Kişi yaşamının anlamını hep dolaylı yollardan kavrayabilir ancak - örneğin, kendisi için çok önemli bir yaşantının yeniden canlanması sırasında, o yaşantının kendisinde kalmış
anısı üzerinde düşünürken, o yaşantıyı paylaştığı -onu kendisi ile birlikte yaşamış- o kişinin kendi anısının nasıl olabileceğini kurar - ve anlar ki, bu anının içeriği kendininkinden
her zaman farklı, bambaşka olacaktır; kendisi bunun nasıl bir şey olabileceğini de hiçbir zaman bilemeyecektir; ya, bir içerik kestirebilse bile, bundan hiçbir zaman emin olamayacaktır; ya da, ne kestirirse kestirsin, en ucunda, öteki kişi, belki de o ortak yaşantıdan hiçbir anlam içeriği edinmemiş, hatta, onun anısını hiç tutmamıştır, zaten; kişinin de, artık, bunun öyle olup olmadığını öğrenme (örneğin o kişiye sorma)
yolları da kapanmıştır : yani, kişi, ne düşünmeğe çalışırsa çalışsın, hep bir kurmaca, giderek, bir uydurmaca olup çıkacaktır düşündükleri -
- hep kurmacaya ve uydurmacaya varır, üzerinde düşündükçe, anlamı, yaşamının, kişi...