• %61 (122/202)
    Zihin Dil ve Toplum Bağlamında Bilinç

    ❆❆❆

    Bilim insanların merak ettiği iki evren vardır. Biri Dünyamızı, Güneşimizi ve Ayımızı kapsayan ve sonsuza uzanan evrendir. Diğeri ise insan zihni çerçevesinde algılama, düşünme, konuşma, hayal etme fonksiyonlarıdır. Her ikisi de İnsanlık tarihinin bilme isteğinin olduğu konular olmuştur.

    Çağdaş bir filozof olan John R. Searle, dil felsefesi ve zihin felsefesi konularında çok önemli çalışmalar yapan biri. “Zihin Dil ve Toplum” kitabında felsefe disiplininden yola çıkarak metafizik, evren, zihin, bilinç, toplum ve dil konularını ele alıyor. Bu kavramları sırayla toplam altı başlıkla felsefe ile yeni bir anlam kazandırmaya çalışıyor.

    İlk başlığı: “Temel Metafizik” ile evrenin anlaşılır bilindiği hakkında örnekler verir. Bu örnekler: Kopernik Devrimi, Newton mekaniği, elektromanyetizm teorisi ve Darwin’in evrim teorisidir. On yedinci yüzyıldan yirminci yüzyıla kadar evrenin nasıl işlediği konusunda bilgi ve anlaya bilme duyuşları arttı. Bu konuda Searle, iki metafizik alandan bahseder: zihinsel ya da manevî alanla din, diğeri ise fiziksel ya da maddî alanla bilimdir. Evrenin mahiyetini kavrama konusunda bu iki temel alan çerçevesinde Searle “Aydınlanma Vizyonunu” savunduğunu söyler. Evrenin insan zihninden tamamıyla bağımsız bir biçimde mevcut olduğunu ve kabiliyetimiz tarafından konulan sınırlar dâhilinde evrenin mahiyetini kavrana bileceğini söyler.

    Evrenle nasıl uyum sağlarız? Başlıklı sorusuna Searle, zihnin derinliklerinde olan bilinç kavramında ki gücün çerçevesini çizmeye çalışarak cevap verir. Bilinç hakkında ki analizleri şunlardır:

    - Bilinç içsel, niteliksel, öznel durum ve süreçlerden oluşur.

    - Bir birinci şahıs ontolojisine sahip olduğu için, bilinç sıcaklık, akışkanlık ya da katılık gibi diğer doğal görüntüler için tipik olan tarzda bir üçüncü şahıs ontolojisine indirgenemez.

    - Bilinç, her şeyin üstünde, biyolojik bir görüngüdür. Bilinç süreçleri biyolojik süreçlerdir.

    - Bilinç süreçlerine beyindeki daha düşük düzeydeki sinirsel süreçler sebep olur.

    - Bilinç beynin yapısında gerçekleşen daha üst düzeydeki süreçlerden oluşur.

    - Bilince sebep olan ve bilinci gerçekleştiren yapay bir beyin oluşturamamamız için, hiç bir sebep yoktur.

    Searle, “Zihnin Özü” bilincin yapısı hakkında bilgiler vermektedir. Bilincin ne olmadığı ve ne olduğu hakkında iki ayrımla açıklar. Bilincin ne olduğu konusunda bir kaç özellik şöyledir:

    - Bilincin en önemli özelliği, “ontolojik öznelliği”dir. Her bilinçli durum bir özne tarafından tecrübe edilmiş olarak mevcuttur.

    - Bilinç bize “birleşik bir form” halinde gelir. Duyu sinir uçları yoluyla bedene gelen bütün bu farklı uyarıları bir araya getirme ve bunları birleşik, tutarlı bir deneyim halinde birleştirme yeteneğidir.

    - Bilinç, varlığımızı sürdürmemiz ve bize dünyada kendi bilinçli durumumuzdan daha başkası erişim vermesidir. Bilinç bunu iki tarzda yapar. Biri bilişsel tarzdır ve biz bu tarzda şeylerin bulundukları durumları tasavvur ederiz. Diğeri ise iradi ya da isteğe bağlı tarzdır. Bu tarz ise, şeyleri onların olmalarını istediğimiz durum ya da getirmeye çalıştığımız durumda tasavvur ederiz.

    - Bilincin önemli bir özelliği de, bütün bilinçli durumlarımızın bize haleti ruhiye içindeyken ulaşmalarıdır.

    - Geştalt psikolojisine göre beynin çok bozuntuya uğramış halde gelen uyarıları tutarlı bir şema halinde yapılandırmasıdır. Biz bilinçli deneyimlerimizi tutarlı bir bütün halinde yapılandırırız.

    - Her bilinçli deneyimde, bilincin alanı içindeki dikkatimizin merkezini çevresinden ayırt etme ihtiyacı duyarız ve umumiyetle dikkatimizi isteğe göre kaydırabiliriz.

    - Bilincin kendi yer ve zamanlarını belirten bir duyguya sahip olmasıdır. Searle, bu özelliği “Bilincin sınır şartları” demektedir. Bilinç durumlarımızın her biri bizim zaman ve mekânda bulunduğumuz yere ait bir anlamla/duyguyla bize gelir.

    - Bilinçli deneyimlerimizin bir diğer özelliği de, “aşinalık” kazandırmasıdır.

    - Bilinç, sahip olduğumuz her düşünceyi bize başka düşünceyi hatırlatmasıyla, Searle buna “taşma" kavramıyla tanıtır.

    - Her bilinç durumu içinde daima bir soru vardır: hoşuna gitti mi? Memnun musun? Memnun değil misin? Gibi sorularla daima bir ölçüde ya memnuniyet ya da memnuniyetsizlik veren durumlar vardır. Searle, bilinç deneyimin bu özellikle bir derecelendirme ölçeğini kazandığını söyler.

    Searle, Bilinç nasıl çalışır? Soru başlığını temel aldığı kavram “Niyetlilik”dir. Bu başlıkta zihin esasını ele alarak anlatır. Niyetlilik kavramını zihnin evrimsel gelişimdeki rolündeki yeri: bizim çevreyle, insanlarla ilişki kurmamızı sağlamasıdır. İnanç ve arzular, niyet ve algılar, nefretler, korkular ve umutlar “niyetlilik” kavramıyla zihin dünyamızda yer edinir.

    Searle, ileriki başlıklarda “Bilinç ve Niyetlilik” kavramlarının ortak ve farklı yönlerine değiniyor. Bu kavramlarla giriş yaparak “Doğallaştırılmış Niyetlilik” kavramını geliştirir.

    Searle, son iki başlığında ise toplumsal evrenin yapısı ile dilin nasıl işlediği konularını ele alır. Topluma dair kurumsal gerçeklik ve yapı taşları tüm yönleriyle anlatır. Bir insan edimi türü olarak söz söyleme işlevini yapan “dil” yapısını anlatır. Dilin anlam ile iletişim kavramlarının arasında ki yönleri bahsedilir. Söz edimlerinin farklı türleri neler olduğu ve sembolizmle olan ilişkisini bir çok yönüyle ele alır.

    John R. Searle, çağdaş zihin felsefeci unvanıyla, “Zihin Dil ve Toplum” başlığını taşıyan bu kitabında Bilinç, Zihin, Metafizik, Evren, Toplum ve Dil konularını bilgi birikimiyle, yorum gücüyle anlaşılması zor bu kavramları anlaşılır hale getirmiştir.

    Kitabın Künyesi: John R. Searle, Zihin Dil ve Toplum, çev Alaattin Tural, Litera Yayıncılık, 2. Baskı, 2015 İstanbul.

    Yunus Özdemir
  • 238 syf.
    ·2 günde·Beğendi
    Yazar kitapta çoğumuzun benzerlerini defalarca görüp duyduğu basit bir olayı konu almış.Yazar aldatmanın temelinde yatan sorunlardan çok bu fiilin sonuçları üzerinde durmuş. Kitapta aldatmanın temelinde yatan sorunlardan veya bir başka ifadeyle aldatmayı hazırlayıcı faktörlerden de bahsedilmiş. Ama kitabı okurken bunların çok basit ve yüzeysel kaldığını görüyorsunuz.
    Kitabı okurken bazen kendime acaba yazar aldatmayı savunuyor mu diye sormadan edemedim.
    Kitabın arka kapağında yazar için ‘ Aşkı ve insanı pek az yazar onun gibi anlatabildi…’ yazıyor.Ama ben bu kitapta aşka dair hiç bir şey bulamadım.
    Bir erkek olarak beni rahatsız eden diğer konu ise, ben mi böyle anladım bilmiyorum ama diğer kitaplarına da baktığımız zaman sanki yazar kadını küçük görüyor. Diğer kitaplarını okumadım sadece konularına hakimim. Fakat bu kitabı okuyup, diğer kitaplarının da konusu az çok aklıma geldiğinde bu fikir uyandı bende. Kitapta kadını koyduğu yer, aldatmanın kadındaki düşüncesi, sürekli kadını ahlaksız taraf olarak görmesi bana bunu düşündürdü.
    Diğer kitaplarını da bir fikir sahibi olabilmek adına okuyacağım. Fakat bu kitabında ben umduğumu bulamadım. 
  • Hayata karşı şiddetli bir düşmanlık duymakta ve şuur dışı bir şekilde bu duyguyu abartmakdadılar.
    Hayatın parlak taraflarından çok, acı taraflarını görmekte, çoğunlukla her ikisine de gerektiğinden çok önem vermekte ve bu yüzden hayatları boyunca kavgacı bir tavır takınmaktadırlar.
    Kendilerine olağanüstü bir dikkat gösterilmesini istemekte ve şüphesiz başkalarından çok kendilerini düşünmektedirler.
    Hayatın gerekli yükümlülüklerini bir uyarım olarak görecekleri yerde güçlük olarak nitelemektedirler.
    Çok geçmeden kendileri ile çevreleri arasında başkalarına karşı duydukları düşmanlık yüzünden hiç durmadan genişleyen bir uçurum meydana gelmektedir.
    Artık her yaşantıyı aşırı bir tedbirlilikle karşılamakta, gerçekten her türlü temas imkanından gitgide el çekmekte, kendilerine hiç durmadan yeni yeni güçlükler çıkarmaktan başka bir şey yapamaz hale gelmektedirler.
  • Acımak - güzel bir duygu! Ama iki tür acıma duygusu vardır. Birincisi, duygusal ve zayıf olanı, başka birinin yaşadığı felaketlerden kaynaklanan acı ve hüzünden olabildiğince çabuk kurtulmak için çırpınan yüreğin sabırsızlığıdır. Bu acıma duygusu, aynı acıyı hissetmekten çok, başkasının acısına karşı kendi ruhumuzun içgüdüsel bir savunmasıdır. Diğer tek gerçek acıma duygusu ise, duygusal olmayan, ama yaratıcı olan, ne istediğini bilen; sabırla gücü yettiğince, hatta gücünün bile ötesinde katlanmaya ve dayanmaya kararlı olunan acıma duygusudur. İnsan yalnızca sonuna kadar dayanabildiği, en acı ve en zor sona kadar sabredebildiği zaman karşısındakine yardımcı olabilir. Yalnızca kendini feda ettiği zaman, ancak o zaman!
    Stefan Zweig
    Sayfa 236 - Dr. Condor
  • Küçükken çok kötü bir hastaliğim olmuştu 2-3 gün su dişinda hiç bir şey içmemiştim o zamanlarda hastaneler bu kadar gelişmiş değildi ama hatirliyorum az çok her şeye rağmen ateşler içinde uzanmiştim bir döşeğe başım da duran rahmetli amcam vardi ve hakimda konuşuyordu o zamanlari ,anneme durumumu anlatınca onlarda yemek yiyemez olmuşlardi üzüntüden ,amcam çok aklili bir insandı tepkisiz kalmıştım hastalıktan yanimda bir tane elma koymuştu eğer kendisi beni fark edemeyecekse ona ben kendimi fark ettirmem için gece baya geçti gözlerim açtimda ,sırtını duvara vermişti ben bizim köyden diğer köye götürülmüştüm evleri kasr yani taştandı öylece uykuya dayanamamıştı rahmetli başımin ucunda uyuya kalmişti kaç gündü hastaydim ve o son 3 gün de bir şey yiyemez olmuştum gözlerim açınca elmayı görmüştüm ilk ,sonra elimi zorda olsa uzatmış almıştım ısırmaya gücüm kalmadığını fark edince benim ağzımdan çıkan sesle amcam hemen uyandi ve şaşıran bir hal ile elini başıma koydu ateşime bakmak için sonra elmayi elimden alip bıçakla dilimlede bende yavaşça yemeye çaliştim sonra su getirdi içtim o dönem coğu çocuk ölüyor du değişik bir hastalıkti biraz daha iyileştim sabah normal kaşıkla yemek yedirdiler az çok çorba ile geçirdim gün geçtikce daha iyi oldum ama ilk ay hep bu etki bende devam etmişti hep hasta gibiydim insan böylesi durumda baya duygusal oluyor bide çok düşünüyor . Bu gün vaktim coğu uyuyarak geçirdim ve şimdi uyandim annem bu sefer yanıma bir elma birde bıçak koymuş amcamın yokluğu gözlerimi yaşartı onu hatırlayinca ağrılarim unuttum gözyaşlarıma engel olamadım gözlerim ağriyordu kaç gündür göz yaşım akmadı ama insan sevgiyle hayata tutunuyor sevgi olmadan insan asla mutlu olmaz ,hele anne baba kardeş amca Dayi sevgisi de bir başkadır . Hele sevdiği kardeşi gibi gördüğü insanlarda bambaşkadir böylesi bir dünyada kalp kırmak birilerini üzmek hep bana tuhaf gelmiştir ben böyle biri de değilim hep iyilik sevgi taraftari oldum bilmiyorum bu ağrılarim daha da halsizleştiriyor takatim Şuan yok yazmaya daha fazla yazmak için ama hayatim boyunca bende hep anlaşilmak için yazdim bunu hatırlayorum geriye dönüp baktimda bilinçli olarak kimseye zarar vermediğim için içimi rahatlatan tek şey hakli oldum durumlarda bile haksız insanlarin kalbini kırmadım ilk özür dileyen bendim bana zarar verenlere karşida hep böyle oldum affetmenin en büyük Erdem oldunu öğrenmiştim henüz çok küçükken Şuan büyüdüm bazi doğrularımdan hiç ayrılmadım belki ne olacağı belirsiz bir sabaha uyanır belkide ileşir derdi de veren şifayida veren Rabbimdir .
    Çok pişmanlıklarım oldu coğu boş zamanımda kaçırdığım namazlarım en büyük pişmanliklarim onun dişinda vicdan muhasebe yapsam coğu kez çevrem bana Burçlu çikar ama ben her şeyi ile herkese helal ediyorum hakimi. umarım herkes de hakimda böyle düşünür helal eder kimsenin günahı ile de ölmek istemiyorum kendi günahlarimla ölümden korkarken . Asil bu yaşam gayesi neyde ben ne kadar anladim neresinde durdum amacina ne kadar hizmet etim kendimi sorgulamaktan alamiyorum eğer tekrar Fıratsatim olursa yeniden ayağa sağlam kalkarsam geride biraktim bütün yanlışlarimla yüzleşmek istiyorum hakinda konuştum sevmediğin insanlara ulaşmak istiyorum varsa bir hatam helalik isteyeceğim onlardan karşimdaki insanlara daha çok önem vercem kimseye yük olmamaya çalişcam biliyorum en önemli kararlar en kötü zamanlarda insan verir . Bunun da farkındayım az aci çekmiş biri değilim ilk defada hasta olmuyorum ama ilk defa beli bir bilinçe ulaştimi fark ediyorum acılarım varken artik ağlamıyorum sanirim belkide büyüdüm belkide bu hayati kavramışım hatirliyorum küçükken aci hissettiğim zaman Annemi görünce sanki acımı hafifletmek onun elindeydi o bana yaklaşınca ağlardim çünkü o benim acıma dayanmazdi rahmet eli onda arz ederdi ALLAH tarafindan başıma dokununca anlardim
    Oysa şimdi büyüdüm şimdi Annem odama bana bakmaya gelince acilarima rağmen gözlerine bakıp tebessüm ediyorum o üzülmesin gözlerinin içindeki o umudla yaşiyorum çünkü o benim annem varliğima ALLAH tarafindanden sebebiyet vermiş biri onun sevgisinden asla şüphe duymadim beni bu yaşa kadar getiren oydu beli bir yaşı yaşadı benim doğumumdan sonra artik kendisi için yaşamadi Şuan yaşımımimı iki kati yaşında hissediyorum kendimi çünkü benim için yaşayan doğumumdan yana bir annem var yaşımı iki ile çarpıyorum bir yarim yaşim bir yarimda annemin benim için ki yaşı sanirim annelik nedir bunu hiç bir zaman tam anlamiyla anlayamacağim çünkü ben bir erkeğim ve asla anne olacak merhamete ulaşamayacağım takdir-ı ilahi beni farkli yaratmiş ve bu farkı da en güzel şekilde gözlerimin içine sunmuş çünkü oda annemdir
    Babamida konuşsam bitmez az konuşur ama ona hayran olarak büyüdüm bu yaşıma kadar büyüdüm evet bazen uzun zamanlar ayri kaldim eğtim dönemlerimden dolayi ama ,bana okursan Mutluka Kuran Kerim öğrenmeyi ihmal etme camiden uzak durma bir yolun her zaman camiye varmali derdi asla kötü sözleri işitmedim yanimda kimseden konuşmazdi işine bakardi en çok o dilendirirdi öğüt verir dururdu usanmadan yorulmadan çok soru sormam rağmen her zaman cevap verirdi hiç bir zamanda bana el kaldırmadı beni övdüğünu hatırlamiyorum öyle çok şımaracak şekilde beni büyütmedi en çok sorunlularimi öğreti bana ama her çocuk özeldir derlerdiya gerçekten bunu hissederek büyüdüm istediklerim hep aldi belki küçükken bende çok farkli büyüdüm bisiklet hayalim olmadi ama hep annembabamla ,olmakti hayalim onlarin dünyasina ben denge kurmaya çalişiyordum artik bende bir dünyaliydim. Onlarin dünyalarina denge kurmak için onlarin yaşam tarzlarina göre yön veriyordum hayatima mesela babam ağaçlari çok severdi kendi coğrafyamdaki bütün ağaçlari ve Türlerini öğrenmeye koyuldum sanirim yerde gördüm her bitki ve her ağaci taniyorum şimdi annemde inancına bağli bir bir insan ikiside asla ihmal etmezler ibadetlerini bende sanirim iç dünyamı onlarin ki ile içselleştirdim camide den sonra imam hatip okudum ondan sonraki hayalim de üniversitede ilahiyat okumaktı güzel bir paun alman rağmen onlardan uzak kalmamak içinde kendi şehrimi tercih etim hem kendi coğrafyam kendi toprağım ve sevgimin kaynağına annem babam ve ailem çok yakin sanirim ben hep onlarla yaşadim ve hep onlarla yaşamak istiyorum
    Aşki da aciya da gurbete şahidim ama tekrar da olurum biliyorum ama anne baba sevgisine bir daha asla şahid olamam bunun için asla böyle bir nimeti hiç bir zaman ,göz ardi etmedim etmemde
    Böylesi kifayetsiz kepaze bir hayata her şeyden değerli olan ailemi göz ardi edip bu dünyanin Hülyasina kapilamam bunu çok iyi biliyorum sonuçta bu hayata ki bütün kazanımlar bir zaman taşınımindan başka bir şey değildir. Yaşarsin büyürsün üstüne aldiğin yaninda taşıdın adin soyadın mesleğin malin mülkün ölümüne kadar eşlik eder ama ailen bağlarin cennet giden yolda sirat köprüsünde emniyet kemerlerin olur buna icabeten aile olmayı ailenin ne demek olduğunu iyi anlamaya çabalıyorum her zaman ,uzun zamanlarım olur o kadar çok empati yaparim ki bazen kendi duygularim nelerdir farkina varmıyorum kardeşlerim abim babam annen arkadaşlarim için hep süreçleri ele alirim üstünde saaatlerce düşünür dururum bazen çok empati kurmamdan olsa ,çok kez karşılaştığım insanlara onlarin iç dünyalarini onlara anlatmaya çalişirim ve de bana hak verdiklerine şahit olurum nasil bildin veya gerçekten doğru söylüyorsun falan derler her neyse ,demek lstediğim şey insanca yaşamak sorumluluk ister Buda çok güzel bir şey böylesi bir hayatta . Sorumluluksuz yaşmak ne kadar kötü ve ne kadar berbat olur intihar bile çok anlamli kılar hayati sorumsuz insanlara,
    Sorumluluklarımızın farkına varalım demek lstedigim bu maksadimda budur hani biz insaniz yaratılanlarız bizim Yüce ALLAH ‘a karşi ve de topluma karış sorumluluklarımiz vardir.Bunlari en iyi sekilde yerine getirmek mükellefiz şüphesiz yüce ALLAH’ a karşi olan sorumluluklarımızı en iyi şekilde yine onun bize Hidayet etme vesilesi kildi kitabi mukaddes olan Yüce kelami Kuran’ı Kerim ile belirtmiştir bizimde yegane amacimiz hayat nizamimizi ona göre tasarlamak ona göre tanzim edip düzenlemektir ‘yüce Rabimiz söyle buyur bir ayeti kerime de: Kuran-ı Kerim 356. sayfasında bulunan,Nur süresinin 54 nolu ayeti
    " De ki: Allah'a itaat edin; Peygamber'e de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, Peygamber'in sorumluluğu kendisine yüklenen (tebliğ görevini yapmak), sizin sorumluluğunuz da size yüklenen (görevleri yerine getirmeniz)dir. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygamber'e düşen, sadece açık-seçik duyurmaktır. "
    Şüphesiz İslam dini hakikatin ta kendisidir ve tek kurtuluş yoludur isteyen de istemeyende ALLAH’in hakikatene boyun eğecektir. Bu fani dünyada boyun eğen (kabul edip onunla yaşayan) ahirette yüzü ak çıkar ve o büyük şerefe laik görülür ALLAH onu dilediği şekilde yaşatır.
    Ve bu dünyada ALLAH ‘a asi olan boyun eğmeyen ona karşı gelende ALLAH onu esfele safiline yollar ve orasi ateşin insanı Demir gibi canli canli erittiği yerdir büyüklüğü bilinmez ama şöyle tarif edilir ;İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar, cehennemliktirler. (MAİDE/10)

    Onlar için cehennemden (alevli) bir yatak ve üstlerinden (onları örten ateşten) bir yorgan vardır. İşte biz, zalimleri böyle cezalandırırız. (7/A'râf 41)

    Dünya bozgununun) ardından (bir de) cehennem vardır. Ve (ona) irinli sudan içirilir. (14/İbrahîm 16)

    Orada onlara, zorlanarak nefes almak vardır. Ve orada işitmezler de. (21/Enbiya 100)

    Oranın derdinden/üzüntüsünden (kurtulmak için) ne zaman çıkmaya yeltenseler, oraya geri çevrilirler. Ve (denir ki): “Tadın yakıcı azabı.” (22/Hac 22)

    Kaynar su içinde... Sonra ateşte tutuşturulacaklar. (40/Mü’min(Ğafir) 72)

    Şüphesiz yüzlerce ayet var ve hepsini buraya yığmak istemiyorum ALLAH tan niyaz ediyorum bizi doğru yoldan ayırmasın bizi islam dini üzerine ayaklarımızi sabit kılsın İnşaALLAH . Gerçekten her insanın kendi ölümü kendi kiyametidir. Ve her an da kıyametimiz kopabilir bunun içinde asla gevşek davranmayalim boş şeyler yapmaktan kaçınalım . ALLAH karşi mahcup olmayalim günahlarımızla. Bu gün varmiyiz beli değil bu belirsizliğe karsi milyon yıl cehennem ateşine yakılacak odun olmayalim cehennem azabı şüphesiz çok çetindir kulak zarlari patlatan kimsenin işitmedi bir yangındır içeceği de ateşten kordan kaynar sulardir: Onlar için (zehirli, pis kokulu, boğazı parçalayan) “darî” dikeninden başka bir yiyecek yoktur. (88/Ğaşiye 6)

    Böylesi sıradan bir fani yaşamı cehenneme tercih etmen akıl kari degildir
    Ey insan ! Ey müslüman uyanda bak haline sen necisin bu hayatta nicemisin var misin yokmusun şuana kadar neyin oldu neyin sahibi oldun varliğin nedir yokluğun ne olacak oturup düşünmezmisin?
    Nelerin kaldi elinde , yaptıkların arasında işlediğin sevap ve günahlar dişinda , kendine bir hesab çekermisin düşünürmusun ?

    Unutma ki bu dünya ya Hz adem Aleyhisselamin ceza çekmesi için gönderildiği dünyadasin ne yerindir ne yurdun sakin ona. Hayatini feda etme asil hayatini feda etmen gereken asil yordun ahirett yurdudur
    ALLAH bize Hidayet versin kalbimizi iman nuruyla doldursun inşallah durmandan saatlerce yazabilirim şuanki ağrilarim bunu yapmama müsaade etmiyor umarim biraz düşünürsünüz inşallah ALLAH bizi dos doğru iman ehlinden kılsın kendisine şükürde ibadet etmede salih kullarından eylesin ALLAH umme Amin inşaALLAH dua ile kalın selametle.....salih 👋
  • Durduk. Zırhlının taretindeki siperliğimden arkadaki haşlanmış vücutlara, tiksinti verecek kadar iğrenç, kana bulanmış metal eriğine baktım

    Baba, bu yaptığınız korkunç bir şey!

    Biliyorum küçük, çok kötü. Ama eğer sana "Savaş böyle bir şey, görülecek güzel bir şey yok" deseydim benim yaşlı bir aptal olduğumu düşünürdün.
    Benimsenmiş muhteşem formüle göre "Ya onlar ya biz. Başka seçeneğimiz yoktu"... "Savaşta her şey mubahtır"... ve daha bir sürü zırva! Bu herifler bize serinletici içecekler ikram etmek için ormanın kenarında beklemiyorlardı!
  • Seni çok sevdiğim için sana eziyet ediyorum, sakın aklına başka bir şey gelmesin, sevildiğini bil. Aşkın insana böyle şeyler yaptırdığını, insanın sevdiği kişiyi üzmekten hoşlandığını biliyor muydun?