Şuracıkta canım Akdeniz dururken, otele bu kadar havuz yapmalarını aklım almıyordu. Halbuki denizin hem yüzmek hem de cesetlerden kurtulmak için çok daha elverişli olduğunu herkes bilir.
Aile denen kurumun, bilhassa memleketimizde, en küçük organize kahır ve suç şebekesi olduğunu bilmeyecek kadar budala değildim elbette, ama Ortadoğululuk diye de bir gerçek vardı işte.
Sahi kimdi Pelin? Pelin sevgiydi. Sevgi neydi? Sevgi emekti. Nasıl gelmişti bizim eve? Dayım Almanya'dan anneme hediye olarak getirmişti. Dayım kimdi? Bir emekçi! Bu bir tesadüf olabilir miydi? İnsan niye koskoca kadına bir oyuncak hediye etsindi? Sakın bu fikri ona bir Alman ajanı vermiş olmasındı? Pekala da mümkündü. Milli birliğimizi bozmak için ta eski Çin'den beri başarıyla uygulanan, Türk erkeğinin cinsilatife duyduğu zaafı sömürme stratejisi şimdi de Batılılar tarafından kullanılıyor olamaz mıydı? Masum görünümlü, sarı saçlı, mavi gözlü bir plastik afet eliyle temiz bir Türk çocuğu maneviyatından edilip yozlaştırılıyor, ülkenin yabancı müdahalelere karşı ahlaki bağışıklığı yok ediliyordu. Al sana İlluminati! Bir kez daha büyük oyunu görünce bütün bağlantılar ne kadar açık, her şey ne kadar netti.