Okur
Aslı
Bir Çöküşün Öyküsü'ü inceledi.
64 syf.
·
8/10 puan
"Evde bir ölü var, farkında değil misiniz? O, BENİM!" 2020'de okuma hedefimi gerçekleştirmiş olsam da, incelemeler konusunda fazlasıyla tembel davranmışım. Bu nedenle, burada bir süreliğine 2020'de okuduklarım incelenecek, hafızalar tazelenecek. Kitapta, Paris'teki sarayından artık ona ihtiyaç kalmadığı için kral tarafından uzaklaştırılan Madam de Prie'in dramatik iç öyküsü ele alınıyor. Madam yıllardır alıştığı o şatafata, görkeme, balolara, aşkına bir anda veda etmek zorunda kalıyor. Onun için bu zorunlu veda sürgünden başkası değildir. Artık gözden düşecek, unutulmaya başlanacak, küçük iktidarı yıkılacak, kimse ona itaat etmeyecektir. Madam'ın kitabın sonlarında söylediği gibi de, ölümü kimselerin ilgisini çekmeyecek, belki konuşulmayacaktır bile. Hayır, geri dönmenin bir yolu olmalı. Bu kadar kolay silinmemeli hatıralardan. Bir yolu olmayacak! Zweig başarılı psikolojik anlatımı ile, zirvedeki bir insanın dibe vurmasıyla nasıl enkazın altında kalmışcasına yalnız hissettiğini kısacık bir öykü ile anlatıyor. Neden mi çöküşlerdeyim!? Bana göre, Madam'ın psikolojinin bu noktaya gelişini en iyi anlatan cümle bu soruya cevap veriyor. "O da, tümüyle başkalarının ruh halinden beslenirdi. Arzulandığı zaman güzeldi, zeki insanların arasında nüktedandı, gururu okşandığında kibirliydi, sevildiği zaman aşıktı." Ve şimdi, yapayalnızdı.
Bir Çöküşün Öyküsü
OKUYACAKLARIMA EKLE
35
Tutku Petek
Bir Çöküşün Öyküsü'ü inceledi.
56 syf.
·
3 günde
·
6/10 puan
"O da kadınların çoğu gibi tümüyle başkalarının ruh halinden beslenirdi. Arzulandığı zaman güzeldi, zeki insanların arasında nüktedandı, gururu okşandığında kibirliydi, sevildiği zaman aşıktı." Herkese merhabalar. Stefan Zweig insanın psikolejik korkularının üstünde durmasını çok seviyorum ve bunu her defasında belirtiyorum. Zweig bu kitabında 48 sayfa boyunca bir kadının umutsuzluğunu, kendi ile baş başa kaldığı zaman yaşadığı yalnızlık duygusunun onu çaresizliğe nasıl sürüklediğini okuyoruz. Ayrıca; ön yargı, bencillik, çıkarcılık, aşağılama ve sınıf ayrımına da değiniyor yazar. Gerçek bir düşüş hikayesi okuyoruz. Fransız sarayında sözü geçen ve ülke aristokrasisinin üst kademelerinde yer alan Madame de Prie adındaki bir kadının zirvedeyken sergilediği abartılı davranışlarından dolayı Kral'ı tarafından sürgün edilmesini ve dibe vurmasını okuyoruz. İnce görünen anlamlı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Zweig'ın güzel tasvirleri, psikolojik incelemeleri okudukça okutan cümleleri iyice içine çekiyor ve sona nasıl geldiğinizi anlamıyorsunuz. Lakin Zweig okurken beni şaşırtmayan bir yazar. Kötü yönden değil onun yazdıklarını iyice tanıdığım için olabilir. Kitabı bitirdikten sonra Athena'nın Çöküşlerdeyim şarkısını söylemeye başladım neden bilmiyorum :) Lakin okumanızı tavsiye ediyorum.
Bir Çöküşün Öyküsü
OKUYACAKLARIMA EKLE
14