hltsevim, Toprak Ana'yı inceledi.
17 May 22:30 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 6/10 puan

TOPRAK ANA
Orijinal Adı: Материнское поле
Yazarı : Cengiz AYTMATOV
Yayınevi : ÖTÜKEN Neşriyat
Çeviren : Refik ÖZDEK
Basım : 25. Basım, Eylül 2012 (1.Basım, 1995) / 138 Sayfa
Türü : Roman
Kategori : Ortaöğretim / Yetişkin

Kitabın Yorumu
Ülkemizde de tanınan ünlü yazar Cengiz “Toprak Ana” Romanı; Kırgız köylüsünün hayatını, kocası ve çocuklarını savaşta kaybeden bir kadının yaşadıkları üzerinden anlatmaktadır.
Romanın kahramanı TOLGANAY; yaşadıkları sevinçleri ve çektiği acıları tarlasıyla yani toprakla dertleşerek paylaşmaya, azaltmaya çalışan dirayetli bir köylü kadınıdır. Roman iki ananın, yani toprak ana ile TOLGANAY’ın diyaloğuyla başlar, devam eder ve sonlanır.
Romanın en önemli vurgusu; “sabır”. Yaşanan büyük acılara dayanmak, hayattan kopmamak ve umudu yitirmemek için ihtiyaç duyulan sabır. Bu nedenle; “kocasını, üç oğlunu ve gelinini kaybeden (hayatta kaybedecek fazla da bir şeyi kalmayan) dertli bir kadının güçlü duruşu”nu düşününce, küçük kayıplar karşısında sabrı tüketmenin ve umudu yitirmenin anlamsızlığı da okurun karşısına çıkıveriyor.
Romanın cümleleri kısa, dili anlaşılır. Anlatımın gücü ve okuru etkilemesi ise bizce orta seviyede. Bunun sebebi; olayların gereksiz detaylarının da verilmesiyle konunun dağılması ve yoğun duyguların okura güçlü olarak yansıtılamaması olabilir. Bir klasikten bahsettiğimizi kabul edersek; bu yorumu ya benim değerlendirmemin acımasızlığına verelim, olmadı kusuru romanı orijinal dilinden okuyamadığıma yükleyip konuyu kapatalım. Yine de; köy hayatının bakirliği, az şeyle yetinmeyi bilen dingin insanların ruh hali okura tesir ediyor. Bir de sayfalara serpiştirilen ve yazarın bilgeliğine işaret eden hayatla ilgili özdeyiş niteliğindeki cümleler de, kitabı çekici kılıyor.
Sonuç olarak; bir ailenin savaş nedeniyle yok olmasını, büyük olaylar karşısında insanların topyekûn kabullendikleri çaresizlik duygusunu hissetmek ve Rus coğrafyasının 70 yıl önceki köy hayatını okumak isteyenler için, uygun bir kitap olduğunu değerlendiriyorum.

Kitaptan Alıntılar
* “Yine de insan gerçeği öğrenmelidir Tolganay” (Sayfa 6)
* “İnsanın büyük bir mutluluğa ihtiyacı yoktur Tolganay. Bir çiftçi için mutluluk, kendi tarlasını sürüp ekmek ve ürün almaktır.” (Sayfa 11)
* “Hayatını zehir edecek kadar çalışmana ne gerek var?” (Sayfa 14)
* Gerçek mutluluk yavaş yavaş azar azar gelir ve… Mutluluk birbirini tamamlayan ufak şeylerin birleşiminden doğar.” (Sayfa 20)
* “Geleceğin ne getireceğini kimse bilemezdi ve şimdi olanları düşünüp üzülmenin de hiçbir faydası yoktu.”(Sayfa 46)
* “Bazen insanın kaderi dağdaki patika gibidir. Bazen çıkar, bazen iner, bazen de dibi görünmeyen bir uçurumun başına gelir durur. İnsan tek başına böyle bir yolda ilerleyemez…”(Sayfa 70)
* “İyi yıllar, kötü yıllar görmüştük ama Suvankulla birlikte geçirdiğimiz uzunca bir hayatımız da olmuştu. Çektiğimiz sıkıntıların karşılığı olan mutluluğu da yaşamıştık.” (Sayfa 73) İnsanların hepsi bir değildir. Ben kendim iyi insan olmak isterim, fakat kötü olanlara da hayretle bakmam. Hatta kızmam bile, ancak kötülükleri bana taalluk ederse kendimi müdafaa ederim. Şunu esas olarak kabul etmeliyiz ki, insanların hemen ekserisi yalnız kendilerini düşünür. Dünyadaki bütün felaketlerin, uygunsuzlukların, bayağılıkların sebebi işte bu her şeyden evvel kendini düşünmek illetidir. İlk bakışta insana bir kurnazlık ve akıllılık gibi görünen bu hal hakikatte aptallıktır.
* "Utancı da, bütün güçlükleri ve acıları da üstleneceğim.” (Sayfa 118)

* Değerlendirmem *
6 /10
* Dış Değerlendirmeler *
- 1000 kitap’ ta değerlendirme notu; 8.8 /10 (1265 okur).
- Goodread’deki değerlendirme notu; 4.22 / 5 (1138 okur).
İyi okumalar.

Mathmazel, bir alıntı ekledi.
 16 May 08:20 · Kitabı okuyor

Yurttaşlarımdan üçte ikisi bu tür gazeteleri okuyor, sabah ve akşam gazetelerdeki bu havayı soluyor, her Allahın günü belli doğrultuda yönlendiriliyor, uyarılıyor, kışkırtılıyor, durumdan hoşnut olmayan kötü yürekli insanlara dönüştürülmeye çalışılıyor. Bütün bu çabaların amacı da yeni bir savaş, yaşadığımız savaştan çok daha korkunç olacağı kuşku götürmeyen bir sonraki yeni savaş. Her şey açık, her şey basit duruyor ortada, buna akıl erdiremeyecek kimse düşünülemez; şöyle bir saat kadar üzerinde kafa yorsun, herkes aynı sonuca varacaktır. Gelgelelim, böyle bir zahmete katlanmak istemediğinden, kimsenin bir sonraki savaşı önlemek gibi bir niyeti yok. Milyonlarca insanın boğazlanmasına yol açacak savaştan kimse kendisini ve çocuklarını esirgemeye çalışmıyor. Bir saat kadar düşünüp taşınmak, gözlerini bir süre kendi içine çevirip dünyadaki bozuk düzende ve kötülüklerde ne ölçüde payı olduğunu araştırmak, işte buna kimse yanaşmıyor! Anlayacağın, böyle sürüp gidecek; bir sonraki savaş binler ve binlerce insan tarafından her gün harıl harıl hazırlanmakta. Bunu öğrendikten sonra elim kolum tutmaz oldu, bir umutsuzluktur çullandı üzerime; benim için artık ne 'vatan' diye bir şey var, ne ideal, bunların tümü bir sonraki kıyımı hazırlayanlar için bir dekorasyondan başka bir şey değil çünkü. İnsanca bir şey düşünmek, söylemek, yazmak anlamını yitirdi, insanın kafasında olumlu düşüncelere yer vermesi anlamsızlaştı; gene de olumlu düşünen iki üç kişi çıksa da, her Allahın günü binlerce gazete, dergi, konuşma, açık ya da gizli oturum tam tersini yapmaya çalışıyor bunun, amacına da ulaşıyor.

Bozkırkurdu, Hermann HesseBozkırkurdu, Hermann Hesse

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar ağır kanlı adamlardır
Değişen bir dünyaya karşı
Kerpiç duvarlar gibi katı
Çakır dikenleri gibi susuz
Kayıtsızca direnerek yaşarlar.
Aptal, kaba ve kurnazdırlar.
İnanarak ve kolayca yalan söylerler.
Paraları olsa da
Yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır.
Her şeyi hafife alır ve herkese söverler.
Yağmuru, rüzgarı ve güneşi
Bir gün olsun ekinleri akıllarına gelmeden
Düşünemezler…
Ve birbirlerinin sınırlarını sürerek
Topraklarını büyütmeye çalışırlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar karılarını döverler
Seslerinin tonu yumuşak değildir
Dışarda ezildikçe içerde zulüm kesilirler.
Gazete okumaz ve haksızlığa
Ancak kendileri uğrarlarsa karşı çıkarlar.
Adım başı pınar olsa da köylerinde
Temiz giyinmez ve her zaman
Bir karış sakalla gezerler.
Çocuklarını iyi yetiştiremezler
Evlerinde, kitap, müzik ve resim yoktur.
Bir gün olsun dişlerini fırçalamaz
Ve şapkalarını ancak yatarken çıkarırlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar köpekleri boğuşunca kavga ederler.
Birbirlerinin evlerine ancak
Ölümlerde ve düğünlerde giderler.
Şarkı söylemekten ve kederlenmekten utanırlar
Gülmek ayıp eğlenmek zayıflıktır
Ancak rakı içtiklerinde duygulanır ve ağlarlar.
Binlerce yılın kalın kabuğu altında
Yürekleri bir gaz lambası kadar kalmıştır.
Aldanmak korkusu içinde
Sürekli birbirlerini aldatırlar.
Bir yere birlikte gitmeleri gerekirse
Karılarından en az on adım önde yürürler
Ve bir erkeklik işareti olarak
Onları herkesin ortasında döverler.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar yanlış partilere oy verirler
Kendilerinden olanlarla alay edip
Tuhaf bir şekilde başkalarına inanırlar.
Devlet, tapu dairesi, banka borcu ve hastanedir.
Devletten korkar ve en çok ona hile yaparlar.
Yiğittirler askerde subay dövecek kadar
Ama bir memur karşısında -bu da tuhaftır-
Ezim ezim ezilirler.
Enflasyon denilince buğday ve gübre fiyatlarını bilirler.
Cami duvarı, kahve ya da bir ağaç gövdesine yaslanıp
Onbir ay gökyüzünden bereket beklerler.
Dindardırlar ahret korkusu içinde
Ama bir kadının topuklarından
Memelerini görecek kadar bıçkındırlar
Harmanı kaldırdıktan sonra yılda bir kez
Şehre giderler!

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar otobüslerde ayaklarını çıkarırlar
Ayak ve ağız kokuları içinde kurulup koltuklara
Herkesi bunalta bunalta, yüksek perdeden
Kızlarının talihsizliğini ve hayırsız oğullarını anlatırlar.
Yoksulluktan kıvrandıkları halde, şükür içinde
Bunun, Tanrının bir lütfu olduğuna inanırlar.
Ve önemsiz bir şeyden söz eder gibi, her fırsatta
Gizli bir övünçle, uzak şehirdeki
Zengin bir akrabalarından söz ederler.
Kibardırlar lokantada yemek yemeyi bilecek kadar
Ama sokağa çıkar çıkmaz sümküre sümküre
Yollara tükürürler…
Ve sonra şaşarak temizliğine ve düzenine
Şehirde yaşamanın iyiliğinden konuşurlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar ilk akşamdan uyurlar.
Yarı gecelerde yıldızlara bakarak
Başka dünyaları düşünmek gibi tutkuları yoktur.
Gökyüzünü, baharda yağmur yağarsa
Ve yaz güneşleri ekinlerini yetirirse severler.
Hayal güçleri kıttır ve hiçbir yeniliğe
-Bu verimi yüksek bir tohum bile olsa-
Sonuçlarını görmeden inanmazlar.
Dünyanın gelişimine bir katkıları yoktur.
Mülk düşkünüdürler amansız derecede
Bir ülkenin geleceği
Küçücük topraklarının ipoteği altındadır.
Ve birer kaya parçası gibi dururlar su geçirmeden
Zamanın derin ırmakları önünde…

KÖYLÜLERİ, SÖYLEYİN NASIL
NASIL KURTARALIM?

Şükrü ERBAŞ

LâMekan, bir alıntı ekledi.
10 May 03:34 · İnceledi · Puan vermedi

Heralde çocuklarını düşünmek bir anaya özgü vazgeçilmez bir şeydir.

Toprak Ana, Cengiz AytmatovToprak Ana, Cengiz Aytmatov
Eda CELİK, bir alıntı ekledi.
01 May 14:39 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Herhalde çocuklarını düşünmek bir anaya özgü vazgeçilmez bir şeydir.

Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 28)Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 28)
Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
01 May 08:20 · Kitabı okudu · 9/10 puan

O gece bir defa daha çocuklarımı düşünmeye daldım. Herhalde çocuklarını düşünmek bir anaya özgü vazgeçilmez bir şeydir.

Toprak Ana, Cengiz AytmatovToprak Ana, Cengiz Aytmatov
Bozdaglı, bir alıntı ekledi.
07 Nis 21:37 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Herhalde çocuklarını düşünmek bir anneye özgü vazgeçilmez bir şeydir.

Toprak Ana, Cengiz AytmatovToprak Ana, Cengiz Aytmatov
Serhat Kılınç, bir alıntı ekledi.
07 Nis 15:01 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

İşte bu açıklamalarımı bir türlü bağışlamıyorlar, çünkü kendilerini hiç mi hiç suçlu gördükleri yok: İmparator, generaller, dev sanayiciler, politikacılar, gazeteler suçsuz tümüyle, kimse kendisine en ufak bir toz kondurmuyor, kimse herhangi bir şekilde suçlu değil, dünyada her şey güllük gülistanlık, yalnızca birkaç milyon insan toprak altında yatıyor, o kadar. Bak Hermine, böyle aşağılayıcı yazılar beni artık kızdırmıyorsa da hüzünlendiriyor bazen. Yurttaşlarımdan üçte ikisi bu tür gazeteleri okuyor, sabah ve akşam gazetelerdeki bu havayı soluyor, her Allahın günü belli doğrultuda yönlendiriliyor, uyarılıyor, kışkırtılıyor, durumdan hoşnut olmayan kötü yürekli insanlara dönüştürülmeye çalışılıyor. Bütün bu çabaların amacı da yeni bir savaş, yaşadığımız savaştan çok daha korkunç olacağı kuşku götürmeyen bir sonraki yeni savaş. Her şey açık, her şey basit duruyor ortada, buna akıl erdiremeyecek kimse düşünülemez; şöyle bir saat kadar üzerinde kafa yorsun, herkes aynı sonuca varacaktır. Gelgelelim, böyle bir zahmete katlanmak istemediğinden, kimsenin bir sonraki savaşı önlemek gibi bir niyeti yok.
Milyonlarca insanın boğazlanmasına yol açacak savaştan kimse kendisini ve çocuklarını esirgemeye çalışmıyor. Bir saat kadar düşünüp taşınmak, gözlerini bir süre kendi içine çevirip dünyadaki bozuk düzende ve kötülüklerde ne ölçüde payı olduğunu araştırmak, işte buna kimse yanaşmıyor! Anlayacağın, böyle sürüp gidecek; bir sonraki savaş binler ve binlerce insan tarafından her gün harıl harıl hazırlanmakta. Bunu öğrendikten sonra elim kolum tutmaz oldu, bir umutsuzluktur çullandı üzerime; benim için artık ne 'vatan' diye bir şey var, ne ideal, bunların tümü bir sonraki kıyımı hazırlayanlar için bir dekorasyondan başka bir şey değil çünkü. İnsanca bir şey düşünmek, söylemek, yazmak anlamını yitirdi, insanın kafasında olumlu düşüncelere yer vermesi anlamsızlaştı; gene de olumlu düşünen iki üç kişi çıksa da, her Allahın günü binlerce gazete, dergi, konuşma, açık ya da gizli oturum tam tersini yapmaya çalışıyor bunun, amacına da ulaşıyor."

Bozkırkurdu, Hermann HesseBozkırkurdu, Hermann Hesse

Yengeç Burcu, 22 Haziran - 23 TemmuzGrubu: Su, negatif
Uğurlu günü: Pazartesi
Uğurlu sayısı: 2, 4, 12, 88, 456, 9742
Uğurlu taşı: Yakut, Ay taşı, Kristal Kuvars
Uğurlu renkleri: Beyaz, Gümüş, Açık gri, Mor, bazen de koyu siyah
Uğurlu çiçekleri: Nilüfer, Beyaz gül, Zambak
Uğurlu kokuları: Misk, Müge, Leylak
Uğurlu müzik: Romantik aşk şarkıları
Belirgin özelliği: Sadakat
Negatif yönü: Dikkatsizlik
İsteği: Toplumda yükselme
Anlaştığı burçlar: Akrep, Balık
Anlaşamadığı burçlar: Koç, Terazi, Oğlak
Kariyerine yardımcı olacak burç: Koç
Duygusal açıdan destekçi burç: Terazi
Maddi açıdan en yardımcı burç: Aslan
Evlilik için uygun burç: Oğlak. ÖZELLİKLERİ Yengeçler, duygusal ve dengelidirler. Üzüntü ve umutsuzluk duyduklarında kendi içlerine ve yalnızlıklarına çekilirler. Ön sezgileri çok güçlüdür, başkalarını yargılamazlar. Düşünür ve düşündüklerini uygun bir dille yansıtma özelliğine sahiptirler. Yuvalarına ve ailelerine düşkündürler. Kolay anlaşılabilen ve geçinilir tiplerdir.
Çabuk incinir ve kırılırlar. Küçük bir olayı büyütüp gereksiz yere üzülürler. Düşüncesizce söyledikleri sert sözlerle arkadaşlarını kırabilirler. Başkalarını eleştirmeye bayılırlar ama eleştiriye gelemezler. Eleştirildikleri zaman hırçın ve sinirli olurlar. Saldırgan tavırlar alırlar. Kendilerini korumak için kabuklarına çekilirler. Fakat sert kabuklarının altında yumuşak ve sıcak kalpleri vardır. Yengeçler karmaşık insanlardır. Onları anlamak kolay değildir. Yengeç insanı geçmişe saygısından tam bir yurtseverdir. Eski eşyalara da meraklıdır.
Duygularını açıkça ifade etmekten hoşlanırlar. Sorumluluk duyguları çok gelişmiştir. Aynı sorumluluk duygusunu karşı taraftar da beklerler. Öfke onları acımasız bir düşman yapabilir. Onları sevgiyle kolayca yönetebilirsiniz. Yemek yapmaya bayılırlar. Olağanüstü bellekleri sayesinde olayları, tarihleriyle kolayca anımsarlar. Soylu ve dingin ortamlarda çalışmayı severler. Duyuları çok gelişmiştir.
Bu burçta doğan erkekler gizemlidir. Onlara kolay ulaşılamaz. Son derece duygusaldır. Yengeçler yabancılara güvenmezler, hatta en yakın arkadaşlarına bile. Kendisini bu anlamda tatmin edecek bir kadına asla hayır demez.
Yengeç kadını da erkeği gibi hassas ve duygusaldır. Son derece güçlü bir hafızası vardır. Zenginliğe önem verir. Hayatı zengin yaşayan erkeklerden hoşlanır. Eleştirilmekten nefret eder, alaya alınmak onda derin yaralar açar. Yengeç burcunun erkek ve bayanı kolay kolay ilk hamleyi yapacak cesareti gösteremez. Yengeç kadını sevdiği için hiçbir fedakarlıktan kaçınmaz, hatta çok sevdiği paracıklarını da bu uğurda feda edebilir.
Asla arkadaşını yüz üstü bırakmaz ama faydalanma niyeti güdüyorsa da acımadan kıskaçlarını geçirebilir. Ailesinin üstüne titrer. Yengeç burcu olan anne ve babalar çocuklarının büyüdüklerini kabul etmezler. Dolayısıyla onlara gösterdikleri aşırı ilgi, çocuklarını rahatsız eder. DİĞER ÖZELLİKLERİ Duygusal, merhametli, hassas ve sadakatli bir kişilikleri vardır. Gözyaşları akmaya hazır bekler. Acıma duyguları güçlüdür. Son derece anaç ve koruyucudurlar. Bu durum karşı tarafı bıktıracak derecelere bile varabilir. Sevdikleri ve sahiplendikleri kişilerin her şeyini düşünürler, karşılamaya gayret ederler. Aile, çocuklar, anne baba çok önemlidir. Huzurlu ve güvenli bir yuva en önemli ihtiyaçlarıdır. Aynı zamanda maddi güven içinde olmak en büyük arzularıdır. Ailelerinden, evlerinden, vatanlarından uzaklaşmak onlar için çok zordur.
Genellikle kendilerine güvenleri azdır. Ama cesaretlerini toplayıp, kazanacaklarından emin oldukları zaman, büyük bir coşku ile harekete geçerler, hatta böyle zamanlarda insanları rahatlıkla peşlerinden çekebilirler. Bir başlangıca öncülük yapabilirler.
Aslında çalışkan ve faaldirler. Oldukça da aceleci, telaşlı hareket ederler. Dikkatsizlikleri ile tanınırlar. Ancak çok kolay etkilenip duygu değişikliğine girdikleri için bu halleri devamlı değildir. Neşeli, konuşkan, iyimser, canlı ve hareketli iken aniden, size göre, ortada hiçbir sebep yokken somurtkan, sessiz ve dargın oluverirler. Aslında sebep yok değildir. Kim bilir akıllarından, eskiden olan ne gelmiş veya kimin bir sözünden o anda nem kapmışlardır, kuşkuya, kıskançlığa esir oluvermişlerdir. Bu onlara yıldızları olan Ay'ın oynadığı oyunlardır.
Tuttuklarını asla bırakmazlar. Bu bir fikir, bir kişi veya herhangi bir şey olabilir. Ellerinden kurtulmak çok zordur. Çabuk etki almalarına karşın bu şekilde direnme güçleri fazladır. Eskiye, geleneklere bağlıdırlar.
Biriktirici, toplayıcı ve yedekçidirler. Daima bir yerlerde yedek para veya ihtiyaçları olabilecek şeyler bulunur. Param yok diyorlarsa, bunun anlamı, yedeklerinin dışında paraları olmaması demektir. Biriktirmek için fazla çaba harcamazlar aslında, çünkü para v.s onlarda kendiliğinden birikir. Elleri bereketlidir.
Dışarı karşı, özgüveni kuvvetli, gibi bir imajları vardır; ama aslında güvene ihtiyaçları vardır. Çekingen ve içe dönüktürler. Hata yapınca üzülür ve suçu genellikle kendilerinde bulurlar. Birileri dikkatle onlara bakıyorsa, bundan huzursuz olurlar; ve acaba bende bir çirkinlik mi var; diye düşünürler. Beğenildiğim için bana bakıyorlardır, diye düşünmek akıllarına gelmez.
Çoğu kez başkalarının onlara haksızlık ettiklerini de düşünürler. Niye bana böyle yaptılar veya yapmıyorlar gibi düşüncelere çok kapılırlar Yardım görmemekten yakınırlar, Şikayet etme, dırdır yapma huyları çoktur. Ayrıca yüzlerini asma yani somurtmaları ile meşhurdurlar. Üzüntülü zamanlarında alışveriş yararak tatmin olma huyları da vardır.
Sevdiklerinin, yakınlarının, kendilerini sorumlu hissettikleri kişilerin dertleri onları çok üzer. Yoksul, yardıma muhtaç kim olursa hemen yardım etme isteği duyarlar. Aşırı merhametleri suiistimal edilebilir. Buna çok incinir, bir daha iyi olmamaya karar verirler. Ama bir müddet sonra gene merhametleri ön plana geçer, dayanamazlar.
Sezgileri güçlüdür. Kendilerinden ne istendiğini hissederek ona göre davranarak sevilmeyi başarırlar. Çok fazla hayal ve hülyalara dalarlar. Kurdukları hayallerle uzun süre oyalanır; gerçekmiş gibi anlatırlar. Hafızaları da güçlü olduğu için bu oyuna uzun süreler devam edebilirler. Bu özellik çocuklarda çok hakimdir.
Yemek yapmayı, mutfak ve ev işlerini severler. Ellerinden lezzetli yemekler yiyebilirsiniz. Ayrıca midelerine düşkün olurlar.
Sevgi yönleri kuvvetlidir. Ama kuşkucu tutumları, kuruntuları ve kıskançlıkları ile sevgiyi hem kendilerine hem de sevdiklerine zehir edebilirler. Sevdiği kişi yanındayken iyidir ama yanında değilse hemen kuşkulanacak bir fıkır üretebilirler. Şüphelenerek olayların üstüne gider, araştırır incelerler. Bu tutumları çoğu kez kuşkularının daha çok artmasından başka bir işe yaramaz.
Aile bağları güçlüdür. Evlenseler bile bu böyle kalır Hatta bu aşırı ebeveyn düşkünlüğü eşleri ile aralarında sorunlar çıkmasına neden olabilir. Ailesini kaybetmek, yalnız kalmaktan çok korkarlar. Yanında güveneceği birinin olması onu rahatlatır.
Romantik ilişkilere, sevildiğini bilmekten öte hissetmeğe ihtiyacı vardır. Pek çok durum karşısında çok çabuk dehşete kapılırlar, panik yaparlar Bu yüzden zarar vermeyecek durumlarda bile zarar görebilirler.
İçine kapanık olmadığı, duygularının esin olmadığı zamanlarda oldukça sevimli, konuşkan, neşelidirler. Gevezelik etmeyi, dedikodu yapmayı severler. Hatta taklit yetenekleri bile vardır. Bulundukları ortama çabuk uyum sağlarlar. Gereken şekli çabuk alabilirler.
Aceleciliklerini yenmeyi, duygularını ağırlığım mantık kullanarak dengelemeyi ve tuttuğunu bırakabilmeyi öğrenmelidirler.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar ağır kanlı adamlardır
Değişen bir dünyaya karşı
Kerpiç duvarlar gibi katı
Çakır dikenleri gibi susuz
Kayıtsızca direnerek yaşarlar.
Aptal, kaba ve kurnazdırlar.
İnanarak ve kolayca yalan söylerler.
Paraları olsa da
Yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır.
Her şeyi hafife alır ve herkese söverler.
Yağmuru, rüzgarı ve güneşi
Bir gün olsun ekinleri akıllarına gelmeden
Düşünemezler…
Ve birbirlerinin sınırlarını sürerek
Topraklarını büyütmeye çalışırlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar karılarını döverler
Seslerinin tonu yumuşak değildir
Dışarda ezildikçe içerde zulüm kesilirler.
Gazete okumaz ve haksızlığa
Ancak kendileri uğrarlarsa karşı çıkarlar.
Adım başı pınar olsa da köylerinde
Temiz giyinmez ve her zaman
Bir karış sakalla gezerler.
Çocuklarını iyi yetiştiremezler
Evlerinde, kitap, müzik ve resim yoktur.
Bir gün olsun dişlerini fırçalamaz
Ve şapkalarını ancak yatarken çıkarırlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar köpekleri boğuşunca kavga ederler.
Birbirlerinin evlerine ancak
Ölümlerde ve düğünlerde giderler.
Şarkı söylemekten ve kederlenmekten utanırlar
Gülmek ayıp eğlenmek zayıflıktır
Ancak rakı içtiklerinde duygulanır ve ağlarlar.
Binlerce yılın kalın kabuğu altında
Yürekleri bir gaz lambası kadar kalmıştır.
Aldanmak korkusu içinde
Sürekli birbirlerini aldatırlar.
Bir yere birlikte gitmeleri gerekirse
Karılarından en az on adım önde yürürler
Ve bir erkeklik işareti olarak
Onları herkesin ortasında döverler.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar yanlış partilere oy verirler
Kendilerinden olanlarla alay edip
Tuhaf bir şekilde başkalarına inanırlar.
Devlet, tapu dairesi, banka borcu ve hastanedir.
Devletten korkar ve en çok ona hile yaparlar.
Yiğittirler askerde subay dövecek kadar
Ama bir memur karşısında -bu da tuhaftır-
Ezim ezim ezilirler.
Enflasyon denilince buğday ve gübre fiyatlarını bilirler.
Cami duvarı, kahve ya da bir ağaç gövdesine yaslanıp
Onbir ay gökyüzünden bereket beklerler.
Dindardırlar ahret korkusu içinde
Ama bir kadının topuklarından
Memelerini görecek kadar bıçkındırlar
Harmanı kaldırdıktan sonra yılda bir kez
Şehre giderler!

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar otobüslerde ayaklarını çıkarırlar
Ayak ve ağız kokuları içinde kurulup koltuklara
Herkesi bunalta bunalta, yüksek perdeden
Kızlarının talihsizliğini ve hayırsız oğullarını anlatırlar.
Yoksulluktan kıvrandıkları halde, şükür içinde
Bunun, Tanrının bir lütfu olduğuna inanırlar.
Ve önemsiz bir şeyden söz eder gibi, her fırsatta
Gizli bir övünçle, uzak şehirdeki
Zengin bir akrabalarından söz ederler.
Kibardırlar lokantada yemek yemeyi bilecek kadar
Ama sokağa çıkar çıkmaz sümküre sümküre
Yollara tükürürler…
Ve sonra şaşarak temizliğine ve düzenine
Şehirde yaşamanın iyiliğinden konuşurlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar ilk akşamdan uyurlar.
Yarı gecelerde yıldızlara bakarak
Başka dünyaları düşünmek gibi tutkuları yoktur.
Gökyüzünü, baharda yağmur yağarsa
Ve yaz güneşleri ekinlerini yetirirse severler.
Hayal güçleri kıttır ve hiçbir yeniliğe
-Bu verimi yüksek bir tohum bile olsa-
Sonuçlarını görmeden inanmazlar.
Dünyanın gelişimine bir katkıları yoktur.
Mülk düşkünüdürler amansız derecede
Bir ülkenin geleceği
Küçücük topraklarının ipoteği altındadır.
Ve birer kaya parçası gibi dururlar su geçirmeden
Zamanın derin ırmakları önünde…

KÖYLÜLERİ, SÖYLEYİN NASIL
NASIL KURTARALIM?