• 144 syf.
    ·2 günde·10/10
    Şubat ayı benim mahçup olma ayım sanırım. Gerçekten Mehmet beye karşı çok mahçup oldum. Sebebini burdan diyemem tabi :)) Bazı nedenlerden dolayı bir hafta geç okumak zorunda kaldım ama ne demişler geç olsun güç olmasın aslında bu bi hafta içinde çok sıkıldım gündüzler akşam akşamlar sabah olmak bilmedi. Arkadaşım ziyaretime gelmesine rağmen unutmuş getirmeyi sağlık olsun deyip kitabıma kavuşmayı bekledim.
    Yazı yazma işinde iyi olduğum söylenemez. İki kelimeyi yan yana getirmek ömrümden ömür götürür. E sayısalcı olmanın zararları neyseki bilgisayar ve telefondan yazınca yazımın çirkinliği görünmüyo :) tabi sayısalcı olmam okumama engel değil. Okuma alışkanlığı kazanmama yine boşnakların hayatının anlatıldığı bir kitap vesile oldu. Her okuduğumda içimden birşeylerin kopup gittiğini, içimin acıdığını, göğsümün sıkıştığını ve boğazıma bişeylerin düğümlendiğini hissettim. Aida'nın hayatını okuyunca aynı şeyleri hissettim. Her okuduğumda hissetmenin ötesinde nefes almak bile benim için güç oluyo. Kitapta o kadar bölüm varken Aida'nın hayatına takılıp kaldım. Bir zamanlar deli gibi film izliyor olmama rağmen bu konuda film izlemeye cesaret edemedim. Bunları okuyup izlemeye yüreğimiz dayanmazken onlar yaşayıp görmüşler . Eğer cennete gideceksem( ki benim muallak) aynı cenneti haketmediğimizi düşünüyorum. Bu kitaptan sonra kulplu şeylerden bişey yiyip içeceğimi sanmıyorum. O dönemde yaşamış olsam heralde kahrımdan ölürdüm. Şu dönemde napılabilir onları hayata geçirmekle başlayacam. Aliya izzetbegoviç hakkında hiçbir fikre sahip değilken şuanda acayip bir şekilde merak ediyorum. Sadece bir kaç defa sosyal medyada bir kaç sözüne denk geldim. İki sözünü çok sevmiştim. Biri ,
    "Sanat için soyunana alkış tutanlar Allah için giyinene neden zulmeder?" Şimdinin hocaları dine çağa ayak uydurduğu için türbanın ayarı ile oynandı. Çağa göre fetva verilir oldu. Kendimi teselli ederek söylüyorum bu durumda bende türbanlıyım!!!
    Oturup biraz düşününce şu sözünde ne kadar haklı olduğunu görebiliyorum.
    "Ve herşey bittiğinde hatırlayacağımız şey düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır. " adam biz insanlara, insanları geçtim yeryüzünde susan müslümanlara ne dese azdır. Bu kitaptan sonra Aliya izzetbegoviç hayatı hakkında bir kitap önerirseniz seve seve okurum.
    Bugüne kadar otobüs içinde olanların anlatıldığı bi kitaba hiç denk gelmedim okumayı geçtim yaptığım yolculuklarda dış dünyayla irtibatı kestiğim için hiç başkasının hayatları olduğunu düşünemedim bile. Kitapta her kelimeyi okurken ayrı bir keyif aldım fakat can evimden vuran nokta;
    "Sıradaki şarkı sevipte kavuşamayanlara değil kavuşupta sevmeyenlere armağan olsun" bazı yaşanmışlıklar nedeniyle bana mı anlamlı geldi bilemedim ama umarım kavuşup sevemeyenler birgün geride bıraktıkları için, gelecekteki mutsuzlukları için pişman olmazlar.
    Kitapta yer verilen ve Mehmet Yılmaz denilince aklıma gelen Samsun'a da yer vermek istiyorum. Doğuda şu düşünce yaygındır. Karadenizliler biz Kürtleri hiç sevmez. Sanırım ben bu düşünceyi yerle bir ettim hemde hiç aklıma gelmeyecek bir yerden. Okul hayatım boyunca (yaklaşık 17 yıl) hiçbir öğretmenimi sevmedim. Öğretmen sıfatıyla karşıma çıkan herkesten nefret ettim taa ki Samsunlum karşıma çıkana kadar. Yediğim sıra dayağında arkamda olan, babamdan yediğim dayaklarda okula gitmeyince beni okula zorla götüren, kılık kıyafetime çeki düzen veren ve anne şefkatiyle yaklaşan. Beni hayata bağlayan, ayaklarım üzerinde durmayı öğreten samsunlu öğretmenim.. şimdilerde en yakınım, her şeyimi bilenim, dostum. Böyle düşünen Karadenizlilere ve doğululara inat Karadenizli öğretmenimi çok ama seviyorum.
    Kitabı okurken her hikayede kendimden bişey buldum. Hiç sıkılmadan üzüle üzüle bitirdim. Ne yalan söyleyim biraz daha uzun olmasını isterdim. Doyum noktasına ulaşmadan bitiyo. Tadı damakta kalan cinsten. Sonu maalesef beklediğim gibi olmadı hüsranla bitti. Türkiye'nin ve hatta dünyanın acı ve acımasız gerçeği TERÖR. Hiç beklemediğim bir son. Daha mutlu, umutlu, güzel ve yaşanılabilicek bir dünyanın olması dileğiyle. Elimde olmayan nedenlerden, Çok geç olsa da zahmetlere girip imzalı kitap yollayan yazarımıza, abime çok ama çok teşekkür ederim. Rabbim yolunuzu açık etsin. En kısa zamanda bir gün kitabında görüşmek üzere..
  • 720 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Bu kitaba methiyeler düzmeye nereden başlayacağımı bilmiyorum. Bitirdikten saatler sonra bile etkisinden çıkamadım. Sosyal medyada neden bu kadar çok övüldüğünü son sayfayı bitirdiğimde çok iyi anladım.
    Günay abi sen ne yaptın ? Abi sende nasıl bir hayal gücü var ? Hadi diyelim hayal ettin. Nasıl bu kadar eksiksiz, bu kadar özgün bir şekilde kurguladın ve yazdın? Kurgu bu ya adı üstünde kurgu. Mutlaka kıyısında köşesinde bir yerinde hiç mi en ufak bir aşırılık, bir soru isareti olmaz? Yok, bu kitapta akılda kalan en ufak bir soru işareti, en ufak bir aşırılık yok. Hadi canım ordan dediğim bütün nokataları kitabın finalinde bana yutturdu adeta yazar. Yani o nasıl bir sondu öyle hala etkisinden çıkamadım.
    Ayrıca polisiye kitap okuyacağımı zannediyordum. Hem polisiye hem edebiyat hem fizik hem kimya hem psikoloji ve daha sayamadığın birsürü dal bir sürü bilgi. Sahi abi sen o satırları o dizeleri nasıl yazdın ya? Bu kadar eksiksiz, eşsiz, özgün bir kurgu yazarken diğer o mesajları, mısraları da nasıl bu kadar kusursuz yazabildin? Hiç mi aman burası da böyle olsun demedin, ne bu mükemmeliyetçilik?
    Ayrıca bu kitabın bizden çıkması da tam bir gurur kaynağı. Bu kitap kesinlikle dünya standartlarında. Okuduğum çoğu yabancı kurguyu alt üst eder.
    Ben okumakta geç kaldım umarım bu satırları kitabı hala okumamış olan 3 5 kişi görür de okumalarına vesile olurum.
    Hee hiç mi kötü yanı yok bu kitabın ? Ben yine her 500 sayfa üstü kitapta olduğu gibi bazı diyalogları okurken yine sıkıldım. Ben ayrıntılı diyaloglar okumayı sevmiyorum bence diyaloglar şipşak okunup bitmeli. Ama böyle bir sonla karşılaştığımda gerçekten o diyalogları okurken sıkıldığım için kendimden utandım. Siz sakın sıkılmayın ve kitabın son sayfasına kadar okuyun.
    Ve bu kitabı mutlaka alın, okuyun, okutun.
  • 164 syf.
    ·11 günde·8/10
    Henüz yeni yeni kitap okuma alışkanlığı edinmeye çalışan biri olarak birçok kez önerilen ve beğenildiği aşikar bu kitabı aldığım gün birkaç sayfasına göz atmak istedim. Evet göz atıp sonra okumak üzere bırakmak istedim ama baktım ki 25. sayfaya gelmişim bile. Kitap beni içine çektikçe çekti. Kitabın ortalarına geldiğimde biraz sıkıldım ne yalan söyleyeyim. Aslında sıkılmaktan kastım biraz sinirlendim biraz üzüldüm galiba. Ama o Raif’in naifliği... Biraz kendimden bir şeyler buldum onda. Raif’in psikolojisini anlamak, okumak, içinde bulunduğu durumu hissedebilmek güzeldi. Çoğu yere “Ne doğru söyledi gerçekten” diyerek işaretler koydum. Hiçbir sayfada Raif’e üzülmeyi bırakamadım. Kitabın ortalarından sonuna yaklaştıkça sıkkınlığım yerini merağa bıraktı. Merakla okuyup bitirdim. Evet yeni yeni alışkanlık edinen biri olarak bu kitap beni okumaktan soğutmadı hatta büyük ihtimalle diğer Sabahattin Ali kitaplarını da okuyacağım. Yapılan betimlemeler, psikolojik tasvirler karakterleri aklımda canlandırabilip onların dünyasına girebilmeme olanak sağladı. Sözlerimi, çok beğendiğim, kitaptan bir alıntıyla bitirmek isterim.

    “Dünyada bana hiçbir şey, tabiattan melül bir insanın zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmemiştir.” Kürk Mantolu Madonna Sabahattin Ali
  • Kafka'yı severim. Hem yaşamında kendimden ufak izler bulduğumdan hem yazdıklarında kendi ruhsal karanlığımı okuduğumdan Kafka'yı severim. Ama bu kitabından sıkıldım ve yarım bıraktım. Aslında bitirebilmek için de kendimi epey bir zorladım. Ama olmadı. Bazen anlayamadım bazen - ki çok az yerinde - sevdiğim cümleleri oldu. Sonuç olarak bitirecek sabrım kalmadı. Belki de kendisi de bunu öngörmüş olacak ki bu yarım eserleri yakılsın istedi. Ve yine kendisine hak vermiş oldum. Belki de bu da birbirimize benzerliğimizin bir göstergesidir. O da bu eserlerine katlanamamış belli ki. Ama bu kitap beni sıktı diye Kafka okumaktan vazgeçer miyim, asla!
  • Gerçekten o kadar sıkıldım ki okuyamayacağıma karar verdim. Kitaptaki her şey çok karmaşık yaklaşık 100 sayfa okudum ve hiçbir sey anlamadım, olayların birbirleriyle bağlantısı yok gibi. Belki de tamamen çeviriden kaynaklanan bir sorundur bilemeyeceğim. Gerçekten çok abartılmış, sanat şahsi ve muhteremdir belki ama sanat anlaşılınca değer kazanır. Bir kitabı karmakarışık yazmak maharet değil az ve öz kelimeyle bütünlük yakalayabilmek önemlidir. Nobel alması benim için bir şey ifade etmiyor. Kendimden ve sevenlerinden özür dileyerek yarıda bırakıyorum.
  • Sıkıldım çok, her dakika düşünmekten,üzülmekten
    Artık yok, kalmadı gücüm düşmekten,yenilmekten
    Pişmanım erken vazgeçmekten, kendimden
    Bu alem geçmiş kendinden
    Ne gelir elden?
  • Öyle bıkmışım ki hayattan insanlardan herkesten. Adi şerefsiz vefasız olan herkesten. Kendimden. Nefret ediyorum. İnsanların canı cehenneme. Bıktım tükendim. Mal dalgınlığım mal tavırlarım. İnsanları güldürmekten de sıkıldım usandım her şeyden. Nefret ettim iğrendim. Herkesten. Çok mutlu olduğumu zannediyorlar. Habire ezin beni. Hakkımı aramak da istemiyorum. Öle bi ezin ki çiğneyin öle salak bakayım bende size tıpkı geçen sene gibi. Bıktım. Tükenmişliğin zirvelerinde bulunmaktayım. İğreniyprum kendimden herkesten dünyadan. İsyan gene isyan. Bıktım. Kimi kime şikayet ediyosam. Kendimi kendime şikayet ediyom. İçime ata ata mal oldum. Leyla olmuşum. Mal gibi rezil oldum. Bıktım. İnsanlar da haklı tabi gülsünler alay etsinler. Tam bi malım. Allah benim belamı vermiş belamı. Mutlu olmaya hiç hakkım yok benim. Aşık olmak istiyorum. Bambaşka farklı birine. İstiyorum ki it gibi sürünsün peşimde. Öyle istiyorum ki aşk olsun. Ve inşallah olucak. Bambaşkamla bambaşka tarihte görülmemiş bir aşkım ile. Mükemmel bir aşk ile. Anca böle sıyrılırım acılarımdan yaralarımdan. Bambaşkam benim hoşgeldin aşkıma. Aşk tesadüfleri sever. Aşkım ben de seni.
    Bir ömür...
    Aynı yastıkta...