İsmet Özel'in dediği gibi: "İkna edilmişlerle yola çıkılmaz, yola inanmışlarla çıkılır." İşte bu yüzden kimseyi bir şeylere ikna etmeye çalışmıyoruz artık. Yolumuz belli, beraber yürümek isteyen yetişir.
Minimal öykü denemeleri;
“Henüz intihar etmeye tam olarak hazır değildi. Bir kavanozun içine yüz tane kapsül koydu. Doksan dokuz kapsülün içinde vitamin, bir tanesinde ise zehir vardı. Her gece yatmadan önce bir kapsül yutuyordu.
“Fazla tevazunun sonu vasat adamdan nasihat dinlemektir.” diyor İbni Haldun. Bu coğrafya böyle. Nuri Bilge’nin de dediği gibi; “Mütevazılık falan hiçbir zaman gerçek bir üst değer olamamıştır bizde. Bir ortamda mütevazı olmaya kalkarsanız saygı hemen azalmaya başlar hissedersiniz.
Cemal Süreya bir kalpten soğumayı ne kadar güzel anlatmış: "Baktım sana kızgın değilim, kırgın değilim, dargın değilim. Kısacası ben artık sana 'hiçbir şey' değilim."
Goethe, 1772 Temmuzunda Herder’e yazdığı mektupta şöyle demişti; “Musa’nın Kuran’da yaptığı gibi dua etmek istiyorum: Tanrım daralan göğsüme ferahlık ver.’’