• İlk ne zaman, nasıl karar verdim hatırlayamıyorum. Saçma geçen bir gün daha bitti düşüncesiyle yastığa başımı koyduğum gecelerden birisinde miydi? Gülümseyerek dinlediğim bir sohbetin ortasında aklımın çok uzaklarda takılı olduğunu fark ettiğim anda mı geçmişti aklımdan? Belki de gördüğüm rüyanın ne anlama geldiğine baktığım sabah kuvvetlenmişti bu fikir..

    “Kişinin şansına rivayet edilir, şansınıza güveniniz ve risk almaktan çekinmeyiniz.”

    Çok inandığımdan değil de inanmaya ihtiyacım olduğundan belki bir işaret olarak yorumlamıştım. Belki de çok uzun zamandır aklımın kuytu köşesindeydi ama ben onu görmezden geldim, evet evet görmezden geldim. Korkuyordum çünkü. Yeniden başladığımda bitirdiğimden daha kötü durumda olursam diye korkuyordum. Hala korkuyorum ama yapmak zorundayım. Denemeden bilemezsin diye savuşturmaya çalışıyorum endişelerimi.

    Denemek zorundayım. Çalıştığım işte devam etmem için tek bir motivasyonum yok. Yeni gelen iş teklifini değerlendirmeliyim. Zaten burada olabileceğim en üst pozisyona geldim, çalışma arkadaşlarımı da sevmiyorum, her gün sığlıklarında boğulmamak için verdiğim mücadeleden de bezdim. Böyle devam edemez, daha nereye kadar götürebileceğim. Yeni bir başlangıç, yeni insanlar iyi gelecektir. Tekrar yeni bir başlangıca ihtiyaç duyana kadar oyalayacaktır beni. Yapmalıyım. Böyle mutsuz devam etmemeliyim. Benim de buraya katabileceğim yeni bir şey kalmadı, gereğinden uzun bir ilişki oldu. Şu bıkkınlık olmasaydı aslında. Ama bıkkınlık var, korku da var. Buradaki gibi rahat olamazsam, pişman olursam. Ya başarılı bulmazlar da yol verirlerse. Çok kısa süre içinde iş bulma stresi çekmek de istemem.

    Sonra başka bir şehir belki… Pek çok şehirde şubesi var nasılsa yeni yerin, oradaki aynı pozisyon için başvurabilirim. Bir yaştan sonra aileyle de olmuyor zaten, yeni bir şehir, yeni başlangıçlar. Bizim çocuklar da zaten ne zamandır buraya taşın diye ısrar edip duruyorlar, oradaki şubeye başlarım. Mutlu olduğum insanlarla olursam daha az yorar beni belki hayat. Sorular yok, açıklamalar yok.. Yoruldum bunlardan. Gerçi insan bazen konuşup anlatmak da istiyor, derdini anlatmak, sevincini anlatmak, kızgınlığını paylaşmak, fikir almak… Ama bıkkınlık var işte bıkkınlık olmasaydı yine idare edebilirdim. Zaten tartışmadan konuşabildiğimiz de yok hangi konuşmaktan bahsediyorum ki. Bahane bulma! Uzaklık en güzeli, hem özleriz biraz birbirimizi, her gün birbiriyle sürdürmeye çalıştığı ortak yaşantı bunaltıyor insanı.

    Ama tabi daha iyi bir kazanca sahip olacak olsam da biraz daha sıkıntı da yaşayabilirim. Masraflar artacak çünkü. Mümkün mü ki? Ya daha kötü olursa vaz mı geçsem acaba? Başaramayıp geri dönmek, her gün ben sana demiştimlere maruz kalmak da var. O zaman katlanmak daha da zor olur. Sen bıkkınlık neymiş o zaman gör. Yok yok neden vazgeçiyorum ne kadar kötü olabilir, alışırım. Hepsine alışıyor insan.

    Sertap Erener de yıllar önce şarkısını yapmamış mıydı? Kendisine yeni bir Sertap lazımdı, bulabildi mi acaba. Bana da şans lazım Sertap, yeni bir hayat, yeni bir ben lazım. Ne diyorsun?

    Biraz zaman geçince yeniden yeni bir başlangıç ihtiyacı duyarım muhtemelen ama olsun bu başlangıç beni epeyce idare eder en azından. Başka bir şehir macerası, yeni bir ev, taşınma, yeni iş, yeni ortam alışana kadar zaten epey süre geçer. Sonrasına bakarız. Yeniden bıkkınlık duyana kadar bir kaç yıl geçer. Sonrasını birkaç yıl sonra düşünürüm. Yeter bu kukumav kuşu gibi haftalardır düşünüp durduğum, evet kararlıyım yeni bir sayfa açacağım ve bu saçma monotonluktan kurtaracağım kendimi.

    Yeni bir ortam, yeni insanlar… Her söyledikleri batmayana kadar, her hareketlerine sinir olmayana kadar yeni yüzler... Bıkana kadar.

    Yarın müsait bir arada yöneticimin odasına gidiyorum ve işi bırakmak istediğimi haber veriyorum, iş yerine gidince ilk işim istifamı yazmak olsun hatta. Ama önce evdekilerle konuşmalıyım, epeyce itiraz edecekler ama kulak asmamalıyım. Kararım kesin bu sefer, sağlam durmam gerek itirazlar karşısında. Yeni bir başlangıç yapacağım; nereden mi çıktı bu şimdi. Mutlu değilim derim, zorla değil sonuçta. Ben doğru bir karar olduğuna inanıyorum, yapacağım,yeni bir başlangıç yapacağım. İstifa edeceğim, başka bir şehre yerleşeceğim, yeni bir hayat kuracağım. Hele önce evdekilerle bir konuşayım da… Önce iş yerine haber vereyim de… Yapacağım.. Ne olacaksa olacak, başlamam lazım.
  • Duygularını hissedemediğim için zevkle okuyamadığım bi' kitap oldu. Henry'nin Grace'e olan o aşkını ben içimde hissedemedim. Bilmiyorum artık sorun bende mi, yazarda mı..

    Kitabın konusu aslında çok tanıdık, normalde hep okuduğumuz çaresizce aşık kız ve eski sevgilisini kaybeden erkek varya hani.. erkek kızla zaman geçirir ama ASLA ona verecek bir aşkı yoktur. Çünkü kalbi artık ona ait değildir..

    Bu kitapta da Henry çaresiz aşıktı -her ne kadar ben fazla sallamasam da-
    Grace, ölen eski sevgilisini unutmayan, onu özlediği için Henry'le takılan kız rolündeydi.

    Tam puanlık bir kitap olabilirdi, özellikle de sonu yüzünden.. ama (bu kitapta hep bir ama var) ben hissederek okumadım. Özellikle de kitaba başlarken 'Finch'i geçecek ya kesin bu kitap.' modundaydım. Yaşadığım hayal kırıklığını kelimelere dökemem.
  • İşçilerin durumlarınu düzeltmelerini kendilerine boş zaman ve dolayısıyla eğitim olanağı sağlayacak iş ücretinden elde edilmiş artı değerlerin hepsi, bütün ücret fazlalıkları kapitalistler tarafından ellerinden alınır. Toplumun öyle bir düzeni var ki, işçiler ne kadar çok çalışırlarsa tüccarlar ve toprak sahipleri o kadar çok para kazanır, onlarsa her zaman işçi ve hayvan olarak kalır.
    Lev Nikolayeviç Tolstoy
    Sayfa 118 - İş Bankası Kültür Yayınları 7. Basım
  • Günlüğünün son bölümünden geriye sadece iş notları kaldığı için, bu bize Plath'ın aslında, hayatına 30 yaşında son verdiği 11 Şubat 1963'ten çok daha uzun zaman önce öldüğü izlenimini vermektedir.
  • İlk başta kitabını okudum sonra da filmini izledim. Yazarın üslübunu çok beğendim aynı zamanda olay akışı beni sıkmadı, güzel bir kurgu bu roman. Zaman zaman okurken gözlerimin dolduğunu hissettim. Kitap hemen bitiverdi, elimden düşüremedim çünkü. Filmi de kitabı gibi etkiledi beni. Önerim ; eğer filmi izlemediyseniz ve kitabını okumadıysanız önce kitabı okumanızdan yana. Sonra filmi izlemeniz daha iyi olacaktır. Çünkü bildiğiniz üzere kitap her zaman daha ayrıntılıdır. Travma yaşayan birinin psikolojisi başarılı bir şekilde aksedilmiş.
  • Tehlikeli İlişkiler Rogues of Regent Street serisinin ilk kitabı. Seri toplam dört kitaptan oluşuyor ve okunma sırası şöyle:
    1. Tehlikeli İlişkiler
    2. Zalim Cazibe
    3. Serseri Kalbim
    4. Gizemli Âşık

    Ben son kitap hariç serinin bütün kitaplarını okudum ama Tehlikeli İlişkiler dışındakileri okuyalı yıllar oldu ve detayları pek hatırlamıyorum. Kitapları okurken seri olduklarını bilmiyordum. Bu yüzden karışık okudum ama historical türünde serileri sırasıyla okumak çok da önemli olmuyor. En azından bu seri için sırasıyla okumasanız da olur.

    Kitabın ilk 150 sayfası çok sıkıcıydı. Türün hayranı olmama rağmen kendimi zorlayarak okudum. Herkes benim kadar sabırlı olur mu bilmiyorum.

    Başkarakterlerimizin birbirlerine âşık olmaları çok uzun sürdü. Üstelik yeterince olay da yaşamadılar. Historicallarda en keyifli kısım karakterlerin birbirlerine olan duygularını keşfettikleri kısımdır. Maalesef bu kitapta o keyfi alamadım.

    Türde bir klişe olan birbirleriyle sorunları konuşmayıp olayı daha da büyütme, sinirlenince kötü konuşma ama sonrasında pişman olma kitapta bolca vardı. Bir yerden sonra sıktı tabii.

    Kitap 462 sayfadan oluşuyor. Ben her zaman eğer yazarın kalemi çok iyi değilse bir historicalın 300-350 sayfa aralığında olması gerektiğini savunuyorum. Daha uzun kitaplarda bir yerden sonra sıkılıyorsunuz ve bitse de gitsek hissi duyuyorsunuz. Bu kitap 100-150 sayfa daha kısa olsaydı eminim daha güzel olurdu ve ben daha çok beğenirdim.

    Kitabın boyutu normal kitap boyutundan bir tık küçük. Yazı karakteri de normal olandan daha küçük. Bu yüzden kitabı okurken zorlandım. Gözü yoran bir kitap haline gelmiş.

    Kitapla ilgili hiç olumlu yorum yazmadım ya :-) Türü sevenler bir şans verebilir çünkü yazarın diğer kitapları (Zalim Cazibe ve Serseri Kalbim) güzel kitaplardı. Seriyi sırasıyla okumak isterseniz Tehlikeli İlişkiler’i de okuyabilirsiniz ama beklentinizi düşük tutun derim. Türle yeni tanışacaklara ise daha güzel kitaplar var diyerek Tehlikeli İlişkiler’i önermiyorum.

    Detaylı yorumumu blogumdam okuyabilirsiniz: https://suleuzundere.blogspot.com/...iskiler-seri-10.html
  • Bana en çok dokunan, suçlu olsam da olmasam da her zaman bir çeşit tabiat kanununa uyar gibi, herkesten önce kendimi suçlu görmemdi.