Çocuklar bugün bile, yok olan bir şeyi var etmek ümidiyle abrakadabra diye bağırırlar. Elbette bugün artık bu kelimenin oyun tekerlemesi olmadığını unuttuk; kökleri eski Arami gizemciliğine dayanır. Avrah Ka-Dabra, 'konuştuğum sırada yaratıyorum' anlamına gelir.
Doğanın sırlarının ardında, anlaşılmaz, soyut ve açıklanamaz bir şey duruyor. Anlayabileceğimiz her şeyin ötesindeki bu güce hürmet etmek benim dinimdir.
Göremediğimiz ya da anlayamadığımız 'gizemli' güçlerin hala ciddiye alınmadığı karanlık çağlarda yaşıyor olamaz mıyız? Tarih bize bir şey öğrettiyse o da bugün alaya aldığımız garip düşüncelerin bir gün kabul edilen gerçeklere dönüştüğüdür.
Kötülük doğal bir yasadan başka nedir? Aydınlığı karanlık takip ederdi. Düzeniyse karmaşa... Esas olan, her şeyin yitirildiğiydi. Her şey bozulurdu. Mükemmel biçimde sıralanmış kristal sonunda toz parçacıkları haline gelirdi.
Boş yere kurşunu altına dönüştürmeye çalışan eski simyacılar bunun, insanın gerçek potansiyelini ortaya çıkarmak anlamına gelen bir mecaz olduğunu anlamamışlardı. Kurşunun altına dönüşmesi aslında, boş ve cahil bir zihni çalışan ve aydınlanmış bir akla dönüştürmek demekti.