticiler akıllanır demekten başka bir gücüm yok. Artık eskisi gibi kendi ürünümüzü kendimiz üretmeliyiz. Domatesin kokusunu bile unuttu bu gençlik, unutturuldu. Çünkü hepsinin genetiğiyle oynandı, birer robot hibrit tohuma döndü. Bu yüzden çabuk sinirleniyoruz, çabuk hırçınlaşıyoruz. Gelin bu kitabı okuyun, okutun. Çocuklarınızı artık daha fazla zehirletmeyiniz. Ve sen de Amerika çek ellerini artık üzerimizden. Son olarak ben de Aşık Ferhat gibi söyleyeceğim:
    Oşt Amerika, Puşt Amerika...
  • "Çocukları ve gençleri ezbere, körü körüne hayran olmaya alıştırmak doğru bir tutum değildir. Birini büyük yazar, büyük şair diye mi tanıtmak istiyoruz? Koyalım eserini ortaya, anlatalım; çocuklarımız gençlerimiz de okusun o eserleri onun büyük olup olmadığını kendileri söylesin. Bizim ağzımızdan alıp da: 'Bu şair böyle büyüktür, o yazar şöyle büyüktür.' demesinler."
  • İlk kez bir kitabı okurken sinir krizleri geçirdim, ilgi görenler de gördüğüm için siparişime eklemiştim, yazarı araştırmadan kitap içeriğine bakmadan. Nasıl bir kafa yapısı, nasıl bir dünya görüşü, lanet ettim.
    Kız çocuklarının okumamasını, onların sadece anne ve erkeklere iyi bir köle olmasını destekleyen bunu birde öven, eğitim ve kültür sahibi, toplum içerisinde varlığını gösteren hatta bir iş sahibi kadınların toplumu daha doğrusu ataerkil toplum düzenini bozduğu erkekleri mutsuz ettiği görüşünü savunan kelimenin tam anlamıyla iğrenc bir düşünce silsilesinin bulunduğu kitap.
    Kız çocuklarımız okusun! Kadınlar toplumda bir birey olsun ve iş sahibi olsunlar! Erkeklere köle değil!
    Okumayın, okutturmayın hatta Fahrenheit kitabındaki distopya da kitaplar kötü bulunur ve yakılır sanırım o distopyada ki kitaplar bu kitaptı !
  • 192 syf.
    ·Beğendi·9/10
    UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

    Selamın hello kışın gelmesiyşe neşesi kaçan cicişler .. Eeee winter is coming... Keser döndü sap döndü , gün geldi hesap döndü !! (ŞİMDİ ONLAR DÜŞÜNSÜN!) =)) Sabah dilim damağım kültablasına dönmüş bir şekilde uyandım .. Az sağa sola bakındım .. Net ile ilgili problemler yaşıyorum uzun zamandır.. Modem ile mini bir Dandanakan Meydan Muharebesi yaptık .. Mağlup ayrılınca ve yapacak başka bir uğraş bulamayınca sabahın köründe işbu incelemeyi yapmaya karar verdim .. Uzun zamandır aklımdaydı yazmak ama işte "TEKNİK" (ŞUNU DİYEN ADAMLAR VAR HAKİKATEN !) inceleme yapmak zor biliyorsunuz ki =)) Başlık sizi yanıltmasın .. İşsiz incelemelerimden biri olmayacak bu .. Böylesi bir kitaba öyle inceleme yapmak da haddimize değil zaten .. Pek az kitapta inceleme yaparken insanları manipule etme yolunu seçerim .. Herkesin hassas olduğu konular var .. Genellikle uyarırım .. Ama bu kez açık açık , resmen taraf tuta tuta ilan ediyorum : BU KİTABI BU VATANIN TÜM EVLATLARI MUHAKKAK OKUSUN!! İnceleme diyorum ben buna ama bu aslında bu kitabın incelemesi olmayacak .. Kitapta bu yazdıklarımı okumanız olanaksız .. Ben başka kaynaklardan derlediklerimle o dönemde ordumuzun , askerimizin ne durumda olduğunu sizlere sunacağım ki kitabı okurken o günleri hakkını vererek kafanızda canlandırabilin .. O topraklarda neler olmuş , neler yaşanmış , ne şartlarda savaşılmış bilin .. Bilin ki bu toprakların da kıymetini bilesiniz ! Kısaca bu inceleme ,kitaba kendimizce ve haddimiz olmayarak yazdığımız bir update.. Sanırım anlaştık .. Saat 10: 15 .. Ben KT ile kurdum koalisyonu .. Kahvaltı sofrasında kerkinen bünyeler siz de çayınızı , kahvenizi alın .. Buyurun başlayalım CANİKOLAR !

    I. Dünya Savaşı ' nda İttihat ve Terakki' nin üç büyük paşası Talat , Enver ve Celal Paşalar , tüm cephelerde savaşmakta ..Çanakkale ' de 200 bin , Sarıkamış' ta 100 bin şehit... ( Sağolsun Enver Paşa !) Irak' ta , Bingazi 'de , Filistin' de sayılar bir muamma .. Polonya Galiç sınırında dahi savaşıyoruz .. Bir 20 bin askerimiz de orada barutla , top - tüfek sesleri ile yatıp kalkmakta .. Cemal Paşa komutasındaki Türk ordusu da Süveyş' i müdafaa ediyor İngilizlere karşı .. Tarihin görüp görebileceği en güçlü ve en alçak ordularından biriyle harpteyiz .. "ÇOCUKLARIMIZ " (bakınız evlatlarımız demiyorum en sonunda açıklayacağım için ) kıran kırana savaşıyorlar durmaksızın , nefes almaksızın , yıkanamadan , elbise değiştiremeden bir cepheden diğerine koşarak .. Güney Cephesinde ZEYTİNDAĞI ' nı okursanız tanışacağınız Cemal Paşa , Adana' dan Yemen' e kadar uzanan yolda askeri Süveyş' e yığmak telaşesi içinde.. Yol YOK! At YOK! Deve sayısı çok az ..Bu yetmiyor bir de üstüne üstlük Lawrence ' ın kandırdığı , ayaklanan bedevi kabileleri yol kesip eşkiyalığa başlıyorlar .. Şam - Mekke demiryolu uzunluğu 1300 km!!! Bakınız yazıyla B İ N Ü Ç Y Ü Z!!! İngilizden çikolatayı , konserveyi , altını alan biti kanlanmış araplar demiryollarını dinamitlemekte .. Bitti mi sandın biter mi? Tamamen çölün içinden geçerek Mekke' ye uzanan bu hattın 600 km' lik kısmı da her an ateş altında .. Sürekli çatışma.. Yani seni anlayacağın samyelleri eşliğinde çölde STAR WARS alemleri (ALL HAIL SIDIOUS!) .. Bilmiyorum ama Dünya Savaşları ve diğer savaş tarihleri , bu denli uzun bir ateş hattı sanırım ki yazmadı ! Belki Almanların doğu cephesi..

    Cemal Paşa bu hattın savunulmasının imkansızlığını anlamış olacak ki Yemen' e kadar elimizde bulunan tüm birlikleri geri çekip Süveyş Cephesine yollamak istiyor .. Telaşesinin sebebi de bu..Ancak peygamber kabrinin bulunduğu Mekke' nin savunması , Osmanlı için İstanbul' dan da önemli .. Kesinlikle geri çekilme taraftarı değil Hicaz çöllerinden.. Bu arada iki taraflı oynayan hainler de mevcut .. Söz konusu savaş olur da HAİN OLMAZ MI ?!?! Yıllardır bizim adamımız gibi gördüğümüz Mekke emiri şerif hüseyin denen alçak , İngilizlerden çil çil altınları alınca başkaldıracak.. Bak kardeşim, hemen anlaşalım .. Kırmızı tuborg içiyorum hiç şakam yok !! "Yok efendim sonradan çok pişman olmuş , zırıl zırıl ağlamıştır." falan diyecek varsa buraya yazmasın .. Zırıl zırıl ağlatırım !! Bir yudum alalım .. FÜT FÜT ! OH MİS GİBİ ! Sakin sakin devam edelim! Arapların Türkleri "BU ŞEKİLDE" arkadan vurması , Türklerin tarihte varolduğu günden beri yaşadıkları EN BÜYÜK KALLEŞLİK .. Eşi benzeri yok tarihimizde böyle bir olayın .. Bir kez Osmanlı hem müslüman, hem de arapları ümmeti olarak görmüş yüzyıllar boyu .. Müslüman müslümana , ümmet ümmete arkasına gavuru alıp bir EŞCİNSELİN klavuzluğunda isyan edemez ..Biz (yani Osmanlı) öyle bilmekteyiz o zamanlar .. Bu alçağın isyan bildirisindeki gerekçeler neler mi? Sayayım güzel kardeşim :
    İttihat ve Terakki ülkeyi yönetemiyor ,
    İçtihat dergisinde peygamber için hürmetsiz sözler kullanılıyor,
    Halifeliğin hükmü yok ,
    Kadılar yalnız mahkeme huzurunda vesika kabul edecek - gıyabında oluşan durumlar için vesika kabul edilmeyecek ( yani çamur atamayacağız istediğimize öyle kafamıza göre ) bu da Bakara Suresine aykırıdır ..
    Kısaca , yüzyıllardır birbirlerine anlatıp inandıkları teraneler ..Hemen salça olacaklar için yazayım : Bakara Suresi değil terane olan , onu dayandırdıkları , yorumladıkları yozlaşmış akıl benim bahsettiğim..

    OYSA ,bu yapılan reform ve yeniliklerin İslam ruhuna aykırı olmadığını ; meclisin , basın ve birey özgürlüklerini kısıtlamadığını , İslamı felsefesi ve inancıyla çelişmediğini bilmem kaç bin tane islam alimi yazdı dünyada bugüne dek ..

    OYSA ,Osmanlı Anadolu şehirlerine TEK BİR ÇİVİ BİLE ÇAKMAZKEN ,yüzyıllar boyunca en fakir anında dahi Sürre alayı denilen süslenmiş develerle HER YIL altınlarını , ipeklerini , Kabe' nin altın işlemeli örtülerini tek bir sene dahi aksatmadan gönderdi .. Tüm bunları göz önüne aldığımızda vaziyetler gayet nazik sizin anlayacağınız ..

    Zeytindağı ile paralellikler gösteren Medine' nin savunması tam anlamıyla deniz derya .. Anlatsam hem çok uzun olur , akşamı ederiz de sabahlar olmaz..Padişaha kafa tutan Fahri Paşa' nın yaptıklarını mı anlatayım .. Malta' ya sürgününü mü ? Zar zor ikna edildiğinde düşmana teslim olmak istemeyip
    - Size afiyet olsun , "esaret ekmeği" bizim boğazımızdan geçmez diyişini mi?
    İskorbüte yakalanıp dişleri -çeneleri düşen , jilet gibi kesen kumlu çöl rüzgarlarında kör olan , yıkanmak için sabun dahi bulamayıp çevre köylerden kül toplayıp satın alan , gece gündüz hurmanın artık kızartmasına kadar yiyip telef olan , o sıcakta artık kızgın kor haline gelen rayları ellerine yapışmasın diye kalpaklarıyla tutup onaran askerlerimizi mi anlatayım bilemiyorum..

    Yalnız iki ayrıntı var ki şu an dahi yazarken gözüme yaş yürütüyor .. Bunları siz de bilin istiyorum ..Bu incelemeyi yazmamdaki sebep budur ..

    Osmanlı o dönemde öylesine yokluk çekmektedir , öylesine bitik durumdadır ve iaşe öylesine aksamıştır ki şu muhabbet hasıl olur ..

    "... Bir gün zabitlerden biri bir torba getirdi .
    O nedir dedim ...
    Efendim , siz çekirge tavası (?!?!? ) yemediniz mi?
    Hayır!
    Çok lezzetlidir.. "

    Yukarda saydığım tüm zorluklara karşılık artık açlıktan ölmemek için çöllerde çekirge avlayan cihan imparatorluğunun askerleri ..

    Buyrun devam edelim başka alıntılar ile ..

    "...Siperlerin kısım kısım haftada bir izni vardır .Fahri Paşa bunları evvela Medine' nin küçük bahçesine götürür ve "KARAGÖZ" ( =((( ) seyrettirir.Askerlerin KARAGÖZ sevgisini iyi bilen Fahri Paşa , orduya vereceği tüm emirleri , KARAGÖZ KONUŞMALARI VASITASIYLA VERDİRİR."

    "... Eğer bazı sözleri varsa , KARAGÖZ vasıtasıyla askerlerine bildirir. Zira anlaşılıyor ki , bu köylüler ( TUCO ' nun Notu : o dönem nüfusun %90' ı köyde yaşıyor idi ) KARAGÖZÜN sözüne , gazetelerden , nutuklardan ziyade inanıyorlar."

    Çekirge yiyip bir yandan da savaşan 16 yaşındaki bu çocukların öyküsüdür aslen işte bu kitapta anlatılan.. Karagöz izleyip emirler alan , çöllerde telef olan ÇOCUKLAR ... =((

    Bir türkü vardır bilirmisiniz bilmem diyeceğim ama muhakkak %99 'unuz duymuştur .. Hepsi gitti cepheye o çocukların ama , bir , "KIŞLANIN ÖNÜNDE REDİF SESİ VAR , BAKIN ÇANTASINA ACEP NESİ VAR" türküsü kaldı bizlere .. Çöl kumları üzerinde esen rüzgarlar örtüyor şimdi o ÇOCUKLARIN kemiklerini bir yorgan gibi..Biliyorsunuz , bilmiyorsanız da ben söyleyeyim zurna ve sazın YEMİNLİ DÜŞMANIYIM !! HİÇ SEVMEM .. Ancak rakı içerken bozlak falan dinlerim .. Yalnız hiçbir türkü bu denli anlamlı ve bu denli içli değildir benim nazarımda.. REDİF demek acemi birliğinden gelip kıtalara dağıtılan asker demek .. Ancak o günlerde , savaşın çetin koşullarında asker tükendi , ÇOCUKLARI DA askere almaya başladılar ..Redif demek gün geldi KÜCÜK ASKERLER demek oldu .. KÜÇÜCÜK ASKERDİLER ..Bu yüzden çölde "KARAGÖZ " tek tesellileri , oyuncakları idi ... MUSTAFA KEMALLER , FAHRİ PAŞALAR O DENLİ ÇOK REDİF SESİ DUYDULAR Kİ BELKİ DE BU YÜZDEN CUMHURİYETİN İLANINDAN SONRA İLK İŞLERİ BİR ÇOCUK BAYRAMI İLAN ETMEK OLDU ..
  • Arkadaşlar ben bir etkinlik başlatmak istedim.Bu yüzden duyarlı arkadaşlar iletiyi paylaşırsa çok sevinirim :)
    Türkiye'de okuma seviyesi çok da yüksek değil malumunuz. Bu yüzden çocukluktan itibaren okuma sevgisini aşılamak amacı ile gönlümüzden koptuğu kadar,maddi imkanlarımız el verdiğince çocukların seviyesinde kitaplar alıp çocuklarımızla paylaşalım diye düşündüm.İster tanıdığınızın çocuğu olur isterseniz sokakta gördüğünüz herhangi bir çocuk.Güzel bir şeye vesile olma sevincini hep birlikte paylaşalım :) Umarım siz de katılım gösterirsiniz :)
    https://i.hizliresim.com/9NZpb3.jpg
    https://i.hizliresim.com/j6bp9m.jpg